RSS Parrot

BETA

🦜 Kenan Č. / @Kenancamurcu

@nitter.poast.org.kenancamurcu@rss-parrot.net

I'm an automated parrot! I relay a website's RSS feed to the Fediverse. Every time a new post appears in the feed, I toot about it. Follow me to get all new posts in your Mastodon timeline! Brought to you by the RSS Parrot.

---

Twitter feed for: @Kenancamurcu. Generated by nitter.poast.org

Your feed and you don't want it here? Just e-mail the birb.

Site URL: nitter.poast.org/Kenancamurcu

Feed URL: nitter.poast.org/kenancamurcu/rss

Posts: 228

Followers: 3

R to @Kenancamurcu: İran rejiminin elitleri, ABD ile müzakereleri sürdürürken, anlaşma karşıtı grupları kilit pozisyonlardan temizliyor. Anlaşmaya muhalif Said Celili, Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi'nden uzaklaştırılmış. Celili, rejimin sertlik yanlısı tabanındaki en popüler figürlerden biri ve uzun süredir ABD'ye yönelik tavizlere karşı muhalefetin başını çekiyor. Rejim, önündeki en büyük engelin Amerika Birleşik Devletleri değil, bizzat kendi ideolojik destekçileri olabileceğinin farkında. Tüm devrimci söylemlerine rağmen rejim; hayatta kalma ve stratejik çıkarlar söz konusu olduğunda, en sadık ve popüler sertlik yanlılarını bile kenara itmeye hazır. (Kaynak: @TheIranWatcher)

Published: June 14, 2026 19:15

İran rejiminin elitleri, ABD ile müzakereleri sürdürürken, anlaşma karşıtı grupları kilit pozisyonlardan temizliyor. Anlaşmaya muhalif Said Celili, Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi'nden uzaklaştırılmış. Celili, rejimin sertlik yanlısı tabanındaki en popüler…

Almanya, Curaçao'ya biraz ayıp etti.🙂 Bu kupada favorim Fas. #WorldCup2026 #FIFAWorldCup #Football 🇲🇽🇨🇦🇺🇸🏆⚽

Published: June 14, 2026 19:07

Almanya, Curaçao'ya biraz ayıp etti.🙂 Bu kupada favorim Fas. #WorldCup2026 #FIFAWorldCup #Football 🇲🇽🇨🇦🇺🇸🏆⚽

R to @Kenancamurcu: Hamas militanları küçücük çocukların gözü önünde birilerini infaz ediyor. Vahşi bir ortam, korkunç, ürkütücü. Çocuklar da yetişkinler de tekbirlerle, bağrış çığrış, coşku içinde bu vahşeti izliyor, destekliyor, histerik heyecanla dehşete katılıyor. Gelişmiş Batı ülkelerinde yüksek refah, özgürlükler ve demokrasi standartlarında sokaklarda işte şu manzaraya destek vererek "Özgür Filistin" sloganı atıyorlar. Bu arada "özgür Filistin" de Yahudilerden çalınmış slogan. Detayı yukarıda var.⬆️ İngiliz manda yönetimi varken Yahudiler kullanıyordu bu sloganı. Çünkü o zamanlar "Filistin ülkesi" Yahudi vatanı demekti ve Araplar bu adlandırmayı kullanmaya şiddetle karşıydılar. Bu sebeple 1948 savaşından sonra 1967'ye kadar doğu Kudüs ve Batı Şeria ellerinde olmasına rağmen oraya Filistin ülkesi demediler, Filistin devleti kurmadılar, kendilerine Filistin halkı adını vermediler.

Published: June 14, 2026 18:06

Hamas militanları küçücük çocukların gözü önünde birilerini infaz ediyor. Vahşi bir ortam, korkunç, ürkütücü. Çocuklar da yetişkinler de tekbirlerle, bağrış çığrış, coşku içinde bu vahşeti izliyor, destekliyor, histerik heyecanla dehşete katılıyor. …

Cahil cesareti veya cüretkarlığı sözü, Türkçe'deki en güzel deyişlerden olabilir. Ben lugat alimlerinden ve müfessirlerden bahsediyorum, cüretkar cahil, meali açıp şu ayeti görüyor, bahsettiğim o alimlerin, müfessirlerin, lugatçıların, hiçbirimizin bu ayeti görmediğini düşünüp kör ve sağır olduğumuza hükmediyor.🙂 La havle vela kuvvete, ne diyeyim ki.🙂

Published: June 14, 2026 17:47

Cahil cesareti veya cüretkarlığı sözü, Türkçe'deki en güzel deyişlerden olabilir. Ben lugat alimlerinden ve müfessirlerden bahsediyorum, cüretkar cahil, meali açıp şu ayeti görüyor, bahsettiğim o alimlerin, müfessirlerin, lugatçıların, hiçbirimizin bu…

R to @Kenancamurcu: Hollanda Krallığına aitken bağımsızlığını kazanıp devlet olmuş Curaçao. 15 sene önce. 160 bin civarında nüfusu var. Kimsenin olup bitenden haberi yok. İnsanlar ilgilenmiyor da. Fakat Kenan ülkesinin yerlisi Yahudiler devlet kurmak istediğinde kıyamet kopardılar. Hala da devam ediyorlar. Osmanlı devletine isyan etmiş Araplara "Siz de kurun devletinizi" demiş Yahudiler, kabul etmemişler. Takıntılı ve saplantılı şekilde Yahudileri oradan sürüp çıkarmak istemişler. Defalarca saldırmışlar, hep yenilmişler. Oraların kendilerine ait olduğunu iddia ediyorlar. Neden onların? Üstelik tamamına yakını Mısır, Irak, Suriye, Ürdün, Suudi Arabistan ve başka yerlerden gelmiş göçmenken. Gazze'nin Mısır'a, Batı Şeria'nın Ürdün'e ait olduğu sırada devlet istememişler. Fakat Yahudiler devlet kurunca aniden devlet kurası tutmuş Arap göçmenlerin. Kursunlar tabii, ama onu da istemediler hiç. İstedikleri bir tek şey var: Yahudiler burada olmasın. Hani Dursun, son arzusunun annesini görmek olduğunu söylemiş de Temel'e son arzusu sorulunca "Dursun annesini görmesin" demiş ya, o hesap.

Published: June 14, 2026 17:40

Hollanda Krallığına aitken bağımsızlığını kazanıp devlet olmuş Curaçao. 15 sene önce. 160 bin civarında nüfusu var. Kimsenin olup bitenden haberi yok. İnsanlar ilgilenmiyor da. Fakat Kenan ülkesinin yerlisi Yahudiler devlet kurmak istediğinde kıyamet…

Trump, tam anlaşmanın arifesinde İsrail'in, saldırıya uğramadıkça operasyonlarını durdurmasını isterken Yeruşalayim, Beyrut ve Gazze'de çifte operasyonla Hizbullah'tan ve Hamas'tan arta kalanları vurmaya devam etti. Gazze'de 7 Ekim saldırısının teröristlerinden Halil el-Masri'yi Gazze'nin merkezinde Sevre Caddesi'nde bir kafede otururken keskin nişancı ile öldürdü. Beyrut'ta da Hizbullah'tan geriye kalan az sayıda militanın karargah haline getirdiği binayı vurdu. Tabela örgütü Hizbullah'ın şematik lideri Naim Kasım'ın bu operasyonda öldüğü iddiası doğrulanmadı. (Beyrut videosu için kaynak: @fahadddd83)

Published: June 14, 2026 16:50

Trump, tam anlaşmanın arifesinde İsrail'in, saldırıya uğramadıkça operasyonlarını durdurmasını isterken Yeruşalayim, Beyrut ve Gazze'de çifte operasyonla Hizbullah'tan ve Hamas'tan arta kalanları vurmaya devam etti. Gazze'de 7 Ekim saldırısının…

R to @Kenancamurcu: İran rejiminin "süper devrimci" denilen aşırı sağ ve ultra muhafazakar taraftarları Trump'ın anlaşmasına şiddetle karşı. Ya da öyle görünerek rollerini oynuyorlar. En meşhurlarından Ali Abdi, iki savaşın rejimi teslim almak için yapılan aldatmaca olduğunu iddia etmiş. Rejimin süper devrimcileri, ultra muhafazakarlar, şahinler, adına ne denirse artık, Aragçi ve Galibaf'ın Trump'la imzalamak üzere olduğu anlaşmaya şiddetle karşı. Teslimiyet olduğunu savunuyorlar. Aşırı sağın meşhurlarından Ali Abdi, Nazi Almanyası ve Sovyetler Birliği'nden örnek vererek tarihin en büyük aldatma operasyonuyla bu iki rejimin bertaraf edildiğini söylüyor. Aynı yöntemin İran'a da uygulandığını iddia ediyor ve bu taktiğin etkili olmasını sağlayanların da yönetime nüfuz etmiş unsurlar olduğunu öne sürüyor. Kastedilen "nüfuz unsurları" Aragçi ve Galibaf elbette. Aragçi ve Galibaf'ı düpedüz ajanlıkla suçluyor yani. Diplomasinin ülkenin egemeni haline gelmesinden de şikayetçi. "Generaller de diplomat oldu" diyor mesela. Nazi Almanyasının teslim alınmasında stratejik aldatmaya verdiği örnek D-Day, Normandiya çıkarması. Müttefik güçlerin 500 bin kişilik kuvveti bir günde Normandiya sahillerine ayak bastırmasının Almanların aldatmak için tertiplenmiş oyun olduğunu iddia ediyor. Yine Reagan'ın "Yıldız Savaşları" projesinin de Sovyetleri çökerten sahte proje olduğunu savunuyor. Bununla yarışmaya girişen Sovyetlerin ekonomisinin bu yüzden çöktüğünü düşünüyor. Fakat garip olan şu ki, İran rejiminin vekil güçlere ve silahlanmaya ayırdığı bütçeyle ekonominin çökmesinden benzer bir sonuç çıkarmıyor. Ona göre aldatma operasyonu, 12 günlük ve 42 günlük savaş idi. Bu savaşlarla içerideki nüfuz ajanlarını korkuttular ve onlara teslim anlaşmasını imzalatıyorlar. Diplomatik yöntemi tüm anlayışlara egemen kıldıkları için de bu kararı tüm kesimlere kabul ettirebildiler. Biraz tuhaf bir analiz evet. Halbuki İran rejimini halktan koparan ve zaafa uğratan tek kalem, İsrail'le savaş saplantısı ve bu uğurda tüm kaynaklarını harcamasıydı. Hamenei hiçbir zaman Batı dünyasıyla yakın temas istemedi, çünkü gelişmiş ülkelerin demokratik standartları uygulanırsa kapalı rejimi ayakta tutamayacağını biliyordu. Süper devrimciler de aynı zihniyette. Özgürlükler, insan hakları ve hukuka dayalı bir rejimin ellerindeki gücü kaybetmelerine neden olacağını görüyorlar. İran halkı tercihte bulunma hakkı tanınsa mevcut diktatörlük bir gün bile ayakta kalamaz. (Videonun kaynağı: @hasansarbazpur)

Published: June 14, 2026 16:21

İran rejiminin "süper devrimci" denilen aşırı sağ ve ultra muhafazakar taraftarları Trump'ın anlaşmasına şiddetle karşı. Ya da öyle görünerek rollerini oynuyorlar. En meşhurlarından Ali Abdi, iki savaşın rejimi teslim almak için yapılan aldatmaca olduğunu…

ABD-İran anlaşmasına ilişkin İran tarafının açıkladığı taslak şu: 1) İran İslam Cumhuriyeti ve Amerika Birleşik Devletleri, müttefikleriyle birlikte, bu mutabakat zaptının imzalanmasıyla, Lübnan da dahil olmak üzere tüm cephelerdeki savaşın derhal ve kalıcı olarak sona erdiğini ilan ederler. Taraflar, bundan sonra birbirlerine karşı savaş başlatmamayı ve güç kullanmaktan ya da güç kullanma tehdidinden kaçınarak savaşın kalıcı olarak sona erdiğini nihai bir anlaşmayla teyit etmeyi taahhüt ederler. 2) İran İslam Cumhuriyeti ve Amerika Birleşik Devletleri, birbirlerinin toprak bütünlüğüne saygı göstermeyi ve birbirlerinin iç işlerine karışmamayı taahhüt ederler. 3) İran İslam Cumhuriyeti ve Amerika Birleşik Devletleri, müzakereleri yürütmeyi ve tarafların mutabakatıyla en fazla 60 gün içinde nihai bir anlaşmaya varmayı taahhüt ederler. 4) Bu mutabakat zaptının imzalanmasından hemen sonra, Amerika Birleşik Devletleri deniz ablukasını kaldırmayı ve İran İslam Cumhuriyeti'ne yönelik her türlü tacizi önlemeyi taahhüt eder. İran İslam Cumhuriyeti, 30 gün içinde trafiği tam kapasiteye döndürecektir. Bu süre zarfında trafik, savaş öncesindeki İran İslam Cumhuriyeti trafik seviyesiyle orantılı olacaktır. Amerika Birleşik Devletleri ayrıca, nihai anlaşmadan sonraki 30 gün içinde güçlerini çevre bölgelerden çekmeyi taahhüt eder. 5) Bu mutabakat zaptının imzalanmasıyla birlikte, İran İslam Cumhuriyeti, Basra Körfezi ile Umman Denizi arasındaki ticari gemi trafiğinin savaş öncesi seviyelere dönmesini sağlamak için derhal teknik engellerin kaldırılması gerekliliğini göz önünde bulundurarak gerekli düzenlemeleri yapacaktır. 6) Amerika Birleşik Devletleri, İran'ın yeniden inşası ve ekonomik kalkınması için, tarafların üzerinde mutabık kaldığı en az 300 milyar dolarlık nihai bir planla, bölgesel ortaklarıyla birlikte nihai anlaşmadan sonraki 60 gün içinde bu planı uygulama mekanizmasını oluşturmayı taahhüt eder. 7) Amerika Birleşik Devletleri, İran İslam Cumhuriyeti'nin şu anda karşı karşıya olduğu Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi ve Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu kararları da dahil olmak üzere, tüm yaptırım türlerini ve birincil ve ikincil tüm tek taraflı Amerikan yaptırımlarını nihai anlaşmanın bir parçası olarak belirli bir zaman çizelgesinde sona erdirmeyi taahhüt eder. 8) İran İslam Cumhuriyeti, hiçbir şekilde nükleer silah üretmeyeceğini bir kez daha vurgular. İran İslam Cumhuriyeti ve Amerika Birleşik Devletleri, zenginleştirilmiş maddelerin durumu, nükleer yakıt döngüsünün durumu ve nükleer meselelerle ilgili diğer tüm konuların nihai bir anlaşmada, tatmin edici bir çerçeveye dayalı olarak tartışılması konusunda mutabık kalmışlardır. 9) İran İslam Cumhuriyeti ve Amerika Birleşik Devletleri, nihai anlaşmaya kadar mevcut durumu korumayı kabul ederler. İran mevcut nükleer programını koruyacak ve Amerika Birleşik Devletleri, İran'a karşı yeni yaptırımlar uygulamayacak ve bölgedeki güçlerini takviye etmeyecektir. 10) Amerika Birleşik Devletleri, bu mutabakat zaptının imzalanmasından hemen sonra ve yaptırımların sona ermesine kadar, Hazine Bakanlığı'nın İran'ın ham petrol, petrokimya ürünleri ve türevlerinin ihracatı ile ilgili tüm bankacılık, sigorta, nakliye ve diğer hizmetlere yönelik yaptırımlarını kaldırmayı taahhüt eder. 11) Amerika Birleşik Devletleri, İran İslam Cumhuriyeti'ne ait dondurulmuş fonları ve sınırlı varlıkları, nihai anlaşmaya yönelik müzakerelerin ilerlemesini dikkate alarak, nihai anlaşma gerçekleşene kadar serbest bırakmayı ve tamamen kullanılabilir hale getirmeyi taahhüt eder. Bu fonlar, İran Merkez Bankası tarafından belirlenen ana hesaba aktarılacak ve tamamen kullanılabilir olacaktır. Amerika Birleşik Devletleri, gerekli onayları ve izinleri bu doğrultuda vermeyi taahhüt eder. 12) İran İslam Cumhuriyeti ve Amerika Birleşik Devletleri, başarılı bir uygulama ve gelecekteki anlaşmaya uyum için bir denetleme mekanizması oluşturmayı kabul ederler. 13) Bu mutabakat zaptının imzalanmasından ve 4, 5, 10 ve 11. maddelerin uygulanmasının güvence altına alınmasından sonra, İran İslam Cumhuriyeti ve Amerika Birleşik Devletleri yalnızca diğer maddeler hakkında nihai anlaşma müzakerelerine başlayacaklardır. 14) Nihai anlaşma, bir Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararıyla bağlayıcı hale gelecektir.

Published: June 14, 2026 13:45

ABD-İran anlaşmasına ilişkin İran tarafının açıkladığı taslak şu: 1) İran İslam Cumhuriyeti ve Amerika Birleşik Devletleri, müttefikleriyle birlikte, bu mutabakat zaptının imzalanmasıyla, Lübnan da dahil olmak üzere tüm cephelerdeki savaşın derhal ve…

R to @Kenancamurcu: Peygamber döneminde Medine'de kadınları tacizlerden korumak için uygulanmış tedbirle ilgili değil bu. Kadın bedeninin doğuştan suçlu olduğunu düşündükleri için onu böyle görünmez hale getiriyorlar. Soru şu: Müslüman ülkelerde veya Batı toplumlarında yaşayan İslamcılar, kadının onur ve saygınlığını yok eden şu mecburiyet ve mahkumiyete itiraz ediyor mu? Tabii ki hayır. Böyle örtünmeyen kadınlar bile savunuyor bunu. Sosyal iletişimi tamamen iptal eden bu sarıp sarmalamada itibar, ihtiram, saygı bulmayan müslümanları da ya müslüman kabul etmiyorlar ya da onların İslam'ı temsil etmediğini düşünüyorlar. Yani Müslümanlığın din kültürü, üreme ve ev hizmetlerine yaradığı için kadınları topluca imha etmiyor ama toplumsal kimliğini yok ederek sadece işleviyle sınırlı yaşamasına izin veriyor. @amjadt25 zaman zaman BAE örneğini vererek Müslümanlığın bu olmadığını söylemeye çalışıyor, ama hiç faydası yok artık. Müslümanlığı terketmiş @DanBurmawy haklı. Teorik müslümanlığın ne olduğunun önemi kalmadı. Yaşayan müslümanlık ne ise İslam odur ve bu İslam, müslüman ülkeleri mahvettiği gibi Batılı gelişmiş ülkeleri de kendine benzetmek, çürütmek, fesada uğratmak istiyor. Aşağıdaki videoyu @Corleone040480 aktarmış. Bu kadınlar doğduklarında hiçbir yüze, sese veya hakka sahip değiller. Babalarının veya kocalarının özel mülkü kabul ediliyorlar. Gezegende en düşük sosyal statüye sahip kadınlar bunlar. Bazı topluluklarda bir kez evlendiklerinde, hayatları tamamen değişir. Yüzlerini gösterme, fikirlerini ifade etme veya kendi hayatları hakkında karar alma hakları yoktur. Kuzey Pakistan'ın Peşaver şehrinde, yaklaşık on yaşından itibaren birçok kız çocuğu tamamen örtünmek zorunda. Gözler bile küçük bir ızgaranın arkasında kalmalı. Gizli sokaklarda yürürler ve bu küçük deliklerden dünyayı görürler; tenlerinde havayı hissetmeden veya dünyayı özgürce görmeden. Sosyal baskı, sessiz bir mahkûmiyet gibi işler. Yazın 45 derece sıcaklıkta bile bu boğucu kumaşın içinde sarılı kalmak zorundalar. Bu topluluklarda, yabancı erkeklerle konuşamazlar ve aileleri dışında birinin onların yüzünü görmesine izin verilmez. Eğer bu kuralları çiğnerlerse, dışlanırlar, kovulurlar, hatta sokakta kaderlerine terk edilebilirler. Yani desteksiz, korunmasız ve onlar adına cevap verecek kimse olmadan. Dahası, evlenecekleri kişiyi bile kendileri seçemez. Aile onlar adına karar verir ve kocalarıyla olan ilk gerçek temasları, evlilik çatısı altında gerçekleşir. Gölgede yaşamak onların tek seçeneğidir. Kamusal hayata katılamazlar. Bu evrende evlilik sadece bir hayat değişikliğini değil, neredeyse tam bir özerklik kaybını ifade eder. Tek başlarına dışarı çıkamazlar; eğitimleri, sağlıkları veya gelecekleri hakkında karar veremezler. Hayat, ev ve sessizlikten ibarettir.

Published: June 14, 2026 09:47

Peygamber döneminde Medine'de kadınları tacizlerden korumak için uygulanmış tedbirle ilgili değil bu. Kadın bedeninin doğuştan suçlu olduğunu düşündükleri için onu böyle görünmez hale getiriyorlar. Soru şu: Müslüman ülkelerde veya Batı toplumlarında…

Tanrı, insanın hiç gidemeyeceği uzaklıkları niye yarattı, dünyanın yaratılışı neden 4 milyar sene sürdü gibi sorular sorduğumuzda deniyor ya, bu büyüklük ve zaman sana göre. DNA'ya bakıp bunun sadece tasarım sonucu olabileceği söylendiğinde de aynı akıl yürütmeyle denilmeli ki, bu sana karmaşık görünüyor, aslında basit. Dramayı artırmak için altına ses efekti de döşenerek hazırlanmış videodaki iddia şu: DNA'da birlikte çalışmak üzere koordine edilmiş en az 7 ana sistem var. Bu sistemleri inşa etmek için tahminen 130-200 arası benzersiz protein yapı taşı çalışıyor. Mükemmel bir uyum içinde tasarlanmış binlerce protein. Parçalardan biri orada olmazsa DNA ölür. Süreç, mükemmel bir uyum içinde koreografisi yapılmış toplam 7 adımdan oluşuyor. Yani süreç, hem sistemlere hem de onarım talimatlarına, hepsinin aynı anda, bir bütün halinde sahip olmalı. Bu olmadan yaşam ayakta kalamaz. Böyle bir sistem adım adım evrimleşemez. DNA, tam bir onarım sistemi gerektirir; bu sistem olmadan DNA hızla yok olur. Yaşam, DNA olmadan evrimleşemez. DNA'yı kesen bir proteinin, nereyi keseceğini bilmeden evrimleştiğini hayal edin. Güle güle DNA. Bir sistem, mükemmel bir uyum içindeki birden fazla koordineli parça tarafından yürütülen, kesinlikle koreografisi yapılmış bir süreci takip ettiğinde bu, her zaman zekânın sonucudur. Tüm tecrübelerimize göre yaşam tasarlanmıştır. Bunu inkâr etmek düpedüz saçmalıktır. *** Yaşam bir zekanın tasarlaması ise şu DNA sisteminin bu karmaşıklık ve tasarım harikası haliyle dünyada hayatın ortaya çıktığı gün de var olması gerekir. Zaman içinde evrimleşip mükemmelleşmiş olmamalı yani. Tasarım ve yaratılış yanlısı düşünce bunu kanıtlayabiliyor mu? Yahut eldeki en eski fosillerde DNA sisteminin bu karmaşıklığını kanıtlayan örnek var mı? Biyolojinin söylediği şu: - Evrimde parçalar başlangıçta başka bir işlev için evrilmiş olabilir; zamanla bu parçalar bir araya gelerek bugün gördüğümüz karmaşık sistemleri oluşturdu. Yani sistem, tek bir anda "tamamlanmış" olarak ortaya çıkmak zorunda değil. - DNA onarım mekanizması gibi sistemler, "ya hep ya hiç" şeklinde değil, çok daha basit öncül süreçlerden evrildi. İlkel bir tamir mekanizması, kusurlu bile olsa, hayatta kalma şansını artırarak doğal seçilimle zamanla daha verimli hale geldi. - Karmaşık sistemlerin "akıllıca" görünmesi, zekânın değil, milyonlarca yıllık "deneme-yanılma" (mutasyon ve doğal seçilim) sürecinin bir sonucu. Doğal seçilim, işlevsiz parçaları eler ve işlevsel olanları biriktirerek karmaşıklığı oluşturur. Netice itibariyle, "yaratılış" ve "tasarım" varsayımı, açıklayıcı bir bilimsel hipotez sunmak yerine bir "açıklama durdurucu". Bilim, gözlemlenebilir süreçleri inceler; tasarım iddiası ise test edilemez olduğu için bilimsel bir teori değil, teolojik bir inanç sistemi olabilir ancak. Tanrının bütün mesaisinin mükemmel tasarımda yaratmalar olduğu iddiasına yaratılışa inanan filozoflar da itiraz ediyor. İslam düşüncesindeki Meşşai okulu, İbn Arabi benzeri sufiler, Batı düşüncesinde Leibniz'in "mümkün dünyaların en iyisi" tezine karşı çıkanlar ve Tanrı'nın iradesini herhangi bir "mükemmellik" kalıbına hapsetmeyi reddeden William of Ockham gibi iradeci teologlar mesela. Tanrı big bang'le patlamış olabilir, ama evrenler ve yaşam zamana yayılmış halde oluştu, oluşuyor. Mükemmel tarafları da var, berbat kusurları da.

Published: June 14, 2026 08:31

Tanrı, insanın hiç gidemeyeceği uzaklıkları niye yarattı, dünyanın yaratılışı neden 4 milyar sene sürdü gibi sorular sorduğumuzda deniyor ya, bu büyüklük ve zaman sana göre. DNA'ya bakıp bunun sadece tasarım sonucu olabileceği söylendiğinde de aynı akıl…

Medine'ye müslümanların gelmesiyle kadınlara taciz olayları başladı. Mekke'de kadınların örtünmesiyle ilgili ayet olmamasını Mekke'de sadece inanç konularında ayetler olduğuyla izah etmek, örtünmenin inanç konusu olmadığını itiraf anlamına gelir. Örtünme seküler bir düzenlemedir ve ihtiyaca binaendir, inançla alakalı değildir.

Published: June 14, 2026 08:20

Medine'ye müslümanların gelmesiyle kadınlara taciz olayları başladı. Mekke'de kadınların örtünmesiyle ilgili ayet olmamasını Mekke'de sadece inanç konularında ayetler olduğuyla izah etmek, örtünmenin inanç konusu olmadığını itiraf anlamına gelir. Örtünme…

1967 sınırları deyip duranları derin dondurucuya havale eden bir soru Golda Meir'inki: 1967 sınırlarına çekilin diyorlar, zaten o sınırlardaydık neden gelip savaştınız öyleyse?

Published: June 14, 2026 08:19

1967 sınırları deyip duranları derin dondurucuya havale eden bir soru Golda Meir'inki: 1967 sınırlarına çekilin diyorlar, zaten o sınırlardaydık neden gelip savaştınız öyleyse? Kenan Çamurcu 🌐💙 (@Kenancamurcu) İsrail'in dördüncü başbakanı Golda Meir ta…

R to @Kenancamurcu: Hamas'ın Siyasi Büro üyesi Musa Ebu Marzuk'un 27 Ekim 2023 tarihinde Russia Today (RT) kanalına verdiği röportajda net itiraf etmiş: Gazze'deki tünelleri kendimizi (Hamas militanları) korumak için yaptık. %75'i mülteci olan Gazzelileri BM korumak zorunda. Musa Ebu Marzuk da diğer Hamas liderleri gibi çok ihtimalli düşünemeyen ama Filistin bağışları sayesinde milyon dolarları olan vasıfsız bir zengin. Diğer örnekleri yukarıdaki twitlerde var.⬆️ Hem Gazzelilere yardım olarak gönderilen milyar milyar dolarları tünellere harcayıp onlara sefalete mahkum ederken tünelleri onlar için yapmadıkların itiraf etmiş; hem de Gazzelilerin %75'inin mülteci olduğunu ve Gazze'nin yerlisi olmadıklarını itiraf etmiş. Bakın neler neler söylemiş: Sunucu: Birçok kişi şunu soruyor: 500 kilometre tünel inşa ettiğinize göre, neden sivillerin bombardıman sırasında saklanabileceği sığınaklar inşa etmediniz? Musa Ebu Marzuk: Biz tünelleri inşa ettik, çünkü kendimizi (Hamas militanlarını) öldürülmekten ve hedef alınmaktan koruyacak başka bir yolumuz yok. Bu tüneller bizi uçaklardan korumak içindir ve biz tünellerin içinden savaşıyoruz. Gazze Şeridi’ndeki insanların %75'inin mülteci olduğunu herkes bilir ve onları korumak Birleşmiş Milletler'in sorumluluğundadır. Cenevre Sözleşmeleri'ne göre, işgal altında oldukları sürece onlara tüm hizmetleri sağlamak işgalci gücün sorumluluğundadır. *** BM'nin nevrotik ve histerik raportörü Albanese de aynı şeyi sürekli tekrarlıyor. Tam bir ağız birliği var aralarında. Gazze'nin İsrail işgali altında olduğu sadece bir iddia. İsrail'in kendisine yönelik saldırıları önlemek için Gazze'ye silah, füze, mühimmat, askeri destek ve malzeme girmesini engellemesinin işgal sayıldığını savunuyor bu iddia. İsrail 2005'te Gazze'den çekilmesine rağmen orada asker bulunmamasının işgal olmadığı anlamına gelmeyeceğini söylüyor. İsrail ise, 2005'teki tek taraflı çekilme sonrası bölgeyi artık işgal etmediğini ve dolayısıyla oradaki sivil halkın yönetimi konusunda hukuki bir sorumluluğu bulunmadığını savunuyor. Albanese gibi düşünenler ve Hamas'ın savunduğu model şu: İsrail'e 7 Ekim benzeri saldırılar yapılabilmesini sağlayacak her türlü askeri tedarik için Gazze'ye giriş çıkış tam serbest olmalı, Hamas İsrail'e dilediği gibi saldırabilmeli, İsrail karşılık verememeli ve İsrail, kendisine füzelerle saldırılan Gazze'nin her türlü ihtiyacını karşılamalı. Türkçe'de avam bir argo var malum, "... güzel mi?" diyorlar.

Published: June 14, 2026 08:11

Hamas'ın Siyasi Büro üyesi Musa Ebu Marzuk'un 27 Ekim 2023 tarihinde Russia Today (RT) kanalına verdiği röportajda net itiraf etmiş: Gazze'deki tünelleri kendimizi (Hamas militanları) korumak için yaptık. %75'i mülteci olan Gazzelileri BM korumak zorunda. …

Toronto'da İran rejiminin taraftarı rejimin bayrağını sallarken muhalif İranlı kadın tepki gösteriyor. Fakat rejim yandaşının yanında video çeken Rus kadın, İranlı muhalife, göbeğini göstererek mi gençlere örnek olduğunu soruyor. Adam "nataşa" diye hakaret ediyor. Acayip! Kadın: (İran bayrağını tutan adama) O pis terörist bayrağını indirmeme izin var mı? İndir şunu! Pis terörist bayrağı. (Yanındaki kadına dönerek) İranlı mısın? Kamerayı tutan kişi: Hayır, Rusum. Kadın: Pis terörist bayrağı. Eğer bu… Kamerayı tutan kişi: Göbeğini göstermen de güzel olmuş. Kadın: Nesi varmış göbeğimin? Kamerayı tutan kişi: Bilmiyorum, bu şık mı? Genç kızlara örnek mi oluyorsun? Kadın: (Kamerayı tutan kişiye) Sen niye şort giyiyorsun o zaman? Neden şort giyiyorsun? Kamerayı tutan kadın: İran'daki kadınların iki üniversite diploması var. Kadın: Ben İranlıyım, seni aptal! Kamerayı tutan kişi: …iki üniversite diploması var. Kadın: Ne olmuş yani? Kamerayı tutan kişi: (Polise dönerek) Göbeğini gösteren bir kışkırtıcısın. Kadın: Evet, avukatım! Kamerayı tutan kişi: Avukat, göbeğini mi gösteriyorsun? Göbeğini mi gösteriyorsun? Polis: (Kadını uzaklaştırırken) Pekâlâ, tamam. Bayrağı tutan rejim yanlısı muhalif İranlıya Rus kadınlara fahişe gösteren klişe lafla hakaret ediyor: Natasha, güle güle! Adam "Nataşa" diye hakaret ederken yanındaki Rus kadın da İranlı muhalife "deli bu" diyor. *** Çılgınlık İran'daki rejimle ve yandaşlarıyla sınırlı değil. Toronto'ya kadar taşmış halde. Medeni insanlar şu delirmişlikle nasıl başetsin.

Published: June 14, 2026 07:37

Toronto'da İran rejiminin taraftarı rejimin bayrağını sallarken muhalif İranlı kadın tepki gösteriyor. Fakat rejim yandaşının yanında video çeken Rus kadın, İranlı muhalife, göbeğini göstererek mi gençlere örnek olduğunu soruyor. Adam "nataşa" diye hakaret…

R to @Kenancamurcu: ABD’nin eski Orta Doğu Barışından Sorumlu Başkanlık Elçisi Morgan Ortagus demiş ki: "Muhammed bin Selman’ın ana odağı tahta giden yolu güvence altına almak. İsrail ile anlaşma buna yardımcı olacaksa anlaşır." ABD’nin eski Orta Doğu Barışından Sorumlu Başkanlık Elçisi Morgan Ortagus, FDD (Demokrasileri Savunma Vakfı) tarafından düzenlenen bir etkinlikte ilginç bir değerlendirme yapmış. Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın ana odağının tahta giden yolu güvence altına almak ve Kral Selman'dan iktidara huzurlu bir geçişi sağlamak olduğunu söylemiş. Ortagus'a göre Suudi Arabistan ve İsrail arasında olası bir normalleşme anlaşmasını bu bakış açısıyla değerlendirmek gerek. "İsrail ile bir anlaşma yapmak, onun kral olmasına yardımcı olur mu, olmaz mı?" doğru soru bu. Ortagus'un, Trump yönetimi altında tarihi bir anlaşmanın gerçekleşeceğine inandığı söyleniyor. Ancak iç siyasi ve güvenlik dinamikleri, sürecin neden son derece karmaşık olduğunu ve zaman aldığını açıklıyor ona göre.

Published: June 14, 2026 07:19

ABD’nin eski Orta Doğu Barışından Sorumlu Başkanlık Elçisi Morgan Ortagus demiş ki: "Muhammed bin Selman’ın ana odağı tahta giden yolu güvence altına almak. İsrail ile anlaşma buna yardımcı olacaksa anlaşır." ABD’nin eski Orta Doğu Barışından Sorumlu…

R to @Kenancamurcu: Netanyahu hakkında tutuklama kararı çıkaran savcı, Kerim Han, "cinsel saldırı" suçlamasıyla görevden alınmıştı. Reuters'ın haberinde ülkelerin oyları var. @HillelNeuer duyurmuş: Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) bürosunun üçte ikisi, Başsavcı Karim Khan'ı bir çalışanına cinsel saldırıda bulunarak "ağır görevi kötüye kullanma" ve "görevini ciddi şekilde ihlal etme" suçlarından suçlu buldu. Khan'ın aleyhinde oy kullanan 14 ülke: İsviçre, Japonya, Belçika, Şili, Kıbrıs, Ekvador, Finlandiya, İtalya, Letonya, Polonya, Slovenya, Güney Kore, Brezilya, Yeni Zelanda. Khan'ın lehinde oy kullanan 4 ülke: Güney Afrika, Senegal, Kenya, Sierra Leone. Çekimser kalan 3 ülke: Uganda, Bosna Hersek, Bolivya. @JoelleAdler de demiş ki: Ortadaki kötülük George Clooney'nin eşi (Amal). Delilleri o topladı ve yalan söyledi. Ailesi, parasını Lübnan'daki teröristlere silah satarak kazandı. Neden herhangi bir yaptırıma veya incelemeye maruz kalmadan işin içinden sıyrılabildi? *** Yani BM dahil uluslararası kuruluşların tamamı, örtülü olarak İran, açıktan da Katar ve başka ülkelerin "para konuşur" yöntemiyle yozlaştırdığı nüfuz araçları. Hiçbiri önündeki dosyaya, delillere, gerçeklere bakmıyor.

Published: June 14, 2026 07:08

Netanyahu hakkında tutuklama kararı çıkaran savcı, Kerim Han, "cinsel saldırı" suçlamasıyla görevden alınmıştı. Reuters'ın haberinde ülkelerin oyları var. @HillelNeuer duyurmuş: Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) bürosunun üçte ikisi, Başsavcı Karim Khan'ı…

Şaşırtıcı gelişme: Ynet'e göre Netanyahu, İran anlaşmasını kabul etme kararı almış. Fakat güvenlik yetkilileri karamsarmış ve bu gelişmeyi bir felaket olarak görüyormış. İsrail'de Trump'ın İran'la anlaşmayı kabul etmesine tepkiler şöyle: İsrailli üst düzey bir yetkili şöyle demiş: "Bundan kimse memnun değil. Bunun bizim için iyi olmadığını ve İsrail'in çıkarlarına zarar verdiğini anlıyoruz. Endişe verici olan, İsrail'in bu süreci etkileyememesi. Sesi duyulmuyor." Trump'a duyulan öfke ise gözle görülür düzeyde. Deniyormuş ki, "Trump bizi sattı, darbeyi biz yedik. Artık sürecin içinde değiliz ve hiçbir şeyi gerçekten etkileyemiyoruz." İsrailliler, İran'ın ekonomik olarak yeniden canlanacağından endişeli. "İranlılara para saçtılar; onlar da istedikleri her şeyi alıyorlar. Bir füze birliği kuracaklar, biz ise önleyicilere para dökmek zorunda kalacağız." diyorlar. İsrail, petrol gelirlerinin, savaşın tam da etkisiz hale getirmeyi hedeflediği kabiliyetlere geri akacağını öngörüyor. Anlaşmanın nükleer sorunu yeterince ele alacağına inanmıyorlar: "Anlaşmanın gerçek sınavı, uranyumun çıkarılması ve yok edilmesidir. Eğer bu gerçekleşmezse, kötü bir anlaşma olduğu hissi daha somut bir şeye dönüşecek." Bunun İran'ı cesaretlendireceğinden korkuyorlar: "İran, zor kullanarak bir şeyler başarabileceğini anladı ve bunu komşularına ve bize karşı kullanacak." En derin endişe ise askeri değil, algısal. Aylarca süren doğrudan çatışmalardan sonra İran, bölge genelinde baskıya dayanan ve geri adım atmayan taraf olarak görülüyor: "Bölgedeki genel varsayım, anlaşmanın Amerikan teslimiyetiyle, İran baskısı altında imzalandığı yönünde olacak." İsrail, İran'ın güçlenmesinden, ABD'nin zayıflamasından ve bölgedeki geleceğinin kararmasından endişe ediyor.

Published: June 14, 2026 07:00

Şaşırtıcı gelişme: Ynet'e göre Netanyahu, İran anlaşmasını kabul etme kararı almış. Fakat güvenlik yetkilileri karamsarmış ve bu gelişmeyi bir felaket olarak görüyormış. İsrail'de Trump'ın İran'la anlaşmayı kabul etmesine tepkiler şöyle: İsrailli üst…

Trump'a suikast çağrılarının arkasında belki de darbe girişimi vardı. Eski Ordu istihbarat subayı Josephine Guilbeau ve emekli Özel Kuvvetler Yarbayı Anthony Aguilar, düşman devlet adına faaliyetten tutuklandı. Olay İran'da yaşansa sorgusuz idam edilirlerdi. Josephine'in hikayesi çok klişe. Müslüman göçmenle duygusal bağ ve cinsel ilişki ile devşirilmiş. Amerika'dan nefret etmeye başlamış. Onun gibilerden liberaller ve woke solcular arasında sürüsüyle var. Siyasi olarak da Demokratların arasındalar. Filistinci göçmenlerin arsızlığının seviyesini görmek istiyorsanız tutuklanmalarına itirazlara ve protestolara bakın. Amerika ve İsrail karşıtı İstihbarat subayının Amerika aleyhine düşman için çalışmasının onun hakkı olduğunu düşünüyorlar. Kaçıklar ve tedavilikler gerçekten. Türkiye'de de benzer kaçıklığın fazlasıyla olduğundan eminim.

Published: June 14, 2026 06:58

Trump'a suikast çağrılarının arkasında belki de darbe girişimi vardı. Eski Ordu istihbarat subayı Josephine Guilbeau ve emekli Özel Kuvvetler Yarbayı Anthony Aguilar, düşman devlet adına faaliyetten tutuklandı. Olay İran'da yaşansa sorgusuz idam…

R to @Kenancamurcu: İsrail'in dördüncü başbakanı Golda Meir ta o zaman demiş ki: Herkesin kendi kaderini tayin hakkı var, ama biz hariç. Heryerde azınlık olmak zorundayız. 1967 sınırlarına çekilin diyorlar, zaten o sınırlardaydık, neden gelip savaştınız öyleyse? Başbakan Golda Meir, Yahudi nefretinin kodlaması olan Anti-Siyonizm ideolojisine mensup olanların cevabını vermekte zorlanacakları sorular sormuş. Diyor ki: Liberaller kendi kaderini tayin hakkından yanadır, Filistinlilere sempati duyarlar. Herkesin kendi kaderini tayin etme hakkı var, ama biz hariç. Dünyada tek biziz; bize bu hak tanınmıyor. Dünyanın her yerinde azınlık olmak zorundayız ve bağımsızlığa hakkımız yok. Araplarla aramızdaki kavga bir toprak parçası için değil, toprak için değil, somut herhangi bir şey için değil. Onlar sadece bizim var olma hakkımızı kabul etmeyi reddediyorlar. “1967 sınırlarına çekilin, o zaman barış olur.” diyorlar. Zaten 1967 sınırlarındaydık. O zaman neden savaş vardı? Savaş biter bitmez hemen “Gelip barış için oturalım, müzakere edelim” dedik. Onlar bunu da yapmadı. Ürdün’ün tam karşısındaki kibbutzlarımızdan birinde, gece gündüz bombalanan bir yerde, dört yaşındaki küçük bir oğlu olan bir baba sığınağa sığınmıştı. Çocuk korktu ve ağladı. Baba dedi ki: “Bak, endişelenme, bunlar karşı taraftan gelen mermiler değil, bunlar bizim mermilerimiz.” Çocuk sordu: “Peki karşı taraftaki çocuklar için sığınakları var mı?” Çünkü biliyorsunuz, babalarının el-Fetih’li olması çocukların suçu değil. Zor mesele bu. İşte bu yüzden hayatı değerli buluyoruz, sadece kendi hayatımızı değil. Sadece biz hayatı değerli buluyoruz. Bu bizim gücümüz. Belki biri çıkıp “Bu bizim zayıflığımız” diyebilir. Çünkü Arap liderler, insanların ölmesi yerine yaşaması meselesine, hayatın kendisine o kadar duyarlı değiller.

Published: June 13, 2026 21:22

İsrail'in dördüncü başbakanı Golda Meir ta o zaman demiş ki: Herkesin kendi kaderini tayin hakkı var, ama biz hariç. Heryerde azınlık olmak zorundayız. 1967 sınırlarına çekilin diyorlar, zaten o sınırlardaydık, neden gelip savaştınız öyleyse? Başbakan…

R to @Kenancamurcu: İran rejimini temsilen teslimiyet belgesini Pazar günü online imzalayacak olan Aragçi'yi protesto etmiş ultra muhafazakarlar. "Kahrolsun Aragçi, uzlaşmacı şerefsiz" diye bağırıyorlar. İslamcıların kefen diyerek gösteri yapması her yerde aynı. Türkiye'de de yapıyorlar böyle şeyler. Kenarı dantelli masa örtüsünü üstüne alıp "kefenimizi giydik" meydan okuması yapıyorlar hani. İran rejiminin taraftarı bir grup, İran dışişleri bakanlığının Meşhed'deki bürosu önünde toplanıp Aragçi'yi protesto etmişler. (Kaynak: @Goftaniha) Yukarıdaki twitte yazmıştım, bu bir iyi polis-kötü polis tiyatrosu olabilir. Ultra muhafazakarları sahaya sürüp Trump'ın eline kendi iç kamuoyuna sunacağı malzeme vererek barış anlaşmasını kesinleştirmek istiyor olabilirler. Çünkü rejimin elitleri, savaşamıyor, kendini savunamıyor, saklanıyorlar ve sıralı ölümde sıralarını bekliyorlar. Askeri tesislerinin tamamına yakınını kaybettiler. Hava kuvvetlerini, deniz kuvvetlerini, radarları, hemen hemen her şeyi kaybettiler. Ellerinde tutmak istedikleri rejim var ama. Sadece buna odaklanmış durumdalar. Bir de rejim yanlılarını kenetleyecek bir Hamenei cenaze töreni yapmak istiyorlar. Bir hafta sürecek bir merasim planladılar. Bunun için teslim olmaya hazırlar. Ayrıca teslim olsalar da taraftarlarına bunu zafer olarak satabileceklerini biliyorlar.

Published: June 13, 2026 21:09

İran rejimini temsilen teslimiyet belgesini Pazar günü online imzalayacak olan Aragçi'yi protesto etmiş ultra muhafazakarlar. "Kahrolsun Aragçi, uzlaşmacı şerefsiz" diye bağırıyorlar. İslamcıların kefen diyerek gösteri yapması her yerde aynı. Türkiye'de…

İktidar partisi 2019'da İstanbul'da büyükşehir seçimini kaybedince şok geçirmişti hani, partinin seçim işlerinden sorumlu siyasetçisi "Hiçbir şey olmasa bile mutlaka bir şey olmuştur" demişti. Yani ispatlayamıyor ama nasıl olur da seçimi kaybederiz mantık yürütmesiyle mutlaka bir şey olduğuna hükmetmişti. Kimse kimseyi ahmak yerine koyamaz. Ama insan kendini koyar. Aksini ispatlayamadığı, geçerli hiçbir kanıt sunamadığı halde "mutlaka bir şey olmuştur" şeklinde düşünen aklı yönlendiren tek şey Yahudi nefreti. O kızlar Yahudi olmasaydı o akıl bu kadar zorlamazdı. Rahatlatıcı olması bakımından, NY belediye başkanı iflah olmaz, şifa bulmaz, azılı bir Yahudi düşmanı Mamdani. Belediyeye doldurduğu militanlarıyla tek yaptıkları Yahudilere takibat. Minicik bir dayanak bile bulsalardı küresel medyanın manşetlerine sıçratırlardı. Uzak mesafeden böyle zayıf akıl yürütürken o ortamın tam ortasındaki antisemit Filistincilerin bile böyle şeyler söyleyemediğini düşünmezse insan, kendini ahmak yerine koyuyor demektir.🙂

Published: June 13, 2026 20:36

İktidar partisi 2019'da İstanbul'da büyükşehir seçimini kaybedince şok geçirmişti hani, partinin seçim işlerinden sorumlu siyasetçisi "Hiçbir şey olmasa bile mutlaka bir şey olmuştur" demişti. Yani ispatlayamıyor ama nasıl olur da seçimi kaybederiz mantık…

R to @Kenancamurcu: Yazacağım değerlendirmenin kaynakları yukarıdaki makalede var. Onun için kaynakları tekrarlamayacağım. 1) Kadının bedenini örtmesi ile başını örtmesini birbirinden ayırmak gerek. Bedeni örtme, karanlıktan istifade kadınların taciz edilmesiyle ilgili bir güvenlik meselesi. Başını örtme ise özgür ve köle kadınları ayırt eden uygulama. Başını örtmenin bu gerekçesi erkekler için de geçerli. 2) Medine'de kadınların karanlıkta yerleşim yerinden uzakta tuvaletlerini yaparken taciz edilmeleri Medine'ye müslümanlığın gelmesinden sonra başlayan bir sorun. Kaynaklarda İslam öncesinde de böyle vakalar yaşandığından bahsedilmiyor. Dolayısıyla bu güvenlik sorunu olmasaydı bedeni örtmeyle ilgili düzenleme de olmayacaktı. Nitekim böyle bir sorunun yaşanmadığı Mekke'de kadınların örtünmesiyle ilgili ayet olmamasını Mekke'de sadece inanç konularında ayetler olduğuyla izah etmek, örtünmenin inanç konusu olmadığını itiraf anlamına gelir. Doğrudur da. Örtünme seküler bir düzenlemedir ve ihtiyaca binaendir, inançla alakalı değildir. 3) Kur'an, geleneksel ve kültürel olarak örtünmenin sınırları modern toplumlara göre daha dar kapsamlı olan Maorilere okunsaydı örtünme ile ilgili ayet olmayacaktı. Çünkü o dönemde bedeni tamamen örtmeyi doğa durumuna aykırı ve anlamsız bulan Maoriler arasında bu durumla ilişkilendirilen taciz vakası kaydedilmiş değil. Ayrıca Aotearoa'da güneş ışını Hicaz'daki gibi yakıcı olmadığı için bedenin tamamını örtme mecburiyeti yoktu. Yine başı örtmenin özgür-köle ayrımıyla ilgili kültürel nedeni orada olmadığı için başı örtme de mevzubahis olmayacaktı. Buna karşılık kadınlar için açıklığa bağlı güvenlik sorunu olsaydı kadının örtünmesi orada da konu edilecekti. 4) Örtünmenin dini mesele görülmesinin temel nedeni, konunun Kur'an ayetinde geçmesi. Fakat bu bir yöntem hatası. Çünkü Kur'an'daki hüküm ayetlerinin tamamı farz veya vacip görülmüyor. Tefsirlerde çok örneği var. Mesela Talak 2'de boşanma sırasında iki şahit bulundurulmasını isteyen ayeti farz gören veya boşanmanın sıhhat şartı sayan fakih yok. Bu hükmü irşadi, tavsiye, öğüt kabul etmişler. Sadece Zahirilerden bazı fakihler farz kabul ediyor. Bu da normal, çünkü onlar için Kur'an ayetlerinin literal okumasında görünen şey geçerli. Buna rağmen örtünmeyi dini emir kabul ederken fakihlerin hepsi bir anda Zahiri oluveriyor.

Published: June 13, 2026 20:25

Yazacağım değerlendirmenin kaynakları yukarıdaki makalede var. Onun için kaynakları tekrarlamayacağım. 1) Kadının bedenini örtmesi ile başını örtmesini birbirinden ayırmak gerek. Bedeni örtme, karanlıktan istifade kadınların taciz edilmesiyle ilgili bir…

Devrim Muhafızları'nın yayın organı Tesnim, Hamenei'nin kehanetini sabitlemiş hesabına. "İsrail, 25 yıl sonrasını göremeyecek" kehaneti vardı ya hani, onu. Hamenei bunu 10 yıl önce söylemişti. Tesnim, kehanetin tutacağında ısrarcı. Yani İsrail'in 15 yıl ömrü kalmış oluyor bu hesaba göre. Peki beklenen olmazsa? Şii olsun Sünni olsun, İslamcı radikaller için öyle fikritakip, ahlaki sorumluluk falan gibi şeyler sözkonusu değildir. Mesela Hamenei'nin kehaneti yanlış çıksa dünyalarında bir şey değişmez. O laf söylenmemiş gibi yollarına devam ederler. Aslında Hamas'ın 7 Ekim saldırısının Hamenei'yi çok heyecanlandırdığını biliyoruz. Kehanetin beklenenden daha erken gerçekleşeceğine inanmıştı. Çevresindekiler, elçiler aracılığıyla "mücahitler"e özel selam gönderdiğini anlattı mikrofonlara. Fakat 8 Ekim'de başlayan sert cevap ve "direniş ekseni"nin tespih taneleri gibi darmadağın olması şok etkisi yarattı Beyt'te. Laricani'den başlayarak rejim sözcüleri 7 Ekim'den haberleri olmadığı açıklaması için sıraya girdiler. Ama nafile, Nasrallah da saldırıyı "eniştesinden", afedersiniz, "Pazar günü" öğrendiğini söylemişti ama bu, İsrail'i durdurmadı. İsrailliler Gazze ve Lübnan'dan girdi Tehran'dan çıktı. *** Hamenei'nin İsrail'e 25 sene ömür biçmesi Oniki İmamcı Şiilikteki İmam-ı Zaman (Mehdi) inancının evrimine benziyor biraz. Kehanet tutmazsa güncellemenin bir yolunu bulacaklardır. Oniki İmamcı Şia'da Onbirinci İmam Hasan Asgeri'nin oğlunun doğduğunu gören yok. Annesi Nergis'in hamile olduğunu gören de. Şii teorisyenler, annesinin karnının büyümemesini, Mehdi'nin güvenliği için Allah tarafından gizlenmesine bağlıyor. Yani Mehdi, mağarada kaybolmadan önce annesinin karnında da gizliydi iddiaya göre. Mehdi inancı ihtiyaca göre güncellendi, evrim geçirdi ve teorize edildi. Akademide buna "beklenmeyen durumun teolojik rasyonalizasyonu" diyorlar. Haber-i vahid, yani tek kişi rivayetiyle İmam'ın güvenlik nedeniyle gözlerden saklandığı söylendi. Tarih 874 idi. Sonradan dört elçinin İmam ile cemaat arasında iletişim sağladığı iddiası teorize edildi. Fakat süre uzayınca ve sefirler ölünce bu dönemin adının "küçük kaybolma" (Gaybet-i Suğra) olmasına karar verdiler. 941'de artık İmam'la irtibatın kesildiği yeni bir dönem başladı. Ona da "büyük kaybolma" dediler. (Gaybet-i Kübra) Başlangıçta İmam, Iraklı Şiilerin imamıydı ve onları kurtaracaktı. Zaman içinde evrenselleşti ve önce dünyadaki tüm Şiilerin, sonra da tüm insanlığın imamı oldu. Fakat İmamın kısa sürede ortaya çıkması beklenirken tamamen kaybolması Şiiler arasında ölmüş olabileceği tartışmalarına neden olunca teori çalışmaları hız kazandı. İmam'ın fiziksel ömrünün mucizevi şekilde uzadığı (Hızır örneği gibi) doktrini geliştirildi. Fakihlerin onun yokluğunda halkın sorunlarıyla ilgileneceği teorisi bu sırada ortaya çıktı. Velayet-i fakih yani. Humeyni bu teoriyi siyasallaştırdı ve İran rejiminin resmi ideolojisi yaptı. On yıllar, yüz yıllar derken süre uzayıp da İmamın zuhuru gerçekleşmeyince Şeyh Tusi, Kitabu'l-Gaybe'de Mehdi'nin ortaya çıkacağı zamana kadar 12 mehdinin geleceğini yazdı. Zaman kazandıran teoriydi. Yaygın biçimde benimsenmedi ama yine de bir çabaydı. Hulasa, 15 sene sonra İsrail'in ömrü sona ermez de Hamenei'nin kehaneti boş çıkarsa Şii teorisyenler bir çözüm bulur mutlaka.

Published: June 13, 2026 17:38

Devrim Muhafızları'nın yayın organı Tesnim, Hamenei'nin kehanetini sabitlemiş hesabına. "İsrail, 25 yıl sonrasını göremeyecek" kehaneti vardı ya hani, onu. Hamenei bunu 10 yıl önce söylemişti. Tesnim, kehanetin tutacağında ısrarcı. Yani İsrail'in 15 yıl…

R to @Kenancamurcu: Kabil'de bir aracın topluca yürüyen kadınların üzerine sürüp ölmelerine ve yaralanmalarına neden olduğu olay, kadınların haklarının kısıtlanmasına karşı protestosuyla ilgiliymiş. Taliban, kadınlara ateş açarak da öldürmüş. Olay günü çekilmiş yeni görüntüler yayılmaya başladı.

Published: June 13, 2026 16:13

Kabil'de bir aracın topluca yürüyen kadınların üzerine sürüp ölmelerine ve yaralanmalarına neden olduğu olay, kadınların haklarının kısıtlanmasına karşı protestosuyla ilgiliymiş. Taliban, kadınlara ateş açarak da öldürmüş. Olay günü çekilmiş yeni…

R to @Kenancamurcu: Bağdat Post'un yayın yönetmeni Süfyan Samarrai'nin iddiasına göre Aragçi, Esad'la görüşmeden çıktıktan sonra Şam'da ziyafet çekmenin ardından Gaziantep'te Biden ve Erdoğan'la Suriye'yi teslim anlaşması yaptı. Hamenei'nin öldüğünden emin olup bunu Amerika'ya sızdıran da o. Culani'nin güçlerinin Şam'ı ele geçirmesi ve Esad'ın ülkeyi terketmesinden iki gün önce İran Dışişleri Bakanı Aragçi Şam'daydı. Esad'la görüşmeden sonra restoranda yemek yerken görüntülendi. Şu halleri basiretsizliğinin kanıtı olarak sosyal medyada viral oldu. Meğer mevzu başkaymış. Culani'nin HTŞ'si Şam'a yaklaşırken Aragçi'nin restoranda böyle sallana sallana yemek yemesinden işkillenmiştim aslında. Ellerinde istihbarat olmaması imkansızdı çünkü. Nitekim Culani Şam'ı ele geçirdiği ve selefi vahşiler Alevilere katliama başladığında Hamenei'nin ağzından tek kelime çıkmamasıyla mesele anlaşıldı. Meğer Ruslar ve İranlılar Amerikalılarla anlaşmış, Esad'dan vazgeçmiş, Türkiye destekli Culani'nin Şam'ı ele geçirmesine engel olmamaya karar vermişler. Bağdat Post'un yayın yönetmeni @SufianSamarrai Aragçi'nin bu ziyafetten iki gün sonra Gaziantep'e uçarak Katarlılar, Türkler ve Biden yönetimiyle Beşar'ı devirme mekanizması üzerinde konuşup anlaştığını naklediyor. Hamanei'nin karargâhından yara almadan çıkan tek kişi Aragçi'ydi. Aragçi geçenlerde bunu anlattı. Sufyan Samarrai'nin iddiasına göre geri dönüp Hamanei'nin öldüğünden emin oldu ve ölüm haberini Amerika'ya sızdırdı.

Published: June 13, 2026 16:01

Bağdat Post'un yayın yönetmeni Süfyan Samarrai'nin iddiasına göre Aragçi, Esad'la görüşmeden çıktıktan sonra Şam'da ziyafet çekmenin ardından Gaziantep'te Biden ve Erdoğan'la Suriye'yi teslim anlaşması yaptı. Hamenei'nin öldüğünden emin olup bunu…

R to @Kenancamurcu: Yeni Şafak, İsrail'in dördüncü başbakanı Golda Meir'in bir sözünü almış, "İşte bak, çocukları öldürdüklerini itiraf etmiş" diyerek yayınlamış. Meir'in cümlede kullandığı "children", "evlatları" manasında aslında. Demiş ki Meir, "Bizi, evlatlarını öldürmek zorunda bırakan Arapları affetmeyeceğiz." Antisemitik hezeyanların yayın organı Yeni Şafak kelimeyi "çocuklar" diye çevirmiş. Golde Meir, Yahudi toplumunun elçisi olarak 1948 öncesinden itibaren savaşı önlemek için çok uğraşan ve adil bir paylaşımla iki devletin kurulmasına çalışan biriydi. Ürdün Kralı Abdullah 1947'de Golda Meir'e demişti ki: "İlahi takdir sizi, bilgi ve girişiminize ihtiyaç duyan Sami Doğu'ya geri getirdi." Filistinizmin atası Emin el-Hüseyni suikastla öldürttü onu. Hem de Mescid-i Aksa'da Cuma namazında. https://shortlink.uk/1wY7h Birinci Dünya Savaşı’nın ortasında, Arap İsyanı’nın lideri Emir Faysal (Mekke Şerifi Hüseyin’in oğlu), Siyonist hareketin yükselen lideri Chaim Weizmann'a demişti ki: "Hiçbir gerçek Arap, Yahudi milliyetçiliğinden şüphe duymaz veya korkmaz. Çünkü siz Avrupa'nın tüm bilgisine sahipsiniz ve kan bağıyla bizim kuzenlerimizsiniz." https://shortlink.uk/1rwHT Altı ay sonra Faysal, Balfour Deklarasyonu’nu ve büyük ölçekli Yahudi göçünü destekleyen resmi bir anlaşmayı Weizmann ile imzaladılar. Böyle başladı, ama Hitler'in emrindeki Emin el-Hüseyni'nin çıkardığı fitne ve tertiplediği sabotajlarla tarih farklı bir yol izledi. Ta ki Arafat "Filistin halkı" diye bir şey icat edene kadar vardı iş. Emin el-Hüseyni'nin mayaladığı fitnenin mirasını şimdi Hamas temsil ediyor. Fakat Araplar bir gün Faysal'ın Ürdün Kralı Abdullah'ın mirasını tercih ederse tarih başa sarar ve iyi yönde kaldığı yerden devam eder.

Published: June 13, 2026 14:32

Yeni Şafak, İsrail'in dördüncü başbakanı Golda Meir'in bir sözünü almış, "İşte bak, çocukları öldürdüklerini itiraf etmiş" diyerek yayınlamış. Meir'in cümlede kullandığı "children", "evlatları" manasında aslında. Demiş ki Meir, "Bizi, evlatlarını…

R to @Kenancamurcu: Veteriner kliniğine yıkama için bıraktığı evcil hayvanlarının 'çok uzun süre' kaldığından şikayetçi olan kadın, durumu yönetime bildirmiş. Daha sonra bu görüntülerle, gecikmenin nedeninin veterinerin hayvanları öpüp sevmesi olduğu ortaya çıkmış. Biraz daha fazla vakit geçirmek istemişler, o kadar.🙂 (Kaynak: @ivanlezcano030)

Published: June 13, 2026 14:03

Veteriner kliniğine yıkama için bıraktığı evcil hayvanlarının 'çok uzun süre' kaldığından şikayetçi olan kadın, durumu yönetime bildirmiş. Daha sonra bu görüntülerle, gecikmenin nedeninin veterinerin hayvanları öpüp sevmesi olduğu ortaya çıkmış. Biraz…

R to @Kenancamurcu: 1979 Şubat'ı. İran'da devrim olmuş. Arafat, petrol zengini devrimci rejimden gelecek yardımın muhasebesini iyi yapmış olarak soluğu Tehran'da almış hemen. Humeyni'nin "nur devrimi" sözüne atıfla "ışık ışık" deyip duruyor. Arafat, 1970'de Ürdün'de darbeye kalkıştı. Kraliyet, kendilerine hayat verilmiş Filistinlilerin bu ihanetini affetmedi, tam bir katliam yaptı. Hepsini ülkeden kovdu. Arafat'ın FKÖ'sü 1973'te Lübnan'a gitti. Lübnanlılar ve güneydeki Şii cemaatin lideri Musa Sadr, şartlı kabul etti onları. İsrail'e saldırıp savaşı Lübnan'a getirmeyecekler ve Hıristiyan, Müslüman yerel halkı rahatsız etmeyecekler. Filistinliler iki şartın da tersini yaptı. İsrail'e saldırılara başladı, İsrail de Filistinlilere. Filistinliler Marunileri ve Şiileri taciz ediyordu, uyarılara rağmen güneyde kurtarılmış bölge kurdular ve otoritelerine boyun eğmeyenleri öldürmeye, bölgeden sürmeye başladılar. Maruniler ve Şiiler kendilerini savununca savaş çıktı. İsrail de Filistinlilere operasyon düzenledi. 1982'ye kadar sürecek kaos, kargaşa, iç savaş. Bu savaşta yeni İran rejiminin kurduğu Hizbullah, FKÖ ile birlik olup Marunilere ve Musa Sadr'ın kurduğu Emel örgütüne mensup Şiilere karşı savaştı. Arafat Lübnan'dan da kovulunca soluğu 1979'da devrim olmuş İran'da aldı. @besmaili'nin yayınladığı aşağıdaki videoda henüz geçici hükümet döneminde Arafat'ın Humeyni'nin oğlu Ahmed Humeyni ile görüşmesi var. Sonra Humeyni ile de görüştü. Ne yaptı etti, İranlılardan yüklü bir bütçe koparmayı başardı. Kaç milyon dolarsa artık. Arafat, İran'a da ihanet etti. Irak-İran savaşında Saddam'ı destekledi. Onlar da verdikleri parayı kestiler. Arafat, her zamanki teatrel üslubuyla ortamı coşturmaya çalışıyor. İranlılar ondan kurnazdı, Arafat'ın bölgede ne belalara sebep olduğunu biliyorlardı, ama Tehran'a bir tetikçi lazımdı. Sünni dünyada meşruiyet için de "Filistin davası"nın hamisi görünmeliydi. Para koparmaya odaklı Arafat'ın İranlıları pohpohlama konuşması şöyle: "İran'da olduğumuza kim inanır?" "Bunu doğrulayan biri var mı?" "Filistinli devrimcilerin İran'da olduğuna dair..." "Buna kim inanır? Kim doğrular bunu?" "Ama artık herkes yeni bir dönemin başladığını anladı." "Yeni bir İran, yeni bir İran." "İsrail için bir karanlık dönem başladı." "Moşe Dayan da 'bir deprem başladı' dedi." "İsrail'i sarsacak bir deprem." "Ben diyorum: Evet, deprem başladı." "Bölgedeki tüm işbirlikçileri sarsacak bir deprem." "Bölgedeki tüm sömürgecileri sarsacak bir deprem." "Ve ışık başladı." "Bu ülkede bir ışık." "Bu bölgede bir ışık." "Onların karanlık dediği şey, bizim için ışıktır." "Tarihin belirlemesiyle ve Tanrı'nın iradesiyle oluşan bir ışık." "Bu İran halkının ve ezilen halkların iradesidir." "Bu, İsrail uçaklarından atılan bombaları kendi gözleriyle gören Güney Lübnan halkının iradesidir." "İsrailliler kızgın ve beni tehdit ediyorlar." "Lübnan halkını ve Filistin devrimini tehdit ediyorlar." "Begin ve Weizman beni tehdit ediyor." "Ama diyorum ki: Lübnan halkı ve Filistin devrimi için yeni bir dönem başladı." "Bu mübarek devrimin kalbinden yeni bir dönem başladı." "Işıkla, tutkuyla ve ateşle dolu bir devrim, tüm bölgeyi saracak."

Published: June 13, 2026 13:43

1979 Şubat'ı. İran'da devrim olmuş. Arafat, petrol zengini devrimci rejimden gelecek yardımın muhasebesini iyi yapmış olarak soluğu Tehran'da almış hemen. Humeyni'nin "nur devrimi" sözüne atıfla "ışık ışık" deyip duruyor. Arafat, 1970'de Ürdün'de darbeye…

R to @Kenancamurcu: Yahya Sinvar, İsrail'in kendilerine yönelik operasyonlarını o sırada gündemde olan George Floyd cinayetiyle karşılaştırmış bu röportajda. Batıdaki solcuları ve "hür dünya"yı kendileri için tepki vermeye çağırıyor. Sinvar'ın lakabının "Han Yunus Kasabı" olduğunu biliyor musunuz? Sinvar, Hamas'ın güvenlik ve istihbarat birimi olan el-Mecd'in kurucularındandı. Ona ve yöntemlerine karşı çıkan herkesi İsrail ile işbirliği yaptığı yalanıyla acımasızca öldürdü. Yaptığı işkenceler ve infazlar nedeniyle Filistinliler arasında "Han Yunus Kasabı" ünvanıyla anıldı hep. "Han Yunus Kasabı", hür dünyayı ona destek vermeye çağırıyordu, o dünya da yardımını esirgemedi yani. Sosyal medya argosuyla, "fıkra bu kadar" diyeyim.

Published: June 13, 2026 12:17

Yahya Sinvar, İsrail'in kendilerine yönelik operasyonlarını o sırada gündemde olan George Floyd cinayetiyle karşılaştırmış bu röportajda. Batıdaki solcuları ve "hür dünya"yı kendileri için tepki vermeye çağırıyor. Sinvar'ın lakabının "Han Yunus Kasabı"…

Güney Afrikalı televizyon ve radyo gazetecisi, aynı zamanda savaş muhabiri Lara Logan, Şubat 2011'de protestolar sırasında Mısır'a gitmiş. Tahrir Meydanı'na. Birden onu taciz etmeye başlamışlar ve tecavüze yeltenmişler. "Yahudi bu" diyerek. O korkunç anı şöyle anlatıyor: Bu, insanların beklediği şeydi. Günlerce buraya geldiler. Bu, özgürlükle ilgiliydi. Kamera pilimiz bitti ve bir an için durmak zorunda kaldık. Birden Baha bana baktı ve 'Buradan gitmeliyiz' dedi. 'Hadi pantolonunu çıkar' dediklerini duydum. Ve sanki birden, daha ne olduğunu bile anlamadan, bazı ellerin göğsümü kavradığını hissettim. Koltuk değneğimi kavradılar, beni arkadan yakaladılar. Yani, sadece bir kişi değil, bir kişi, sonra başka biri, sonra bir başkası daha... Ray'in tam orada olduğunu biliyorum. Bana sarılıyor ve 'Lara, tutun bana, tutun bana' diye bağırıyordu. Ben çığlık atıyordum; 'Eğer çığlık atarsam, eğer anlarlarsa, duracaklar' diye düşünüyordum. Birinin onları durduracağını veya kendilerinin duracağını, çünkü bunun yanlış olduğunu düşünüyordum. Ama tam tersi oldu. Ne kadar çok çığlık atarsam, onları o kadar çok çıldırtıyordum. Kalabalık içinden biri, bir İsrailli olduğumu, bir Yahudi olduğumu haykırdı. İkisi de doğru değil. Ama kalabalık için bu ateşe benzin dökmek gibiydi. Vahşi saldırı, ölümcül bir öfkeye dönüştü. Ray'e sarılan tek kolum vardı. 'Tamirciyi' kaybettim, şoförleri kaybettim, Ray hariç herkesi kaybettim. Kıyafetlerimi parçaladıklarını hissettim. Kazağım tamamen parçalandı, gömleğim boynuma dolandı. Sutyenimin kopçalarının koptuğu anı hissettim. O anı hissettim, havayı tenimde hissettim. Kıyafetlerimi parçaladıklarını hissettim; kelimenin tam anlamıyla pantolonumu paramparça ettiler. Sonra iç çamaşırımın gittiğini hissettim. Kıyafetlerim gittiğinde yukarı baktığımı hatırlıyorum. İnsanların cep telefonlarıyla fotoğraf çektiklerini, cep telefonu kameralarının flaşlarını gördüğümü hatırlıyorum. Ray'in hayatta kalmam için tek umudum olduğunu hissettiğim o anı hatırlıyorum. O bana bakıyordu ve yüzünü görebiliyordum. Aramızda bir deniz insan vardı, ikimizi de parçalıyorlardı, bizi dövüyorlardı. Beni sopa ve direklerle dövdüklerini bile bilmiyordum, çünkü bunu hissedemiyordum. Çünkü sadece cinsel saldırıyı düşünebiliyordum; tek hissedebildiğim, ellerinin beni tekrar tekrar taciz etmesiydi. Elleriyle taciz ediyorlardı. Kesintisiz... Önden, arkadan... Ray'e tutunabilir miyim, bilmiyordum. Ona tutunuyordum ve onu bırakmak istemiyordum. Onu kaybedersem öleceğimi düşündüm. *** Nasıl? Müslümanlık ahlak timsali değil mi? İslamcılar özgürlük için mücadele ediyor öyle mi?! (Kaynak: @realhzakaria)

Published: June 13, 2026 12:00

Güney Afrikalı televizyon ve radyo gazetecisi, aynı zamanda savaş muhabiri Lara Logan, Şubat 2011'de protestolar sırasında Mısır'a gitmiş. Tahrir Meydanı'na. Birden onu taciz etmeye başlamışlar ve tecavüze yeltenmişler. "Yahudi bu" diyerek. O korkunç anı…

Yahudi nefretinin ne kadar hastalıklı olduğunu gösteren en ilginç örnek bu. Hani denmişti ya, Yahudiler kızları tünele hapsetti, sonra polis onları kurtarıp özgürlüğüne kavuşturdu falan. Yine yalandı. Mevzu şu: New York, Monsey'deki Toras Emachu okulundan yaklaşık 70-71 kız öğrenci, 10 Haziran 2026 tarihinde Nyack Anma Parkı'na (Nyack Memorial Park) okul gezisine gitmişler. Gezi sırasında öğrenciler, parkta bulunan büyük bir drenaj tünelini girmişler. Meraktan. Yaklaşık 800 metre boyunca yeraltı tünellerinde ilerlemişler. Bir noktadan sonra yönlerini kaybetmişler. Ama tünel sistemi içerisinde ilerlemeye devam ederek kendi çabalarıyla farklı noktalardan (bir restoranın arkası ve çeşitli rögar çıkışları gibi) yüzeye çıkmayı başarmışlar. Nyack Belediye Başkanı Joseph Rand, teknik olarak bir "kurtarma" operasyonu gerekmediğini, öğrencilerin kendi imkanlarıyla dışarı çıktıklarını söyledi. Yine de yerel yetkililer ve polis, olay duyulur duyulmaz bölgeye intikal ederek öğrencilerin güvenli bir şekilde çıkış noktalarında bulunmalarını sağlamış. Yahudi kuruluşlarından temsilciler ve okulun yetkilileri de orada hazır bulunmuş o sırada. Olayda iki öğrenci hafif şekilde yaralanmış (biri karın ağrısı şikayetiyle hastaneye kaldırılmıştır), geri kalanı sağlık durumları iyi bir şekilde ailelerine teslim edilmiş. Fakat bu olay sosyal medyada ne komplo teorileriyle, ne yalanlarla aktarıldı değil mi? Türkiye'de de nevrotik, histerik ve acil psikiyatrik terapiye muhtaç Yahudi düşmanları ne hikayeler uydurdu. Yerel yetkililer ve bazı Yahudi kuruluşları, bu masum okul gezisi olayının nefret söylemi için bir araç olarak kullanılmasını kınamış. Kınamış da neye yarar, akıl hastalarının tedavi edilmesi gerek, kınamayla olacak iş değil bu.

Published: June 13, 2026 11:12

Yahudi nefretinin ne kadar hastalıklı olduğunu gösteren en ilginç örnek bu. Hani denmişti ya, Yahudiler kızları tünele hapsetti, sonra polis onları kurtarıp özgürlüğüne kavuşturdu falan. Yine yalandı. Mevzu şu: New York, Monsey'deki Toras Emachu okulundan…

Radikal müslüman ile kendini normal müslüman görenler arasındaki sınır kalkmış durumda. İngiltere'deki bu toplantıda konuşmacının yaptığı hızlı ankette de bu görülüyor. Dinden dönenin öldürülmesi, zina edenin taşlanması gerektiğine inanıyorlar. İngiltere'de "şeriat isteriz" gösterilerinin söylediği bu. Eskiden Batılılar müslümanların böyle çıkışlarına aldırmazdı. Kendi aralarında ne isterlerse yapabileceklerini düşünüyorlardı. Ama "şeriat" artık onlar için istenmeye başlayınca külahları değişme zamanının geldiğine ikna oldular. Şeriatçı saldırgan sokakta İngiliz kızı boynundan bıçakladı. Tekbir getirerek. Artık böyle şeyler oluyor. Müslümanlar İngiltere sokaklarını Taliban'ın Afganistan'ına, İslam Cumhuriyetinin İran'ına benzetmeye çalışıyor. Medeniyetin ortasında, İngiltere'de müslümanlar toplanmışlar, bakın neleri konuşuyorlar: Konuşmacı: Salondaki herkese soruyorum: Kaçınız normal Müslümanlarsınız —ne aşırıcı, ne radikal— sadece normal Sünni Müslümanlarsınız? Lütfen ellerinizi kaldırın. (İzleyicilerin hepsi el kaldırır) Konuşmacı: Herkes... Maşallah. Sübhanallah. Tamam, ellerinizi indirin. Kaçınız erkek ve kadınların ayrı oturması gerektiğine katılıyor? Lütfen ellerinizi kaldırın. (İzleyicilerin hepsi el kaldırır) Konuşmacı: Herkes katılıyor, herkes katılıyor: kardeşler ve kız kardeşler. Sübhanallah. Yani sadece bu "radikal şeyhler" değil... Allahu Ekber. Sıradaki soru. Kaçınız, Kur'an ve Sünnet'te tarif edilen cezaların—ister ölüm olsun, ister zina için taşlama olsun, ne olursa olsun—eğer Allah ve elçisinden geliyorsa, bunun insanlık için mümkün olan en iyi ceza olduğuna ve bunu dünyada uygulamamız gerektiğine katılıyor? Kim buna katılıyor? (İzleyicilerin hepsi el kaldırır) Konuşmacı: Allahu Ekber. Hepiniz radikal aşırıcı mısınız? Sübhanallah. Yani hepiniz "sıradan Müslümanlarız" diyorsunuz. Hepiniz farklı camilere gidiyorsunuz. Yoksa siz İslam Net tarikatı gibi ya da buna benzer özel bir mezhebe mi mensupsunuz? Böyle bir şey misiniz? Değil misiniz? Lütfen, eğer İslam'ın aşırıcı bir mezhebine ya da buna benzer bir şeye aitseniz elinizi kaldırın. (Kimse el kaldırmaz) Konuşmacı: Kimse. Allahu Ekber.

Published: June 13, 2026 11:03

Radikal müslüman ile kendini normal müslüman görenler arasındaki sınır kalkmış durumda. İngiltere'deki bu toplantıda konuşmacının yaptığı hızlı ankette de bu görülüyor. Dinden dönenin öldürülmesi, zina edenin taşlanması gerektiğine inanıyorlar. …

Devrim Muhafızlarının eski komutanı Muhsin Rızai pek muteber biri değildir. Söylediği her şeyin yalan olduğunu rejimin taraftarları da bilir. Propaganda, psikolojik savaş, yumuşak güç falan gerekçeleriyle onun patolojik yalancılığını makbul bulurlar. Rızai, 12 günlük savaşta yaşanan şok ve ağır kayıpların ardından 42 günlük savaş yaklaşırken Amerikalıların eve binlerce tabutun dönmesine hazır olması gerektiğini söylemişti. Dün gece de bir toplantıda Trump'ın İran'ın dondurulmuş bütün varlıklarını serbest bırakmayı kabul ettiğini ama bunu kamuoyuna açıklamadığını iddia etmiş. Rızai, böyle şeyler söyleyerek, gizli saklı yürüyen her şeyden haberi olduğu izlenimi yaratmak istiyor rejimin taraftarları arasında. "Ertesi gün" için aktör olduğunu söylemeye çalışıyor.

Published: June 13, 2026 10:50

Devrim Muhafızlarının eski komutanı Muhsin Rızai pek muteber biri değildir. Söylediği her şeyin yalan olduğunu rejimin taraftarları da bilir. Propaganda, psikolojik savaş, yumuşak güç falan gerekçeleriyle onun patolojik yalancılığını makbul bulurlar. …

R to @Kenancamurcu: İran'da kadınlar, başörtüsü başından biraz kaydığı için yerlerde sürüklenerek sokaklardan toplanırken dillerini yutmuş olanlar şimdi böyle bir yasak olmadığı, herkesin serbest olduğunu anlatan videolar çekiyorlar. İran rejiminin taraftarlarının paylaştığı fotoğrafları gösteriyorlar falan. O fotoğraflarda kadınların memeleri bile görünüyormuş, başörtüsü yasağı nasıl olsunmuş. Rejim yanlısı bu kadın, İran'da instagram hesabında bu fotoğrafları yayınlıyor, ne milisler ne Sipah, kimse ilişmiyor. Oysa kısa süre önce instagram'da başı açık fotoğraf yayınladığı için hapse atılmış binlerce kadın var. Şimdi yeter ki rejimi desteklesinler, kıçlarını da gösterebilir, daha ileri şeyler de yapabilirler. Öle öle geriye pek kimse kalmadı gerçi ama şimdilik rejimin temsilcisi sayılan isimlerin, kendilerini ve rejimi kurtarabilmek için her şeye göz yumması Hamenei'yi bulunduğu buzdolabında ters döndürüyordur. Kadınların evde diledikleri gibi giyinebileceklerini ama kamusal alana örtüsüz çıkılamayacaklarını kaşlarını çatarak anlatıyordu. Ama denebilir ki yaşasaydı Hamenei de müritlerinin yaptığı gibi bu kadınları onurlu, saygın vatan evladı olarak selamlardı. Onun derdi başörtüsü değil, ona muhalif olunmasınaydı. Muhalefetini başını az örterek gösteren kadınlaraydı nefret ve öfkesi.

Published: June 13, 2026 10:41

İran'da kadınlar, başörtüsü başından biraz kaydığı için yerlerde sürüklenerek sokaklardan toplanırken dillerini yutmuş olanlar şimdi böyle bir yasak olmadığı, herkesin serbest olduğunu anlatan videolar çekiyorlar. İran rejiminin taraftarlarının…

Buna "kaotik sarkaç" deniyormuş. Başlangıçtaki hareket, yani düzgün bir salınım neden zamanla karmaşıklaşıklaşıyor ve neden örüntü değiştiriyor? Sebebi fiziksel dinamiklerdeymiş. Fizik, metafiziği tayin eder. Akaidi tespit ederken fiziğe bakacaksınız. Önce sarkaçın neden kaotik davrandığına bakalım. Diyorlar ki: Sarkaç, sadece yerçekimi ve basit bir sarkaç kolundan ibaret değil. Sarkaç hareket ederken hem halkanın içinde kayıyor hem de halkanın kendi içindeki sürtünme ve merkezkaç kuvveti devreye giriyor. Bu, sistemin denklemlerini "lineer olmayan" bir hale getiriyor; yani küçük bir değişiklik sistemin tüm gelecekteki hareketini dramatik şekilde değiştiriyor. Başlangıçta kinetik enerjiyi sarkacın salınımına veriyorsunuz. Ancak hareket başladığında, bu enerji hem kolun dönüşüne hem de halkanın dönme/kayma hareketine dağılıyor. Sarkaç, halka üzerindeki konumu değiştiği an, kütle merkezi sürekli yer değiştiriyor. Bu da sistemin bir "denge" bulmasını imkansız kılıyo. Sarkaç halkaya sürtündüğü için her geçişte enerji kaybediyor ve momentumu değişiyor. Bu sürtünme, mükemmel bir döngüde kalmasını engelliyor. Hareket, sistemdeki ufak bir sapmanın bile (mikroskobik pürüzler, hava direnci, halkanın tam dairesel olmaması) birikerek büyük bir kararsızlığa dönüştüğü süreç yani. Bu modeli "kader" adı verilerek statikleştirilen hayat döngüsüne uyarlayabilirsiniz. Dikkatli bakıldığında takdir ve tayine dayalı bir yaşam çizgisi olmadığı anlaşılacak. Öyle olmadığı için kaotik işleyişe müdahale için "dua" var mesela. Ya da tedbir niye alıyor insanlar? Kader ve takdir varsa tedbirin faydası ne? İçten içe takdir ve kader olmadığını, kaotik akış olduğunu hissediyorlar ve ona müdahale etmeye çalışıyorlar da ondan.

Published: June 13, 2026 10:00

Buna "kaotik sarkaç" deniyormuş. Başlangıçtaki hareket, yani düzgün bir salınım neden zamanla karmaşıklaşıklaşıyor ve neden örüntü değiştiriyor? Sebebi fiziksel dinamiklerdeymiş. Fizik, metafiziği tayin eder. Akaidi tespit ederken fiziğe bakacaksınız. …

R to @Kenancamurcu: İran'da kadınlar başörtüsü başından biraz kaydığı için yerlerde sürüklenerek sokaklardan toplanırken dillerini yutmuş olan şimdi böyle bir yasak olmadığı, herkesin serbest olduğunu anlatan videolar çekiyorlar. İran rejiminin taraftarlarının paylaştığı fotoğrafları gösteriyorlar falan. O fotoğraflarda kadınların memeleri bile görünüyormuş, başörtüsü yasağı nasıl olsunmuş. Öle öle geriye pek kimse kalmadı gerçi ama şimdilik rejimin temsilcisi sayılan isimlerin, kendilerini ve rejimi kurtarabilmek için her şeye göz yumması Hamenei'yi bulunduğu buzdolabında ters döndürüyordur. Kadınların evde diledikleri gibi giyinebileceklerini ama kamusal alana örtüsüz çıkılamayacağını söylüyordu.

Published: June 13, 2026 09:12

İran'da kadınlar başörtüsü başından biraz kaydığı için yerlerde sürüklenerek sokaklardan toplanırken dillerini yutmuş olan şimdi böyle bir yasak olmadığı, herkesin serbest olduğunu anlatan videolar çekiyorlar. İran rejiminin taraftarlarının paylaştığı…

R to @Kenancamurcu: Peygamber'in çocukken amcasının yanında katıldığı Şam kervanında Hıristiyan rahip Bahira ile karşılaşmasını anlatan o meşhur rivayetin bir tek kişiden geldiğini biliyor muydunuz? Tüm siyerlerin resmi anlatısı. Ama kaynak kişisi bir tek kişi. Bu tek kaynak kişi de Ebu Musa el-Eş'ari. Oğlu Ebu Bekir babasından nakletmiş vakayı. (Tirmizi 3620; Zehebi, Tarihu'l-İslam, 1/55). Fakat büyük sorun şu ki, Ebu Musa el-Eş'ari o tarihte daha doğmamış bile. Yine rivayette geçen Bilal Habeşi de doğmamış. Kervanda olduğu iddia edilen Abdullah b. Ebi Kuhafe (Ebu Bekir) henüz 5 yaşında o sırada ve kervanda bu yaşta bir çocuğun bulunması imkansız. Yine Peygamber'in mağarada Cebrail'den vahiy aldığını, korku ve endişe içindeyken Hadice'nin onu amcasının oğlu Hıristiyan rahibi Varaka b. Nevfel'e götürdüğünü anlatan rivayetin tek kaynak kişisi de Aişe mesela. Halbuki Aişe o tarihte 5-6 yaşında ve Peygamber'le hiç alakası yok. 6 yaşında Peygamber'le evlendirildiği rivayeti de bu nedenle tarihsel olarak imkansız. Üstelik İbn Sa'd'ın Tabakat'ına göre, Peygamber'le evlenmeden önce başından bir evlilik daha geçmişken. (Sünniler onun evlilik değil, nişanlılık olduğunu, bekaretine halel gelmediğini savunuyor.) Siyerlerin Muhammed'in peygamber olduğunu doğrulattıkları iki Hıristiyan rahip öyküsü de en hafif tabirle güvenilir olmaktan çok uzak. Geriye doğru yazılmış uydurma hikayeler olduğunu söyleyen olursa da o da haklık bir değerlendirme olur.

Published: June 13, 2026 08:51

Peygamber'in çocukken amcasının yanında katıldığı Şam kervanında Hıristiyan rahip Bahira ile karşılaşmasını anlatan o meşhur rivayetin bir tek kişiden geldiğini biliyor muydunuz? Tüm siyerlerin resmi anlatısı. Ama kaynak kişisi bir tek kişi. Bu tek kaynak…

R to @Kenancamurcu: Hamas'ın propaganda videolarından. Bir ilkokulun (veya anaokulu) bahçesinden ve içinden girilen tünel açmışlar, İsrail'le savaş sırasında o tünelden silah taşıyorlar. Orası vurulursa daha ilerideki hastaneden girişi olan tünele geçecekler. O da vurulursa diğer sivil binaların içinden girilen tünellere. Buralar vuruldukça da Filistinci kitleler sokaklara çıkıp İsrail'in okulları, hastaneleri, sivil binaları vurduğunu haykıracak. BM kınama kararı alacak falan. Buraların askeri amaçla kullanıldığı gösterildiğinde BM dahil hiçbir kurum ve kimse bunun savaş suçu olduğunu söylemeyecek, sessizce geçiştirecek. "Soykırım" edebiyatı ve yalanı peki? O zaten default. Otomatiğe bağlı. Hamas'ın sırf Yahudi diye çocuk, bebek, kadın, yaşlı, hasta katletmesindeki soykırım motivasyonunu örtbas etmek için bu suçlamaya ihtiyaç hep var. (Kaynak: @VividProwess)

Published: June 13, 2026 08:05

Hamas'ın propaganda videolarından. Bir ilkokulun (veya anaokulu) bahçesinden ve içinden girilen tünel açmışlar, İsrail'le savaş sırasında o tünelden silah taşıyorlar. Orası vurulursa daha ilerideki hastaneden girişi olan tünele geçecekler. O da vurulursa…

Kendilerine "Filistinli" diyenlerin şöyle hatıra fotoğrafları yayınlamasını hoş itiraflar olarak not edebiliriz. Mısırlı atalarının nasıl da havalı şeyler yaptığıyla övünüyor. Sonra Filistincilik işlerine dönecek ve "ülkemizi çaldınız" diyecek falan filan. Filistinli diye bir halk yok. Hepsi bir yerlerden gelmiş göçmenler. Sonra kendi hikayelerini Yahudilere yapıştırdılar, Yahudilerin yaşadığı zulüm hikayelerini de onlardan çalıp kendi hikayeleri yaptılar. Gerçek bu. Kendileri de böyle mutlu anları kayda geçerken itiraf ediyor zaten.

Published: June 13, 2026 08:00

Kendilerine "Filistinli" diyenlerin şöyle hatıra fotoğrafları yayınlamasını hoş itiraflar olarak not edebiliriz. Mısırlı atalarının nasıl da havalı şeyler yaptığıyla övünüyor. Sonra Filistincilik işlerine dönecek ve "ülkemizi çaldınız" diyecek falan filan.…

Kanada'nın göçmen dışişleri bakanı Gazze'ye 100 milyon dolar bağış şovu yapıyor da uyarı notu düşülmüş: Kanada, resesyondaki tek G7 ülkesi şu an. Kanada ekonomisi, 2025'in son çeyreğinde %1,0'lık bir daralmanın ardından 2026'nın ilk çeyreğinde de %0,1 oranında küçüldü. Arka arkaya iki çeyrek boyunca negatif büyüme (küçülme) var Kanada ekonomisinde. Hükümet buna bakması gerekirken Gazze'ye kaynak ayırma gösterisi yapıyor.

Published: June 13, 2026 07:44

Kanada'nın göçmen dışişleri bakanı Gazze'ye 100 milyon dolar bağış şovu yapıyor da uyarı notu düşülmüş: Kanada, resesyondaki tek G7 ülkesi şu an. Kanada ekonomisi, 2025'in son çeyreğinde %1,0'lık bir daralmanın ardından 2026'nın ilk çeyreğinde de %0,1…

Göçmencilik edebiyatında şimdilik acıma, onlara karşı suçluluk hissetme ve farazi zulüm tarihini temize çekme motivasyonu baskın. Batılı ülkelerde solcuları harekete geçiren ideoloji böyle. Feinberg yine yumağın ucunu yakalamış: Elon Musk, dünyanın ilk trilyoneri oldu. O da bir göçmen. Güney Afrikalı. Aslında Demokratlar için inanılmaz bir hikaye olabilirdi. Ama olmadı. Neden? Çünkü Afrikalı ama beyaz. Yani anlatıya uymuyor. Beklentiyi karşılamıyor. Göçmen edebiyatının kriterlerine uymuyor. Bu yüzden bir göçmen başarı hikayesini bir kötü adam hikayesine dönüştürdüler. Mesele hiçbir zaman göçmenler olmadı. Mesele kontrol etmekti.

Published: June 13, 2026 07:15

Göçmencilik edebiyatında şimdilik acıma, onlara karşı suçluluk hissetme ve farazi zulüm tarihini temize çekme motivasyonu baskın. Batılı ülkelerde solcuları harekete geçiren ideoloji böyle. Feinberg yine yumağın ucunu yakalamış: Elon Musk, dünyanın ilk…

R to @Kenancamurcu: Japonya'da sığınmacı ve göçmenlerin sebep olduğu vaka sayısı arttıkça Japonlarda tepki de yükseliyor. Türkiye'den göçmenler de göze çok batıyorlar. Ama şu aralar Pakistanlılardan şikayet yüksekmiş. Videoda konuşan kadın durumu şöyle özetlemiş: Her şeyden önce, tanıttığım bu haber oldukça çirkin, lütfen kendinizi hazırlayın ve dikkatlice dinleyin. Şu anda polis müdahale edemiyor ve Hokkaido'da, terörizm açısından dünyada dördüncü sırada yer alan bir ülkeden aniden bir Pakistanlı yerleşim yeri ortaya çıktı. Japonlar zulüm görüyor, gizemli bir olay yaşanıyor. Bu gerçekten korkutucu. Pakistan'ın aslında gerçekten tehlikeli bir ülke olduğu varsayılıyor. Orada sadece tehlikeli insanlar var. Belki 'tehlikeli insanlar' demek abartı olabilir. İngiltere'de BBC'nin yaptığı bir ankete göre -bazı insanlar her zaman kaynağı sorar, o yüzden dikkatlice dinleyin- Pakistanlıların yüzde 70'i akraba evliliğinin sonucu. Arap dünyasında nüfusun yarısından fazlası akrabalarıyla evleniyor. Biliyorsunuz, bu zekayı etkiliyor. İngiltere'deki Pakistanlı topluluğun yüzde 55'inin kuzenleriyle evlendiği belirtiliyor. Veriler, Pakistanlıların İngiltere'deki doğumların sadece yüzde 3,4'ünü oluşturduğunu, ancak resesif genetik bozuklukları olan çocukların yüzde 30'unun Pakistanlılardan doğduğunu söylüyor. Bunun zeka üzerinde ciddi bir etkisi var. Kuzen ebeveynlerden doğan çocukların IQ'ları 10 ila 16 puan düşüyor ve IQ'nun 70'in altında olma riski yüzde 400 artıyor. Bu doğrudan zihinsel engellilik seviyeleriyle bağlantılı. Yani o seviyede çok sayıda insan olduğu anlamına geliyor. Pakistan'da bir kadına tecavüz edildi. Mağdurun ailesi, 'Eğer bağışlanmak istiyorsanız, ailenizden birine tecavüz etmemize izin verin' dedi ve failin ailesi bunu kabul etti, tecavüzcünün kız kardeşine mağdurun erkek kardeşi tarafından tecavüz edildi...

Published: June 13, 2026 07:00

Japonya'da sığınmacı ve göçmenlerin sebep olduğu vaka sayısı arttıkça Japonlarda tepki de yükseliyor. Türkiye'den göçmenler de göze çok batıyorlar. Ama şu aralar Pakistanlılardan şikayet yüksekmiş. Videoda konuşan kadın durumu şöyle özetlemiş: Her şeyden…

R to @Kenancamurcu: BAE, İran'a ait fonları Tehran'a döndürdüğü haberini tekzip edince bunun, dondurulmuş varlıkların serbest bırakılmadığı anlamına geldiğini zannedenler var. Konunun uzmanları açıklamış meseleyi: Serbest bırakmaktan kasıt paranın Tehran'a dönmesi değil, BAE içinde harcanabilir hale gelmesi. BAE, paranın Tehran'a döndürüldüğünü reddetti.

Published: June 13, 2026 06:30

BAE, İran'a ait fonları Tehran'a döndürdüğü haberini tekzip edince bunun, dondurulmuş varlıkların serbest bırakılmadığı anlamına geldiğini zannedenler var. Konunun uzmanları açıklamış meseleyi: Serbest bırakmaktan kasıt paranın Tehran'a dönmesi değil, BAE…

Trump-İran barışı imzalansa bile bu, Amerika ile İran'ı ilgilendirmekle sınırlı. Netanyahu demiş ki: İran, İsrail'i yok etmek istiyor, hayatımı bunu engellemeye adadım." İsrail, ABD-İran anlaşmasının tarafı değil. Dolayısıyla İran'ın kendisi veya vekilleri aracılığıyla İsrail'e saldırdığında savaş olacak. Ama anlaşma sonrasında savaş, İran'ın sınırlandırılmış füze kapasitesiyle olabilecek. İsrail zaten İran gibi balistik füzelerle kaçak göçek savaşmıyor, savaş uçaklarıyla hava sahasına girip hedeflerini vuruyor.

Published: June 13, 2026 06:15

Trump-İran barışı imzalansa bile bu, Amerika ile İran'ı ilgilendirmekle sınırlı. Netanyahu demiş ki: İran, İsrail'i yok etmek istiyor, hayatımı bunu engellemeye adadım." İsrail, ABD-İran anlaşmasının tarafı değil. Dolayısıyla İran'ın kendisi veya…

Pew Araştırma'ya göre dünyanın en yaşlı 10 liderinden yedisi, Freedom House'un siyasi haklar ve sivil özgürlükler açısından "özgür olmayan" ülkeler olarak sınıflandırdığı ülkelerde bulunuyor. Türkiye bu listeye dahil Birleşmiş Milletler üyesi 186 ülkedeki mevcut liderlerin analizine göre 186 ulusal liderden sadece 16'sı Trump'tan daha yaşlı. En yaşlı liderler, 93 yaşındaki Kamerun Cumhurbaşkanı Paul Biya ve 90 yaşındaki Suudi Arabistan Kralı Salman bin Abdulaziz Al Saud. Biya, yaklaşık 44 yıldır cumhurbaşkanlığı görevini yürütüyor – bu süre, mevcut 13 ulusal liderin hayatta olduğu süreden daha uzun – ve Al Saud ise 2015'ten beri kral. Erdoğan da 24 yılla en uzun süreli liderler arasında. Dünyanın en yaşlı liderlerinin çoğu Afrika ülkelerinde bulunuyor. Biya'nın yanı sıra Malavi, Fildişi Sahili, Ekvator Ginesi, Zimbabve, Kongo Cumhuriyeti ve Uganda liderleri de en yaşlı 10 lider arasında yer alıyor. Öte yandan, en genç ulusal lider ise Mart ayında gençlerin öncülüğündeki protestoların önceki hükümeti devirmesine yardımcı olmasının ardından Nepal'in başbakanı olan 36 yaşındaki Balen Şah. Aynı zamanda rap sanatçısı olan Şah, TikTok ve YouTube'u başlıca gelir kaynakları arasında sayıyor ve göreve başlamasından bir gün önce sosyal medyada ulusal birlik hakkında bir şarkı yayınladı. Şah'ı 38 yaşındaki İzlanda Başbakanı Kristrún Frostadóttir izliyor. Her ikisi de Burkina Faso Cumhurbaşkanı İbrahim Traoré'den daha genç. Traoré, bu analizi en son Mayıs 2024'te yaptığımızda en genç ulusal liderdi . (Traoré de 38 yaşında ve Frostadóttir'den iki ay daha büyük.) Analize göre tüm ulusal liderlerin ortalama yaşı 63. Yaklaşık üçte ikisi 40'lı, 50'li veya 60'lı yaşlarında. Pew Araştırma Merkezi'nin 2023 yılında yaptığı bir ankete göre Amerikalıların büyük çoğunluğu (%49) ABD başkanı için ideal yaşın 50'li yaşlar olduğunu belirtmiş. %24'ü 60'lı yaşlarda birini tercih ederken, sadece %3'ü başkanın 70'li yaşlarında veya daha büyük olmasının en iyisi olduğunu söylemiş. Ayrıca, 2023 yılında yapılan bir başka ankete göre, Amerikalıların büyük çoğunluğu (%79) Washington DC'deki seçilmiş yetkililer için yaş sınırlamalarını destekliyor. Şu anda bu yetkililer için azami yaş sınırı bulunmuyor ve bunu değiştirmek muhtemelen Anayasa'da değişiklik yapılmasını gerektirecek. Türkiye'de her meslek ve memuriyette yaş haddi var. Fakat siyasette böyle bir sınırlama yok. (Kaynak: @pewresearch)

Published: June 13, 2026 06:00

Pew Araştırma'ya göre dünyanın en yaşlı 10 liderinden yedisi, Freedom House'un siyasi haklar ve sivil özgürlükler açısından "özgür olmayan" ülkeler olarak sınıflandırdığı ülkelerde bulunuyor. Türkiye bu listeye dahil Birleşmiş Milletler üyesi 186 ülkedeki…

Benden cevap almaya saplantılı beklentisi olduğunu biliyorum. Mabad kışkırtmasını bunun için yapıyor. Hasta belli ki. Ama kırmayayım çocuğu.😂 Bu oğlan çocuğunu tanımıyorum, tanıyan varsa hangi çevreden olduğunu söylemesini isterim. Sahibi kim merak ettim. Bir de sürekli mabad zikrinin bu dinci takımdaki karşılığı bastırılmış merakla ya da travmayla ilgili. Oraya takıntılılar. Vardır bir durum yani.🤣

Published: June 12, 2026 21:10

Benden cevap almaya saplantılı beklentisi olduğunu biliyorum. Mabad kışkırtmasını bunun için yapıyor. Hasta belli ki. Ama kırmayayım çocuğu.😂 Bu oğlan çocuğunu tanımıyorum, tanıyan varsa hangi çevreden olduğunu söylemesini isterim. Sahibi kim merak ettim.…

Trump-Tehran arasında sosyal medya üzerinden anlaşmanın maddeleri konulu laf dalaşı, paslaşmalar, bir tür müzakere devam ederken İslamabad aradan başını çıkartıp "anlaşmanın maddeleri" diye bir şey duyurdu. Yani "beni unutmayın" hatırlatması. Hal böyle olunca Ankara ve Katar da karambole gelmemek için kendini hatırlatma ihtiyacı duymuş. Hakan Fidan görece daha uyanık, hem kendi kendini öne çıkarmanın tezyif edici etkisine maruz kalmamak hem de ne olur ne olmaz, anlaşma falan olmazsa arada kalmamak için Katar'ı öne sürmüş ve açıklamayı Katar Dışişleri Bakanına yaptırtmış: "Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı, Türkiye Dışişleri Bakanı ile yaptığı telefon görüşmesinde, Washington ve Tahran arasındaki arabuluculuk çabalarını ele aldı. İki bakan, müzakerelerde kaydedilen ilerlemeden ve barış anlaşmasının nihai metnine ulaşıldığının duyurulmasından duydukları memnuniyeti dile getirerek, ABD-İran anlaşmasının yakında imzalanmasını beklediklerini ifade ettiler."

Published: June 12, 2026 21:04

Trump-Tehran arasında sosyal medya üzerinden anlaşmanın maddeleri konulu laf dalaşı, paslaşmalar, bir tür müzakere devam ederken İslamabad aradan başını çıkartıp "anlaşmanın maddeleri" diye bir şey duyurdu. Yani "beni unutmayın" hatırlatması. Hal böyle…

İran'ın BAE'ye saldırılarını "emperyalizme karşı direniş" falan gibi tumturaklı laflarla sunması gerekiyordu tabii ki. Dünyadaki islamcı ve solcu taraftarlara 'ver coşkuyu' yapmak zorunda. Ama asıl neden, rejimin elitlerinin halktan çalıp BAE'ye kaçırdığı paraları geri almak istemesiydi. En çok neden BAE'ye füze ve drone saldırısı düzenlendi sanıyoruz. Sonuçta Tehran ve Abu Zabi oturup konuşmuş, anlaşmış, BAE, fonlardaki hırsızlık paralarını iade etmeyi kabul etmiş, Tehran da artık BAE'yi vurmayacakmış. Bizim alık İslamcılar ve Solcular antiemperyalizm ninnisiyle mışıl mışıl uyumaya devam edebilir.

Published: June 12, 2026 20:35

İran'ın BAE'ye saldırılarını "emperyalizme karşı direniş" falan gibi tumturaklı laflarla sunması gerekiyordu tabii ki. Dünyadaki islamcı ve solcu taraftarlara 'ver coşkuyu' yapmak zorunda. Ama asıl neden, rejimin elitlerinin halktan çalıp BAE'ye kaçırdığı…

R to @Kenancamurcu: İsrail-Kıbrıs-Yunanistan enerji ittifakı, Doğu Akdeniz'den Helenik Yayı izleyerek İyon Denizi'ne doğru ve oradan AB bölgesine uzanan stratejik hat. Çok önemli. Hassas. Sağlayacağı verimlilik akıllara sığmaz. Burada kurulacak kapalı devre enerji havzasının dışında kalmayı Ankara seçti. Neden? Ne uğruna? Hamas için mi? Umarım 2.5 puanlık oyu konsolide etmek için değildir. Beştepe'de temerküz etmiş kudret, hangi akla hizmet bu ittifakın dışında kalmanın yüksek avantajları olacağını hesaplamış olabilir? Keşke o hesap kitabı bizimle paylaşsa da hikmetinden sual olunmaz sırra vakıf olsak. Hem bu muhteşem çerçevenin dışında kalıp hem de kof tehditlerle bağırıp çağırmanın fakirlikten canı çıkmış millete faydası var mı? Bir ülke kötü yönetilir de kötünün seviyesi bu kadar uçlarda nasıl olabilir? * CHP'de olan bitenle neden ilgileneyim ki? Ali Mahir'in lüks puro ve araç merakı için verdiği mücadeleden banane. KK'nın yapamadığı liderliğin derdine niye ben düşeyim?

Published: June 12, 2026 20:28

İsrail-Kıbrıs-Yunanistan enerji ittifakı, Doğu Akdeniz'den Helenik Yayı izleyerek İyon Denizi'ne doğru ve oradan AB bölgesine uzanan stratejik hat. Çok önemli. Hassas. Sağlayacağı verimlilik akıllara sığmaz. Burada kurulacak kapalı devre enerji havzasının…

Zannediliyor ki Amerika yardım etmese İsrail ayakta kalamaz. Filistinciliğin her şeyi yalan iddialarının Amerikancası bu. Oysa tam aksine, Amerika, İsrail'e yaptığı yardımın hatırına gündelik hayatta ve savunmada hayati önemdeki pek çok yüksek teknoloji uygulamasını bedavaya getiriyor. @netanyahu'nun geçenlerde Amerikan yardımına aslında ihtiyaçları olmadığını söylerken Amerikalı karar vericilere güçlü mesaj gönderdiğini aklı başında Amerikalılar anladı.

Published: June 12, 2026 20:13

Zannediliyor ki Amerika yardım etmese İsrail ayakta kalamaz. Filistinciliğin her şeyi yalan iddialarının Amerikancası bu. Oysa tam aksine, Amerika, İsrail'e yaptığı yardımın hatırına gündelik hayatta ve savunmada hayati önemdeki pek çok yüksek teknoloji…

R to @Kenancamurcu: Vodafone müşteri temsilcileri, geçen hafta en az 3 kez arayıp arıza nedeniyle evimize teknik ekip yönlendirdiklerini ve modem değişimi sağlanacağını söyledikleri halde hiçbir müdahale gerçekleşmedi. Şu anda internet yok gibi bir şey. Bu notları Tüketici Mahkemesi'nde delil kullanmak için yazıyorum. @UABakanligi @VodafoneDestek

Published: June 12, 2026 20:04

Vodafone müşteri temsilcileri, geçen hafta en az 3 kez arayıp arıza nedeniyle evimize teknik ekip yönlendirdiklerini ve modem değişimi sağlanacağını söyledikleri halde hiçbir müdahale gerçekleşmedi. Şu anda internet yok gibi bir şey. Bu notları Tüketici…

Hıristiyan gelenekli ülkeler, müslümanlara kaybettikleri ülkelerin tarihinden ders çıkarmış olarak müslümanların kültüre ve kamusal alana kendi tarzlarını dayatmasına izin vermemeye başladı. Çek Cumhuriyeti'nde bir otelde havuza IŞİD, HTŞ vs. simgesi bir elbiseyle girmek isteyen kadına izin vermemişler. Yakında sokaklarda da o kıyafetlerle dolaşılmasına izin vermeyecekler. Sonuçta o ülkelere gitmek zorunda değiller öyle değil mi? Kendi ülkelerinde farklı hayat tarzlarına özgürlük ve insan haklarının kırıntısı yokken Batılı ülkeleri kılık kıyafet özgürlüğü klişesiyle köşeye sıkıştırdıkları günler geçmiş görünüyor.

Published: June 12, 2026 19:40

Hıristiyan gelenekli ülkeler, müslümanlara kaybettikleri ülkelerin tarihinden ders çıkarmış olarak müslümanların kültüre ve kamusal alana kendi tarzlarını dayatmasına izin vermemeye başladı. Çek Cumhuriyeti'nde bir otelde havuza IŞİD, HTŞ vs. simgesi bir…

R to @Kenancamurcu: Müslümanların tarihte farklı inançlara hoşgörülü olduğu iddiası mitolojidir, gerçekle uzak yakın alakası yoktur. Müslüman toplumlardaki diğer inançların keskin nüfus kaybı bunun kanıtlarından. Müslümanlar, istila ettikleri yerlerde zorla müslümanlaştırma veya başka inançlardan olanlara ayrımcılık uygulamalarıyla o dinlerin mensuplarının yerini yurdunu terketmek zorunda bıraktı. @Ofer_binshtok müslüman ülkelerdeki demografik durumun listesini vermiş: Pakistan: Geriye yaklaşık %2 oranında yerli Hindu kaldı. Bu bölge, İslam'ın gelişinden önce İndus Vadisi boyunca %100 Hindu ve Budist idi. Suriye: Geriye yaklaşık %1,5 oranında yerli Hristiyan kaldı. Bu bölge, İslam'ın gelişinden hemen önce %100 Arami ve Yunan Hristiyan idi. Irak: Geriye yaklaşık %1 oranında yerli Hristiyan kaldı. Bu bölge, İslam'ın gelişinden önce %100 Asur, Babil ve Zerdüşt idi. Türkiye: Geriye yaklaşık %0,2 oranında yerli Hristiyan kaldı. Bu bölge, Türk boylarının ve İslam'ın gelişinden önce %100 Bizans ve Ermeni Hristiyan idi. Fas: Geriye %0,1'den daha az yerli Yahudi ve Hristiyan kaldı. Bu bölge, İslam'ın gelişinden önce %100 Yahudi, Hristiyan ve yerel Berberi dinlerine mensuptu. Cezayir: Geriye yaklaşık %0,2 oranında yerli Hristiyan kaldı. Bu bölge, İslam'ın gelişinden önce %100 Hristiyan ve yerel Berberi dinlerine mensuptu. Afganistan: Geriye %0 oranında yerli Hindu ve Budist kaldı. Bu bölge, İslam Orta Asya'ya ulaşmadan önce %100 Hindu ve Budist idi. Arap Yarımadası: Geriye %0 oranında yerli Yahudi ve Hristiyan kaldı. Bu bölge, İslam'ın gelişinden önce %100 Yahudi, Hristiyan ve antik yerel dinlere mensuptu. Libya: Geriye yaklaşık %0 oranında yerli Müslüman olmayan topluluk kaldı. Bu bölge, İslam'ın gelişinden önce %100 Hristiyan, Yahudi ve yerel dinlere mensuptu. İran: Geriye yaklaşık %0,1 oranında Zerdüşt kaldı. Burası, Perslerin Müslümanlar tarafından fethinden önce %100 özgün dinine sahipti. Batı Avrupa, Amerika Birleşik Devletleri ve dünyanın geri kalanındaki Hristiyanlara ve diğer Müslüman olmayanlar bugünkü duruma bakarak tehdit görmüyorlar. Fakat müslümanların hedefleri konusunda, bu bölgelerde İslam tarafından uzun ve sancılı bir süreçle yok edilen Müslüman olmayan topluluklardan hiçbir farkları yok.

Published: June 12, 2026 17:59

Müslümanların tarihte farklı inançlara hoşgörülü olduğu iddiası mitolojidir, gerçekle uzak yakın alakası yoktur. Müslüman toplumlardaki diğer inançların keskin nüfus kaybı bunun kanıtlarından. Müslümanlar, istila ettikleri yerlerde zorla müslümanlaştırma…

İlkel Anti-Siyonizm ırkçılığını ideoloji edinmiş müslümanlar, saplantılı, nevrotik ve histerik nefretle İsrail'i yok etmeye odaklanmış. Bunun için kullandıkları tetikçiler de Filistinliler. Bağış adı altında parasını veriyorlar, tetikçilik yaptırıyorlar onlara. *** Kur'an, kendi inananlarına hep Yahudi tarihinden örnekler veriyor değil mi? Peygamber'in çevresindekilere, Yahudiler arasında ahde vefa göstermeyenleri, inkar edenleri, kötülü yapanları örnekliyor. Onlara benzememelerini söylüyor. Buna karşılık çizgilerini bozmayan Yahudilerin dosdoğru (müstakim) olmalarını da doğruluk, iyilik, güzellik eğitimi olarak gösteriyor. Müslümanlar ne yapıyor? Doğruluk, iyilik, güzellik timsali Yahudileri değil, kötüleri örnek alıyor, onlara benziyor, onlar gibi davranıyor. Mesela Maide 13'te "Kalpleri kaskatılaşmış ve kelimeleri, olması gereken yerden çıkarıp tahrif edenler"den bahsediliyor. (قُلُوبَهُمْ قَاسِيَةًۚ يُحَرِّفُونَ الْكَلِمَ عَنْ مَوَاضِعِه۪ۙ). Müslümanlar işte bunları örnek alıyor. Kelimeleri, kavramları, anlamları yozlaştırıyor, bozuyor, tahrif ediyor. Siyonizm'e ırkçılık diyorlar sözgelimi. Oysa aksine, Anti-Siyonizmin ırkçılık olduğunu çok iyi biliyorlar. Maide 21'de Yahudilere gidip yerleşmesi emredilen "mukaddes toprak (ardu'l-mukaddese)" olarak tanımlanmış yerde yurt edinme idealinin siyasi hareketi olarak Siyonizm ırkçılık nasıl olsun? Ama bu ideale, bu tarihe ve onun siyasi hareketine karşı terör eylemleriyle mücadele etmek bal gibi ırkçılık. Irkçılığı örtbas etmek için "O zaman herkes 2 bin yıl önceki topraklarına mı dönsün, hak mı iddia etsin oralarda?" sorusunu soruyorlar. Bu soruya giydirilen yalan, Yahudilerin 2 bin yıl önce bu toprakları terkettiği ve ilk kez 1948'de oraya akın ettiği yalanı. Halbuki Yahudiler hep oradaydı. 12. yüzyılda Selahattin Uruşelim'i (Yeruşalayim, Medinetu'l-Kuds) aldığında Yahudileri vatanlarına geri çağırdı. İbnu'l-Esir de, başka tarihler de yazdı bunu. 16. yüzyılda "İsrail vatanı"na (Eretz Yisrael) göçler oldu. 19. yüzyılda Abdülhamit de teşvik etti göçleri. Romalıların "Suriye Filistisi" adını verdiği bu topraklara, sonradan Araplaşan topluluklar da göçlerle geldi. Gazze'ye, Batı Şeria'ya nereden geldiler, Arap ülkelerinden. El-Cezire belgeselinde geçmişti: "1882 ile 1946 yılları arasında Arap nüfusu 276.000'den 1,3 milyon kişiye fırladı." (https://shortlink.uk/1rtjr). 50'li yılları yaşamış yaşlı adam anlatıyor: "Yafa'ya ve Filistin'in tamamına, Orta Doğu'nun dört bir yanından işçiler gelirdi. Yafa'da işçisi olmayan tek bir ülke bile yoktu. Lübnan'dan, Suriye'den, Ürdün'den, Mısır'dan, Yemen'den, Hicaz'dan, Marakeş'ten, her yerden... On binlerce işçi gelirdi." Hepsi yerleşti ve onlara "Filistinli" dendi. Hepsi tarih kitaplarında yazıyor. 1994'te geç öğrencilik yıllarımda uluslararası ilişkiler yüksek lisansı yaparken Türkiye-İsrail ilişkileri üzerine bir makale yazmıştım. İSAM Kütüphanesinde günlerce uzun saatler geçirdiğim zamanlardı. Bireysel internet aboneliğinin Türkiye'de başladığı sene. O sene abonelik satın aldım ama neye yarar, internetten erişebileceğimiz kaynak yok. Konvansiyonel yöntemlerle kitaplar karıştırdım, okudum epeyce. Ve cehaletime çok utandım. Filistin konusunda hiçbir şey bilmeden ne çok ezber edindiğime üzüldüm. Ama hararetli yıllardı, bir sosyal grubun içindeydim ve yapacak bir şey yoktu. Çünkü yaşam alanımdı orası; Habermas'ın 'yaşam dünyası' yani. Ama Hitlerin 'lebensraum'u manasında. Bir şey söylesen dışlanırsın. Fikirlerimiz, inançlarımız hep toksik sosyal içicilik sonucuydu. Keşke daha erken vakitte hakikatleri çekinmeden söyleyebilseydim. Cahil ırkçılar Siyonizm'i hakaret ve küfür niyetine kullanıyor. Çoğu demiyeyim, tamamı manasını bile bilmiyor. İlkel Anti-Siyonizm ırkçılığını ideoloji edinmişler, 7 milyarlık dünya nüfusu içinde sadece 20 milyon olan Yahudilerin 10 milyonluk devletini imha etmek için saplantılı, takıntılı, nevrotik, histerik nefretle dopdolular. Bunun için de kullandıkları tetikçiler Filistinli Araplar. Bağış, sadaka, yardım vs. adı altında parasını veriyorlar, tetikçilik yaptırıyorlar onlara. Filistinli Arapların canı umurlarında değil. @thewebbie bu konuya dikkat çekmiş. Diyor ki: Siyonizm karşıtları, Filistinlilere duydukları aşırı sevgiyi sergilediklerinde sadece belirli insanları kandırabilirler. Ve sakın hata yapmayın, bu bir performanstır. Onlar yaşayan Filistinlilerin büyük savunucuları değildir. Onlar, Filistinlilerin en büyük düşmanları arasındadır ve bu kıyas bile kabul etmez. Kendilerini ödünç alınmış Filistin sembolleriyle kuşattıklarında, bu bir pandomimdir. Instagram için uygun şekilde filme alınmış sembolik yardım tekliflerini sunduklarında, bu bir gösteridir. Filistinlileri fiilen baskı altında tutan katil rejimleri ve milisleri alkışladıklarında, bu dayanışma değildir. Bu bir tutku oyunudur. Gözünüzü temel gerçeğin üzerinde tutun. 1948'den bu yana siyonizm karşıtı savaşlarda 200.000'den fazla Filistinli hayatını kaybetti. Siyonizm karşıtlığı uğruna kaybedildi. İsrail'i yok etme şeklindeki sapkın amaç uğruna kaybedildi. Satıcı değişir. Ürün değişmez. Arap diktatörler. İslamcı milisler. Batılı radikaller. Kefiyeli ve tarihsel hafızası olmayan kampüs 'cosplay'cileri. Hepsi aynı zehri satıyor. İzlediğiniz bu sevgi gösterisi, aslında "bölünme" adı verilen karanlık bir karakter özelliğidir. Siyonizm karşıtları İsrail'den o kadar saplantılı bir şekilde nefret ediyorlar ki, bu hedefe ulaşmak uğruna gerçek Filistinliler harcanabilir hale geliyor. Onları kıyma makinesine atıyorlar. Güvenli mahallelerden "direnişi" övüyorlar, sonra bedel ödendiğinde ölülere "şehit" diyorlar. Söyledikleri ve yaptıkları her şey bir sonraki savaşa, bir sonraki yalana, bir sonraki kurbana, başkasının kadim ve doyurulamaz nefretinin sunağına bırakılan bir sonraki Filistinli çocuğa yol açıyor. Bunu bilinçli ya da bilinçsiz yapmaları fark etmez. Sonuç aynıdır. Siyonizm karşıtlığı bir eleştiri değildir. Bu, gerçeğin ve yaşamın reddidir. Bu, Yahudilerin kendi atalarının topraklarında egemenlikten vazgeçmeleri talebidir. Ve buna ulaşmak için Filistinlileri kurban eder. Siyonizm karşıtlığı ırkçılıktır. Yahudilere karşı açıkça. Filistinlilere karşı sessizce. Ve o sessiz kısım, cesetlerin yığıldığı yerdir. *** Tebrikler Matthew, harika bir tasvir.👏

Published: June 12, 2026 13:34

İlkel Anti-Siyonizm ırkçılığını ideoloji edinmiş müslümanlar, saplantılı, nevrotik ve histerik nefretle İsrail'i yok etmeye odaklanmış. Bunun için kullandıkları tetikçiler de Filistinliler. Bağış adı altında parasını veriyorlar, tetikçilik yaptırıyorlar…

Trans olduğunu söyleyip kadın kıyafeti giydiği andan itibaren kadınlara özel alanlara serbestçe girme hakkı kazanmak nasıl bir şey? O özel yerlerde reşit olmayan kızlar da bulunabilir, sevgiliniz veya eşiniz de. Bu kurnaz Hintli mülteci, kuir beyanıyla Green Party'den İskoçya Parlamentosuna milletvekili bile seçildi. Kendi hemşehrilerinin oyuyla. Daha iki yıllık mülteciyken hem de. Kariyer planı müthiş.

Published: June 12, 2026 12:34

Trans olduğunu söyleyip kadın kıyafeti giydiği andan itibaren kadınlara özel alanlara serbestçe girme hakkı kazanmak nasıl bir şey? O özel yerlerde reşit olmayan kızlar da bulunabilir, sevgiliniz veya eşiniz de. Bu kurnaz Hintli mülteci, kuir beyanıyla…

Trump, İlhan Ömer'in ülkeden kapı dışarı edilmesi gerektiğini söylemiş. Bizde olsa iktidarın mahalle temsilcisi bile gereğinin yapılmasını sağlardı. Amerika'nın Somalili milletvekili İlhan Ömer binbir sahtecilikle ülkeye sızmış, Somali'de diktatörlük rejiminin zalim generali babasıyla bağını gizlemek için kendine aile uydurmuş, öz kardeşiyle formalite evliliğe varıncaya kadar hayatının tamamı sahte, yetinmemiş, kamu bütçesini 250 milyon dolar dolandırmış, Amerikalıların vergilerini çalmış, dünyanın bir numarası Amerika'nın başkanı "ülkeden atılması lazım" diyecek kadar aciz. Bizimkiyle karşılaştırınca böyle bir cumhuriyete nasıl özenmeyelim.

Published: June 12, 2026 12:02

Trump, İlhan Ömer'in ülkeden kapı dışarı edilmesi gerektiğini söylemiş. Bizde olsa iktidarın mahalle temsilcisi bile gereğinin yapılmasını sağlardı. Amerika'nın Somalili milletvekili İlhan Ömer binbir sahtecilikle ülkeye sızmış, Somali'de diktatörlük…

Trump'ın İran konusunda aniden operasyondan vazgeçmesi aldığı tehditle ilgili olabilir mi? Darbe veya suikast baskısı altında mı? İran rejiminin, kızı Ivanka ve damadı Jared'i öldürmeyi planlamasına içeriden destek mi vardı? "8647" tekrar gündemde. Nisan ayında FBI direktörünün bir plajda deniz kabuklarından 8-6-4-7 rakamlarını çizerek yaptığı Trump'a suikast çağrısı soruşturması sürerken bu kez mesaj, Kongre Binası ile Washington Anıtı arasındaki çim alanda ortaya çıktı. @derspiegel'in haberine göre bilinmeyen şahıslar ABD başkentindeki çimlere Trump'a yönelik "8647" tehdidini yazdı "8647" sayı kombinasyonu, eski FBI Başkanı James Comey'e daha önce baş ağrısı yaratmıştı. İddiaya göre bu sayıların arkasında Donald Trump'a yönelik şifreli bir ölüm tehdidi yatıyor. Şimdi ise bu mesaj, devasa boyutlarda tekrar ortaya çıktı. Kimliği belirsiz kişiler, ABD Başkanı Donald Trump'a karşı bir slogan olarak kabul edilen "8647" sayılarını Washington D.C.'deki efsanevi National Mall'un çimlerine devasa bir şekilde yazdı. Sayılar, Perşembe günü ABD başkentinde Kongre binası ile Washington Anıtı arasındaki çim alanda belirdi. İçişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada polisin soruşturma başlattığı belirtilerek, "Başkana yönelik her türlü tehdidi çok ciddiye alıyoruz" denildi. Sorumlu polis birimi, inceleme yapmak üzere çim örnekleri aldığını bildirdi. Bu sayede çimlerin renk değiştirmesine yol açan nedenin tespit edilmesinin hedeflendiği ifade edildi. Mesaj sadece havadan (veya Washington Anıtı'ndaki web kamerası aracılığıyla) görülebiliyor; ancak bu durumda bile "4" rakamı neredeyse seçilemiyor. Sayılar, eski FBI Direktörü James Comey ile ilgili bir tartışma sonucunda kamuoyu tarafından tanınır hale gelmişti. Trump eleştirmeni olan Comey, bu nedenle Nisan ayında suçlandı ve Başkan Trump'ın hayatını tehdit etmekle itham ediliyor. Comey, geçtiğimiz yıl Instagram'da artık silinmiş olan bir paylaşımda bulunmuş ve deniz kabuklarından oluşturulmuş 86 ve 47 sayılarını göstermişti. Trump bunun üzerine, 86 sayısının "öldürmek" (to kill) anlamına geldiğini, 47 sayısının ise kendisinin ABD'nin 47. başkanı olduğuna işaret ettiğini açıkladı. Trump, "Bu cinayet anlamına geliyordu ve bu oldukça açık bir şekilde ifade ediliyor" dedi. "86", 1930'larda restoran sektöründe ortaya çıkan ve o dönemde bir şeyin tükendiği anlamına gelen eski bir argo terim. Daha sonraları "kurtulmak" veya "reddetmek" anlamlarına gelecek şekilde evrilmiş. İddianameye göre bu sayı, "47" ile birleştiğinde Trump'a zarar verme yönünde ciddi bir niyeti temsil ediyor. Comey o dönemde suçlamaları reddetti. "Bazı insanların bu sayıları şiddetle ilişkilendirdiğini bilmediğini" belirtti. Her türlü şiddete karşı olduğunu da ekleyerek paylaşımını sildi.

Published: June 12, 2026 09:15

Trump'ın İran konusunda aniden operasyondan vazgeçmesi aldığı tehditle ilgili olabilir mi? Darbe veya suikast baskısı altında mı? İran rejiminin, kızı Ivanka ve damadı Jared'i öldürmeyi planlamasına içeriden destek mi vardı? "8647" tekrar gündemde. Nisan…

İslamcı radikalizm ve terörizmle mücadelede Müslüman ülkeler Batı ülkelerinden neden daha başarılı olma şansına sahip? @idicenter kısa bir videoda bunun gerekçesini açıklamış. Güzel hazırlanmış. Türkçe altyazısını koydum.

Published: June 12, 2026 08:45

İslamcı radikalizm ve terörizmle mücadelede Müslüman ülkeler Batı ülkelerinden neden daha başarılı olma şansına sahip? @idicenter kısa bir videoda bunun gerekçesini açıklamış. Güzel hazırlanmış. Türkçe altyazısını koydum. Video

İsrail tarafı sürekli barış ve iki devletli çözüm istediği halde, karşısında sürekli "ülkemizi çaldınız" yalanını söyleyen, barış istemeyen ve Yahudilere etnik temizlikten başka bir şey düşünmeyenler varken "iki devletli çözüm"ün manası kaldı mı? Yahudilerin ve Arapların birlikte yaşadığı toprağı, hayali kurguyla zimmetine geçirip mülkiyet hakkı iddia ediyorlar ve Yahudileri yabancı olarak tanımlıyorlar. Bu tabii ki tarihsel yalan. Yahudiler iki bin yıldır orada yaşıyor. Sürgün edildikleri zaman bile o topraklarda Yahudi nüfus hep oldu. Yahut İranlılar Babil sürgününden döndürdüğünde veya Selahattin Kudüs'ü alıp Haçlıların sürgününden geri döndürdüğünde. Hep oradaydılar. Osmanlı padişahı Abdülhamit, Yahudilerin kendi vatanlarında iskanı için her türlü kolaylığı sağladı. Osmanlılardan sonra İngiltere'nin mandatörlüğünde de vatana dönüş adaletine engel olunmadı. "Ülkemizi çaldınız" lafı dümdüz, düpedüz, pürüzsüz yalan. İçinde hakikatin kırıntısı bile yok. 1948'den çok önce Araplar Yahudilere saldırıyor, taciz ediyor, köylerini basıyor, çoluk çocuk katlediyordu. Osmanlı Arşivlerinde belgeleri var. Osmanlı meclisinin Kudüs milletvekili Arap Yusuf el-Halidi, Arapların Yahudileri kıskanmasını, dar kafalılığını ve saldırganlığını ta 1899'da Herzl'e yazdığı mektupta itiraf etmişti: https://shortlink.uk/1rrS2 Kenan topraklarını Yahudilerden çalmaya çalışanlar Arap liderler idi. Asıl adalet, toprakların asıl sahibi Yahudilere döndürülmesiydi (el-avd). Hırsızlık, zimmete geçirme, el koyma, çökme girişimine rağmen Yahudiler sırf barış olsun ve kardeşçe bir arada yaşamak için iki devleti kabul edip topraklarından vazgeçebildi. Ama hırsızlar toprakların hepsine el koymak istiyorsa vatanını vermeyen Yahudilerin evini savunmasına kimse karşı çıkamaz.

Published: June 12, 2026 08:30

İsrail tarafı sürekli barış ve iki devletli çözüm istediği halde, karşısında sürekli "ülkemizi çaldınız" yalanını söyleyen, barış istemeyen ve Yahudilere etnik temizlikten başka bir şey düşünmeyenler varken "iki devletli çözüm"ün manası kaldı mı? …

R to @Kenancamurcu: Soru ilginç tabii ki: Müslüman Arapların işgal ettiği Mısır kimliğini kaybetti ve asimile olduğu halde işgal edilmiş İspanya neden aynı akıbeti yaşamadı? O kadar ki, İspanya kurtarıldığında eski kimliğini hemen geri kazandı. Neredeyse 800 yıl boyunca, İspanya Müslümanların elindeydi. Ama İspanyollar, Suriye, Lübnan, Mısır ve diğer Hıristiyan ülkeler gibi bu durumu kabullenmedi. Yüzyıllar süren direniş, isyanlar ve nihayet 'reconquista' (yeniden fetih) aracılığıyla, İspanya sonunda işgalcileri kovmayı başardı. İspanya medeniyet bütünlüğünü geri kazandı. İspanyolca, Hıristiyan mirası ve Avrupa kimliği ihya edildi. Arapların istilalarından bahsedildiğinde sömürgeleştirilmiş toplumlarda İspanyolca ve İngilizce konuşan halklarla karşılaştırma yapılıyor. O ülkelerin hiçbirinde yerel diller ölmedi, hala yaşıyor. Arapların istila ettiği yerlerde yerel dil kalmadı. Arapların sömürgeleştirdiği Suriye, Lübnan, Mısır, Fas ve diğer ülkelerde yerel dil var mı? Müslümanlığı terketmiş Ürdünlü @DanBurmawy diyor ki: Mısır, insanlığın en eski medeniyetlerinden birinin beşiği, firavunlar, hiyeroglifler, kütüphaneler ve İslam'dan önce tek tanrıcılığın diyarı olan bir ülke, 7. yüzyılda işgal edildi. Kıpti Hıristiyan çoğunluğun organize bir savunması yoktu. Sonuç olarak İslam, Mısır'ın kimliğini yuttu. Arapça Kıptice'nin yerini aldı. Camiler tapınakların ve kiliselerin yerini aldı. Mısırlıların yüzde 10'undan azı Hıristiyan olarak kaldı ve inançlarının bir zamanlar geliştiği bu topraklarda zulme uğruyorlar. İspanya'nın aksine, Mısır kültürel hayatta kalma mücadelesi vermedi. Uyum sağladı, asimile oldu ve boyun eğdi. Bu sadece bir tarih dersi değil. Bu, bugünkü Batı'ya tutulan bir ayna. Batılı uluslar karar vermek zorunda: İspanya mı olacaksınız, yoksa Mısır mı?

Published: June 12, 2026 08:15

Soru ilginç tabii ki: Müslüman Arapların işgal ettiği Mısır kimliğini kaybetti ve asimile olduğu halde işgal edilmiş İspanya neden aynı akıbeti yaşamadı? O kadar ki, İspanya kurtarıldığında eski kimliğini hemen geri kazandı. Neredeyse 800 yıl boyunca,…

İran'da 1979 devriminde rejimin Hava Kuvvetleri halkın tarafına geçince devrim gerçekleşmişti. Şimdi de özgürlük ve cumhuriyet devrimi için ordunun halkın yanına geçmesi çağrıları yapılıyor. @RabbiPoupko İran ordusunu Nazi ordusundan örnek vererek çağrıda bulunmuş: İran Ordusu, Devrim Muhafızları (IRGC) ve İran Polisi'nin Değerli Mensupları, Ben Claus von Stauffenberg. Hayatının büyük bir kısmını sadık bir Nazi olarak geçirmiş ve Hitler'e en yakın isimlerden biri olmuştu. Ancak Hitler'in, 250.000 Alman askerini kasten Stalingrad'da ölüme terk etmesinin ardından, savaşın kaybedildiğini fark etti. Von Stauffenberg, Almanya'yı kurtarmak için Hitler rejimini devirmesi gerektiğine karar verdi. Temmuz 1944'te Hitler rejimini devirmek amacıyla Valkyrie Operasyonu'nu planladı ve icra etti. Ne yazık ki başarılı olamasa da, bugün Almanya'da bir kahraman olarak anılmaktadır. İran İslam Cumhuriyeti yıkılacak. Artık sıra, kendi geleceklerini ve İran'ın geleceğini düşünmek için İranlı askeri liderlerdedir. Şimdi saf değiştirme ve İran halkının daha fazla acı çekmemesini sağlama zamanıdır. Şimdi Ayetullahları devirme, İran halkını özgürlüğüne kavuşturma ve İran'a barış getirme zamanıdır. Tarih şu anda yazılıyor, seçiminizi akıllıca yapın.

Published: June 12, 2026 08:00

İran'da 1979 devriminde rejimin Hava Kuvvetleri halkın tarafına geçince devrim gerçekleşmişti. Şimdi de özgürlük ve cumhuriyet devrimi için ordunun halkın yanına geçmesi çağrıları yapılıyor. @RabbiPoupko İran ordusunu Nazi ordusundan örnek vererek çağrıda…

R to @Kenancamurcu: Batılı fatihlerin istila haritasını tereddütsüz sömürgecilik başlığı altında sunuyorken tarih kitaplarının neden Müslümanları sömürgeciler, baskıcılar, soykırımcılar, köle tacirleri veya emperyalistler olarak anmadığını soruyor kimileri. Bunu gereksiz ve yersiz nezakete bağlayanlar var. Tarihte öyle şeyler oldu, niteleyip kategorize etmeyelim diyenler var. Ama birileri de diyor ki, madem onlar bizi sömürgeci görüyor, biz de Müslümanları sömürgeci diyelim artık. Haksızlar mı?

Published: June 12, 2026 07:45

Batılı fatihlerin istila haritasını tereddütsüz sömürgecilik başlığı altında sunuyorken tarih kitaplarının neden Müslümanları sömürgeciler, baskıcılar, soykırımcılar, köle tacirleri veya emperyalistler olarak anmadığını soruyor kimileri. Bunu gereksiz ve…

R to @Kenancamurcu: Erdoğan, İsrail'i Türkiye'ye yönelik bir tehdit oluşturmakla suçladı. Bu, iki ülke arasındaki gerilimde yeni bir tırmanışa işaret ediyor. İsrail ve Türkiye şu anda doğrudan bir çatışmadan ziyade "düşük yoğunluklu bir gerilim" içinde. Türkiye ve İsrail, özellikle her iki tarafın da önemli bir varlık ve nüfuz sahibi olduğu Suriye gibi birçok kilit alanda rakip çıkarlara sahip. Doğu Akdeniz'deki enerji kaynakları ve bölgesel ortaklıklar da dahil olmak üzere stratejik çıkarlar konusunda da karşı karşıya geliyor. İsrailli bir yetkiliye göre, İsrail ve Türkiye şu anda doğrudan bir çatışmadan ziyade "düşük yoğunluklu bir gerilim" içinde. Türkiye, ticareti askıya almak ve uluslararası platformlarda İsrail'e karşı durmak da dahil olmak üzere, ekonomik ve diplomatik kanallar aracılığıyla İsrail'e karşı halihazırda bazı adımlar attı. Analistler, Erdoğan'ın bu açıklamalarının aynı zamanda devam eden siyasi ve ekonomik zorluklar arasında milliyetçi ve İslamcı seçmen tabanındaki desteği güçlendirmeyi amaçladığını belirtiyor.

Published: June 12, 2026 07:32

Erdoğan, İsrail'i Türkiye'ye yönelik bir tehdit oluşturmakla suçladı. Bu, iki ülke arasındaki gerilimde yeni bir tırmanışa işaret ediyor. İsrail ve Türkiye şu anda doğrudan bir çatışmadan ziyade "düşük yoğunluklu bir gerilim" içinde. Türkiye ve İsrail,…

200 milyon yıllık prehistorik ağaç. Halk arasında "Hayat Ağacı" veya "Ters Dönmüş Ağaç" olarak bilinen Baobab ağacı. Özellikle Afrika savanları ve Madagaskar gibi tropikal bölgelerin en ikonik bitkilerinden biri. Devasa gövde ağacın en belirgin özelliği. Süngerimsi gövdelerinde çok miktarda (yaklaşık 120.000 litreye kadar) su depolayabiliyor.

Published: June 12, 2026 07:15

200 milyon yıllık prehistorik ağaç. Halk arasında "Hayat Ağacı" veya "Ters Dönmüş Ağaç" olarak bilinen Baobab ağacı. Özellikle Afrika savanları ve Madagaskar gibi tropikal bölgelerin en ikonik bitkilerinden biri. Devasa gövde ağacın en belirgin özelliği. …

R to @Kenancamurcu: BM Rapörtörü Francesca Albanese, nevrotik ve histerik bir Yahudi düşmanı değil sadece, acılar karşısında hissiz, buz kesmiş bir katliam ortağı. Sebebini @GabyLob örneklemiş: Sonja Bohl-Dencker'in kızı Carolin, 7 Ekim 2023'te Nir Oz kibbutzunda Hamas teröristleri tarafından öldürülmüş. Albanese onuruna düzenlenen bir etkinlik sırasında Sonja, katliamdan sonra tanık olduğu İsrail karşıtı nefretten bahsetmiş ve kızının öldürülmesini anlatmış. Böyle durumda katledilen kurbanın yakınını teselli eder insan değil mi? Albanese bunun yerine ona bir cevap vermiş, acımasız ve sosyopat bir yanıt: — "İlaçlarını değiştir." Bu kadının hasta, ruhsuz ve kalpsiz olduğunu söylerken hakaret etmiyoruz. Gerçekten öyle biri.

Published: June 12, 2026 07:00

BM Rapörtörü Francesca Albanese, nevrotik ve histerik bir Yahudi düşmanı değil sadece, acılar karşısında hissiz, buz kesmiş bir katliam ortağı. Sebebini @GabyLob örneklemiş: Sonja Bohl-Dencker'in kızı Carolin, 7 Ekim 2023'te Nir Oz kibbutzunda Hamas…

Derin denizlerde yaşayan dev kabuklular (örneğin dev izopodlar gibi) bakterilerden aldıkları gen sayesinde uzun süre "yemeden yaşama" yeteneğine sahip. Bu, "derin deniz devleşmesi" (deep-sea gigantism) ve düşük enerji tüketimi ile bağlantılı hayatta kalma stratejilerinin bir sonucu. Dev derin deniz kabuklularının genomlarında yatay gen transferi yoluyla bakterilerden alınmış genler var. Bu durum, onların zorlu ortamlara uyum sağlamalarında kritik rol oynuyor. Normalde bir canlının yeni bir özelliği "rastgele mutasyonlar" yoluyla kazanması binlerce yıl sürer. Ancak yatay gen transferi, bu canlıların bakterilerin milyonlarca yılda geliştirdiği "hayatta kalma araçlarını" (enzimler, proteinler) doğrudan kendi genetik kodlarına kopyalamasına olanak tanımış. Bu, evrimsel süreçte onlar için adeta bir "kısayol" işlevi görmüş.

Published: June 12, 2026 06:45

Derin denizlerde yaşayan dev kabuklular (örneğin dev izopodlar gibi) bakterilerden aldıkları gen sayesinde uzun süre "yemeden yaşama" yeteneğine sahip. Bu, "derin deniz devleşmesi" (deep-sea gigantism) ve düşük enerji tüketimi ile bağlantılı hayatta kalma…

R to @Kenancamurcu: Bernard Henry-Levy karamsar bir tweet atmış. Trump'ın Kürtleri, Afganları, Ukraynalıları ve İranlıları terkettiğini söylüyor. Ona göre şimdi de İsraillileri terketti. Ve Arap müttefiklerini de. "Yıllardır yazar söylerim, ama haklı çıktığıma bu kadar üzüldüğüm olmamıştı" diyor. İsrailliler için ikisi de doğru olabilir. Bernard gerçekten üzüntü duyuyor olabilir veya Trump'ı bir pozisyona itmek için böyle söylüyor da olabilir. Fakat İsraillilerin anlaşmanın tarafı olmamasının serbest kaldıkları anlamına geleceği de bir gerçek.

Published: June 12, 2026 06:30

Bernard Henry-Levy karamsar bir tweet atmış. Trump'ın Kürtleri, Afganları, Ukraynalıları ve İranlıları terkettiğini söylüyor. Ona göre şimdi de İsraillileri terketti. Ve Arap müttefiklerini de. "Yıllardır yazar söylerim, ama haklı çıktığıma bu kadar…

MAGA'cılar arasında derin bir yarılma var. İsrail'den hazzetmeyen @JDVance'in başını çektiği grup, İran rejiminin Amerika'daki lobilerinin etkisi altında. Rejime karşı operasyona karşı çıkıyorlar. Bunu da "anlaşma" diye kodluyorlar. Buna karşılık İran rejiminin Hürmüz'deki deniz korsanlığına izin verilmemesi gerektiğini savunan operasyon yanlıları tarihten örnekler veriyorlar. @Andreafreedom76 Berberi korsanlarla Amerika'nın savaşını hatırlatmış mesela. Diyor ki: Bir ulus olarak ilk savaşımız Kuzey Afrika’daki İslamcılara karşıydı. Bugünkü senaryo, Berberi Savaşları sırasında korsanların haraç talep ettiği döneme benziyor. İran, Hürmüz Boğazı'ndan geçmek isteyen kargo gemilerinden yasa dışı ve fahiş ücretler talep ediyor. Dönemin Başkanı, Kuzey Afrika’daki Berberi Müslüman korsanlarla yaşanan ve giderek tırmanan rehine kriziyle sınandı. Bu kriz, onu doğrudan modern Amerika Birleşik Devletleri Donanması’nı kurmaya zorlayan bir krizdi. Korsanların artan taleplerinden ve sürekli Amerikalıların köleleştirilmesinden bıkan Washington, Kongre’yi askeri bir tutum almaya çağırdı. 27 Mart 1794'te, aralarında USS Constitution ve USS Chesapeake’in de bulunduğu Amerika’nın ilk altı fırkateyninin inşasına izin veren 1794 Donanma Yasası’nı imzaladı. Bu yasa, kalıcı Amerika Birleşik Devletleri Donanması’nın resmî doğuşunu işaret ediyordu. Thomas Jefferson, ABD’nin, Berberi devletine yönelik politikasını haraç ödemekten askeri harekât başlatmaya doğru değiştirdi ve Birinci Berberi Savaşı'nı (1801–1805) başlattı. Haraç ödemeye uzun süredir karşı çıkan Jefferson, Washington döneminde inşa edilen yeni donanmayı, Amerikan gücünü ilk kez yurt dışında sergilemek için kullandı.

Published: June 12, 2026 06:28

MAGA'cılar arasında derin bir yarılma var. İsrail'den hazzetmeyen @JDVance'in başını çektiği grup, İran rejiminin Amerika'daki lobilerinin etkisi altında. Rejime karşı operasyona karşı çıkıyorlar. Bunu da "anlaşma" diye kodluyorlar. Buna karşılık İran…

R to @Kenancamurcu: İddialara göre İran'ın lideri Mücteba Hamaney, Amerika Birleşik Devletleri ile önerilen yeni barış anlaşmasını kabul etmeyecek. Ultra muhafazakâr internet medyasına bakılırsa İran müzakere heyetinin arabuluculara dürüst davranmadığı anlaşılıyor. İran'dan gelen son haberler, anlaşmanın imzalanacağına dair kararın Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf ve Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi tarafından, Mücteba Hamaney’in onayı olmaksızın alındığını söylüyor. Gece boyunca devam eden mutabakat zaptını iki tarafın da imzaladığına ilişkin söylentiler doğru değilmiş demek ki. Mücteba Hamenei ya da onun adına konuşanlar anlaşmayı görmemiş bile. Sil baştan yapılacak öyleyse.

Published: June 12, 2026 06:15

İddialara göre İran'ın lideri Mücteba Hamaney, Amerika Birleşik Devletleri ile önerilen yeni barış anlaşmasını kabul etmeyecek. Ultra muhafazakâr internet medyasına bakılırsa İran müzakere heyetinin arabuluculara dürüst davranmadığı anlaşılıyor. İran'dan…

Buna "Ren Geyiği Siklonu" diyorlar. Sürülerin avcılardan korunmak için geliştirdiği oldukça etkileyici ve kaotik bir savunma mekanizmasıymış. Bu savunma stratejisi, sürü tehdit altında hissettiğinde ortaya çıkarmış. Sürüdeki ren geyikleri, bir merkez etrafında sürekli dönerek sıkışık, dairesel bir formasyon oluştururmuş. Bu hızlı ve sürekli dönen yapı, avcıların sürünün içindeki bireyleri hedef almasını neredeyse imkansız hale getiriyormuş. Avcı, hangi geyiği avlayacağını seçemiyor ve sürekli hareket eden bu devasa kütle karşısında şaşkına dönüyormuş. Formasyonun dış çeperinde daha güçlü ve yetişkin bireyler yer alırken, yavrular ve zayıf bireyler genellikle merkezin güvenli alanında korunuyormuş. Görüntü olarak dev bir girdabı andıran bu savunma, doğanın en karmaşık kolektif davranışlarından biri. Tek bir geyik bir avcı karşısında savunmasız kalabilecekken, bir "siklon" haline geldiklerinde avcıyı etkisiz kılabilecek fiziksel bir güç ve kafa karıştırıcı bir dinamik oluşturuyorlar. @wonderofscience

Published: June 12, 2026 06:00

Buna "Ren Geyiği Siklonu" diyorlar. Sürülerin avcılardan korunmak için geliştirdiği oldukça etkileyici ve kaotik bir savunma mekanizmasıymış. Bu savunma stratejisi, sürü tehdit altında hissettiğinde ortaya çıkarmış. Sürüdeki ren geyikleri, bir merkez…

Afganistan Kabil'de bir eğitim seminerinden dönen kadın grubuna yolda kasıtlı olarak araçla vurmuş Talibancı militan. Kadınların yaşayıp yaşamadığı bilinmiyor. İstanbul Başakşehir'de yolun kenarında yatan köpeğin üstüne direksiyonu kırıp onu ezen Katarlı pisliği hatırladınız mı? Nefret ediyor köpekten. Canlı hayattan. Hadis diye iman ettikleri lafta deniyor ya, "Önünden geçen üç şey namazı bozar: Kadın, eşek, köpek." (Müslim 510), kadından ve hayvanlardan bu kadar nefret ediyorlar. Talibancılar da İran'daki rejim gibi kadını sevmiyorlar. Kadının öğrenmesi, gelişmesi, kendine yeter hale gelmesinden nefret ediyorlar. (Kaynak: @AlinejadMasih)

Published: June 11, 2026 21:58

Afganistan Kabil'de bir eğitim seminerinden dönen kadın grubuna yolda kasıtlı olarak araçla vurmuş Talibancı militan. Kadınların yaşayıp yaşamadığı bilinmiyor. İstanbul Başakşehir'de yolun kenarında yatan köpeğin üstüne direksiyonu kırıp onu ezen Katarlı…

Bu önemli: İsrail, ABD-İran anlaşması gerçekleşse bile anlaşmanın tarafı olmayacak. Bu da İsrail'in İran'da rejim değişikliği için İran halkının sokaklardaki güvenliğini sağlama ilkesine bağlı kalacağını gösteriyor. Yine Hizbullah'a karşı Lübnan'da devam eden operasyonlar da sona ermeyecek. İran, Hizbullah'a yardım etmeyeceğini ABD ile anlaşma zaptında taahhüt etmiş olduğundan İsrail'in operasyonlarına tepki gösteremeyecek. İran, Irak'taki vekil örgütlerine de Husilere de yardım etmeyeceğinin garantisini vermek zorunda ABD'ye, yoksa anlaşma mümkün olamayacak. Aslında ABD-İran anlaşması İsrail'i tamamen rahatlatan ve serbest bırakan bir anlaşma olacak.

Published: June 11, 2026 21:42

Bu önemli: İsrail, ABD-İran anlaşması gerçekleşse bile anlaşmanın tarafı olmayacak. Bu da İsrail'in İran'da rejim değişikliği için İran halkının sokaklardaki güvenliğini sağlama ilkesine bağlı kalacağını gösteriyor. Yine Hizbullah'a karşı Lübnan'da devam…

Ezbere konuşmayın. Dayanaksız görüş beyan etmeyin. Benim yaptığım gibi kaynağını gösterin. Ben Serahsi'nin Mebsut'undan farklı düşündüğü söylenen Şafiilerin görüşünü aktardım. Ana tweetin altında. Mebsut'un orijinal sayfası da var: https://x.com/Kenancamurcu/status/2065038967339098423 Farklı düşündüğü söylenen Şafiiler, eğer zina yapan kadın bir tek erkekle zina ettiyse nesebin tespit edilebileceği gerekçesiyle ensest evliliği reddetmiş. Bu görüş azınlıkta. Şafiilerin ana görüşü zinanın neseb bağına neden olmadığı şeklinde.

Published: June 11, 2026 21:36

Ezbere konuşmayın. Dayanaksız görüş beyan etmeyin. Benim yaptığım gibi kaynağını gösterin. Ben Serahsi'nin Mebsut'undan farklı düşündüğü söylenen Şafiilerin görüşünü aktardım. Ana tweetin altında. Mebsut'un orijinal sayfası da var:…

İsrail'in Doğu Akdeniz'de gerçekleştirdiği ittifak sahne performansı değil. ABD, Yunanistan, Kıbrıs ve İsrail enerji bakanları Houston'da toplanacakmış. Kapalı devre, güvenli ve kendine yeten bir enerji rejimi kurmayı konuşacaklar. Plan; birbirine bağlı elektrik şebekeleri, çeşitlendirilmiş tedarik rotaları ve istikrarsızlığa esir düşmeyecek bir bölge oluşturmak. Kıbrıslı Türklerin bu gelişmelere kayıtsız kalmayacağını tahmin etmek zor olmaz. Özellikle AB üyesi Kıbrıs'ın vatandaşı olmak isteyen gençler federatif modeli bile çözümsüzlüğün sebebi görmeye başlayabilir.

Published: June 11, 2026 21:32

İsrail'in Doğu Akdeniz'de gerçekleştirdiği ittifak sahne performansı değil. ABD, Yunanistan, Kıbrıs ve İsrail enerji bakanları Houston'da toplanacakmış. Kapalı devre, güvenli ve kendine yeten bir enerji rejimi kurmayı konuşacaklar. Plan; birbirine bağlı…

Fıkıhta sahih ve kabul edilen görüş diye bir şey olmaz. Kuraldır, içtihad içtihadı nakzetmez. Yani bir içtihat diğerini ortadan kaldıramaz. Hanefiler öyle düşünür, Şafiiler böyle. Hanefilerin Şafiilerin görüşünü iptal etme gücü yok. Fıkıhta herkesi bağlayan temyiz mahkemesi veya yüksek mahkeme yok. Mısır Şafii bir ülke ve bu mollalar da kendi toplumlarına konuşuyor.

Published: June 11, 2026 21:23

Fıkıhta sahih ve kabul edilen görüş diye bir şey olmaz. Kuraldır, içtihad içtihadı nakzetmez. Yani bir içtihat diğerini ortadan kaldıramaz. Hanefiler öyle düşünür, Şafiiler böyle. Hanefilerin Şafiilerin görüşünü iptal etme gücü yok. Fıkıhta herkesi…

Fransa'da İslamcılıkla mücadelesiyle tanınan milletvekili Jean Messiha, Nassira El Moaddem isimli kadınla tartışıyor. Kadın Fransız olduğunu savunuyor, ama Messiha, Fransızca konuşmasının onu Fransız yapmayacağını söylüyor. Kamusal alanda dinsel sembollerin kullanılması tartışmasının merkez üssü Fransa. 90'larda çok konuşurduk bu meseleleri. O zamanlar kılık kıyafet özgürlüğünü savunurdum. Fakat İslamcıların Türkiye'de, İran'da, Avrupa'da yapıp ettiklerini görüp tecrübe ettikten sonra şimdi aynı fikirde değilim. İslamcı kadınlar örtünmeyi üniforma olarak kullanıyorlar ve kendi ülkelerindeki geleneksel ve folklorik örtünme biçimlerini yok ediyorlar. Örtünme bir meydan okuma, politik pozisyon, ideolojik kimlik simgesi. Milletvekili haklı. Şu örtünme biçiminin Fransız kültürüyle alakası var mı? Aslında hiçbir Müslüman toplumun geleneği de değil. İslamcı radikalizmin ürettiği bir üniforma. Tartışmanın videodaki kısmı şöyle: Milletvekili: Fransa'ya kendiliğinden aşağılayıcı bir bakış açınız var, kusura bakmayın. Nassira El Moaddem: Siz de öyle. Milletvekili: Hayır, tam tersine! Tam olarak bu yüzden ben böyle giyiniyorum... Nassira El Moaddem: Siz de öyle... Milletvekili: Hayır, hayır, hayır! Ben 21. yüzyılda giyiniyorum. Siz Fransız değilsiniz, siz Arap kafalısınız! Nassira El Moaddem: Bu çok ciddi! Bu çok ciddi! Milletvekili: Hayır, hayır, hayır! Sekizinci yüzyıl Bedevisi gibi giyinmeyi bırakın ve Fransız olduğunuzu söylemekten vazgeçin! Nassira El Moaddem: Siz beni aşağılıyorsunuz! Bu çok ciddi! Siz bir milletvekilisiniz! Bu sizin kendi hayatınızı aşağıladığınız anlamına gelir. Milletvekili: Siz kendinizi mağdur olarak konumlandırıp (otodiskrimine ederek), sonra Fransızları 'yozlaşmış ırkçılar' olarak suçluyorsunuz... Bu ne biçim iş? Normal giyinin, herkes gibi! Nassira El Moaddem: Siz benimle böyle konuşamazsınız! (Kaynak: @isaacrrr7)

Published: June 11, 2026 20:57

Fransa'da İslamcılıkla mücadelesiyle tanınan milletvekili Jean Messiha, Nassira El Moaddem isimli kadınla tartışıyor. Kadın Fransız olduğunu savunuyor, ama Messiha, Fransızca konuşmasının onu Fransız yapmayacağını söylüyor. Kamusal alanda dinsel…

Trump, İran'ın teslimiyet şartlarını Netanyahu'ya sormuş, o da onaylamış ve mutabakat zaptı anlaşmaya doğru yol almaya başlamış. - İran'ın elinden zenginleştirilmiş uranyumun hepsi alınacak. - Füze, drone, balistik füze edinmesine sınırlama getirilecek. - İran, daha önceki vekilleriyle ilişkisini kesecek ve desteği sona erdirecek.

Published: June 11, 2026 20:44

Trump, İran'ın teslimiyet şartlarını Netanyahu'ya sormuş, o da onaylamış ve mutabakat zaptı anlaşmaya doğru yol almaya başlamış. - İran'ın elinden zenginleştirilmiş uranyumun hepsi alınacak. - Füze, drone, balistik füze edinmesine sınırlama getirilecek. -…

Daha önce Hamenei'nin cenaze töreninin Haziran sonuna doğru yapılacağı açıklanmıştı. Tehran belediye başkanı Haziran sonunu kesin tarih olarak zikretmiş. Demek ki Trump'ın şartlarını kabul edip teslimiyet anlaşmasını imzalamaya karar vermişler. İran rejiminin elitleri, 40 günlük savaşta savunmayı tamamen bırakmış ve rejimi ayakta tutmaya odaklanmıştı. İsrail rejim değişmeden barış ve istikrarın mümkün olmadığını savunuyor. Trump ise İran rejiminin küresel teröre destek olmayı bırakıp içe kapanmasını yeterli görüyor.

Published: June 11, 2026 20:20

Daha önce Hamenei'nin cenaze töreninin Haziran sonuna doğru yapılacağı açıklanmıştı. Tehran belediye başkanı Haziran sonunu kesin tarih olarak zikretmiş. Demek ki Trump'ın şartlarını kabul edip teslimiyet anlaşmasını imzalamaya karar vermişler. İran…

Kıbrıs'ta İsraillilere yönelik terör eylemine hazırlanan 4 Filistinli tutuklanmış. Umarım Türkiye'de mukim ve faaliyetlerini Türkiye'ye kaydırmış Hamaslılar oldukları ortaya çıkmaz. Hamas, memleketin başına büyük bela saracak. Kıbrıs makamları, Larnaka ve Governor's Beach'te grupla bağlantılı mülklerde amonyum nitrat ve diğer kimyasal maddeler dahil olmak üzere patlayıcı yapımında kullanılan malzemelerin ele geçirilmesinin ardından dört Filistinli şüpheliyi gözaltına almış. Şüphelilerden biri, hedefin İsrailliler olduğunu itiraf etmiş. Polis saldırıların nerede planlandığını, başka suç ortaklarının olup olmadığını ve şüphelilerin daha geniş çaplı aşırılık yanlısı ağlarla bağlantısı bulunup bulunmadığını araştırıyormuş. Tutuklamalar, başkent Lefkoşa'nın merkezinde üç İsrail vatandaşının iki Suriyeli göçmen tarafından saldırıya uğramasından sadece birkaç gün sonra gerçekleşmiş. Suriyelilerin sığınma hakları iptal edilmiş ve sınır dışı edilmişler. Yetkililer, son tutuklamaların adada büyük bir saldırıyı önlemiş olabileceğine inanıyormuş.

Published: June 11, 2026 20:14

Kıbrıs'ta İsraillilere yönelik terör eylemine hazırlanan 4 Filistinli tutuklanmış. Umarım Türkiye'de mukim ve faaliyetlerini Türkiye'ye kaydırmış Hamaslılar oldukları ortaya çıkmaz. Hamas, memleketin başına büyük bela saracak. Kıbrıs makamları, Larnaka ve…

Trump İran'ın teslimiyet imzasını Avrupa'da atmasını istiyor. Nazi Almanyasının teslimiyetini çağrıştırmasını istiyor belli ki. Teslim olmazlarsa savaşa dönülecek. Devrim Muhafızları terhis edilecek. Geleneksel ordunun elinden de balistik füze yeteneği alınacak. Nükleer faaliyet tamamen kapatılacak... Şartlar ağır. İran halkı protestolara başladığında rejim bir kez daha Ocak katliamlarına dönmeye kalkarlarsa yine savaşa dönülebilir. Bir tür rejimin kendini feshetmesi bu. İslam Cumhuriyeti'nin ekabiri İran'da kalarak bunu yapamaz. Ülkeyi terkederler ya da İran sıfırlanana kadar savaşırlar ve Nazilerle aynı akıbeti yaşarlar. Nazilerin mühendisleri Amerika ve başka yerlerde iş bulmuştu. İran rejiminin öyle bir kapasitesi de yok.

Published: June 11, 2026 19:51

Trump İran'ın teslimiyet imzasını Avrupa'da atmasını istiyor. Nazi Almanyasının teslimiyetini çağrıştırmasını istiyor belli ki. Teslim olmazlarsa savaşa dönülecek. Devrim Muhafızları terhis edilecek. Geleneksel ordunun elinden de balistik füze yeteneği…

İran devlet televizyonunda İsrail'e meydan okuyan, "hiçbir şey yapamazlar" diyen, bir şey yapıldığında anında ortadan toz olan bu kadını rejim milli kahraman ilan etti, fotoğrafları her yere astı falan, daha ne diyelim yani.

Published: June 11, 2026 19:40

İran devlet televizyonunda İsrail'e meydan okuyan, "hiçbir şey yapamazlar" diyen, bir şey yapıldığında anında ortadan toz olan bu kadını rejim milli kahraman ilan etti, fotoğrafları her yere astı falan, daha ne diyelim yani. Eyal Yakoby (@EYakoby) This…

Seinfeld'e "Bi özgür Filistin alabilir miyiz?" demişler, "Olsa dükkan senin" demiş.

Published: June 11, 2026 18:20

Seinfeld'e "Bi özgür Filistin alabilir miyiz?" demişler, "Olsa dükkan senin" demiş. Hamas Atrocities (@HamasAtrocities) "What up Seinfeld? Can we get a 'free Palestine'?" "Haha... It doesn't exist!" 😎😎😎 Video —…

Trump son anda saldırıyı iptal ettiyse ve gerekçesi İran rejiminin tüm şartları kabul etmesiyse teslim olmuşlar demektir. Başka türlüsü imkansız. Ya da Trump'ı kandırıyorlar. İsrail bundan memnun olmayacak. Çünkü son iki günlük operasyonlarda rejim yine üst düzeyde büyük kayıplar vermişti. İsrail, halkın gösterilere başlayabileceği güvenli sokakları hazırlamak istiyordu.

Published: June 11, 2026 18:12

Trump son anda saldırıyı iptal ettiyse ve gerekçesi İran rejiminin tüm şartları kabul etmesiyse teslim olmuşlar demektir. Başka türlüsü imkansız. Ya da Trump'ı kandırıyorlar. İsrail bundan memnun olmayacak. Çünkü son iki günlük operasyonlarda rejim yine…

R to @Kenancamurcu: İsrail'e 7 Ekim saldırısını planlayan Sinvar, teröristlere, dehşeti ve psikolojik travmayı en üst düzeye çıkarmalarını emretti. Çocukları o nedenle özellikle hedef aldılar. Öldürdüler, kaçırıp rehin aldılar. Çocukların ve bebeklerin öldürülmesi, yakılması, rehin alınmasının İsrail toplumunu sarsacağını biliyorlardı. Ama evdeki hesabın çarşıya uymadığı nokta, İsrail ordusunun Gazze'yi dümdüz etmesi oldu. Başta BM, küresel iştiraklerinin ve ortaklarının İsrail'in operasyonunu engelleyeceğine güvenmişti Sinvar. Ne kendisini kurtarabildi ne de Hamas'ın 50 bin savaşçısını. Burada da kalmadı, Hizbullah'ı imha etti, İran rejimini kıpırdayamaz hale getirdi. Dün gece Tehran semasında vurulmadık gözden kaçan yer var mı diye keşif uçuşu yapan uçağı hatırlayalım. Videoyu çeken kişi "Ne kadar alçaktan uçuyor" diyordu şaşkınlıkla. İran'ın ne hava savunma sistemi kaldı, ne de savaş uçağı. Dördüncü ayında Hamenei'yi defnedemediler. Savaşın yeni dalgasında cenaze töreni olabileceği bile şüpheli.

Published: June 11, 2026 17:17

İsrail'e 7 Ekim saldırısını planlayan Sinvar, teröristlere, dehşeti ve psikolojik travmayı en üst düzeye çıkarmalarını emretti. Çocukları o nedenle özellikle hedef aldılar. Öldürdüler, kaçırıp rehin aldılar. Çocukların ve bebeklerin öldürülmesi, yakılması,…

R to @Kenancamurcu: Türkiye'de şehirlerde, ilçelerde, devletin belediyelerinin davetlisi olarak Hamasçıları konuşturuyorlar ve 7 Ekim vahşetine övgüler sıralıyorlar ya, esir almakla övündükleri o siyonistler bunlardı işte. Rehine alınanlardan Kfir bebek evine dönemedi, öldürdüler çünkü. Başka çocuklar da. Hem saldırıda hem de rehineyken. İslamcıların İsrail'i suçlamak için sürekli "bebek katili" diye haykırmasının sebebi buydu. Bebekleri öldürdüklerinin ortaya çıkmaması içindi. Gazze'de, militanların kendi canlarını kurtarmak için canlı kalkan kullandığı, savaş alanından tahliyelerine izin vermediği çocukların savaşın ortasında kalmalarından dolayı hayatını kaybetmesi ile, İsrail'de hedef alarak, doğrudan bebekleri öldürmelerini kıyasladılar.

Published: June 11, 2026 17:07

Türkiye'de şehirlerde, ilçelerde, devletin belediyelerinin davetlisi olarak Hamasçıları konuşturuyorlar ve 7 Ekim vahşetine övgüler sıralıyorlar ya, esir almakla övündükleri o siyonistler bunlardı işte. Rehine alınanlardan Kfir bebek evine dönemedi,…

Fransa'ın eski Başbakanı François Fillon, İran'ın eski Cumhurbaşkanı Refsencani'ye demiş ki: “Hristiyanları ve Yahudileri kovun; bir gün Avrupalılar da Müslümanları kovmak isteyecektir.” @FrancoisFillon, "Hoşgörüsüzlüğün hoşgörüsüzlüğü doğurduğunu anlatmak için sarf ettiğim kışkırtıcı bir cümleydi." diyor. Fillon'un videodaki konuşması şöyle: Bu hikayeyi anlatmadan edemeyeceğim çünkü çok öğretici olduğunu düşünüyorum. Tahran'da İran'ın eski Cumhurbaşkanı Ayetullah Haşimi Rafsancani ile karşılaştım. Sohbetin bir noktasında İsrail'den bahsediyorduk ve bana 'Onların gitmesi gerekiyor' dedi. 'Ne demek istiyorsunuz?' diye sordum. 'Filistin'de işleri yok, gitmeleri gerekiyor' dedi. 'Böyle bir şey söyleyemezsiniz,' dedim. 'Böyle düşünüyor olsanız bile, bu gerçekleşmeyecek.' 'Bana kalmaları için tek bir neden söyleyin,' dedi. '2000 yıldır oradalar,' dedim. Gülmeye başladı ve 'Biz 5000 yıl önce Hindistan'daydık, oraya geri dönmeyeceğiz' dedi. O an ne diyeceğimi bilemedim. Tüm gücümü toplayıp bir yanıt bulmaya çalıştım ve dedim ki: 'Tamam, bu şekilde devam edin. Hristiyanları dışarı atın, Yahudileri dışarı atın; bir gün Avrupalıların da Müslümanları dışarı atmak isteyeceğini düşünmüyor musunuz?' Biraz sessizlik oldu. Arabaya dönerken kendi kendime düşündüm; bu söz üzerine pek kafa yormamıştım. Sert, kışkırtıcı bir cümleydi ama gerçek bu. Yani, eğer hoşgörüsüzlüğün yükselmesine izin verirseniz, o da yeni bir hoşgörüsüzlüğü doğurur." (Kaynak: @DariusRochebin)

Published: June 11, 2026 16:05

Fransa'ın eski Başbakanı François Fillon, İran'ın eski Cumhurbaşkanı Refsencani'ye demiş ki: “Hristiyanları ve Yahudileri kovun; bir gün Avrupalılar da Müslümanları kovmak isteyecektir.” @FrancoisFillon, "Hoşgörüsüzlüğün hoşgörüsüzlüğü doğurduğunu…

Kur'an ayetlerinde bugünkü bilimsel gelişmelerin 1400 sene öncesinden haber verildiğine ilişkin bir iddia var. Çeşitli örnekler veriliyor ve bilimsel buluşlarla eşleştiriliyor. Bunu niye yapıyorlar? Kur'an'ın tüm zamanlar ve mekanlar için geçerli olduğunu kanıtlamak için. Peki Peygamber'in, okuduğu ayetlerle ilgili böyle bir iddiası var mıydı? Bunu hiç söyledi mi? Söylemedi. Ayetlerin kendi döneminde dünyanın farklı coğrafyaları, milletleri ve kültürleri için de geçerli olduğunu, kendine sonraki zamanlar için de bilgi, haber ve hüküm değeri taşıdığını ifade eden bir tane hadis yok. Ayet de yok. Müslümanların bu çabası, Peygamber'in Hicaz'dan ve Araplardan ibaret dinini yeni topraklar işgal edince mecburi hale gelen emperyal kimliğe uydurmak için. Hıristiyanlığın Roma İmparatorluğuna uygun hale getirilmesi gibi. Mesela Muminun 14'te insanın rahimdeki evriminin anlatıldığı iddiası. Teoriye uydurabilmek için evrimin aşamalarını 13. ayetten başlattıklarının farkındasınız değil mi? Çünkü 12. ayette çamurdan çekip çıkarma (sülale) ile başlıyor evrim. Onu atlıyorlar, diğer aşamaları rahimle ilişkilendirip 'nutfe'yi sperme veya zigota benzetiyorlar, 'mudga'yı embriyoya falan, öyle devam ediyor. Birincisi, Kur'an'da 1400 sene sonra anlaşılacak bilgi kodlandığı ve bunun da o senelerdeki insanları şaşkınlığa uğratmanın amaçlandığı iddiası sıfır değerinde. Bu lafı kim icat ettiyse onun fantezi dünyasının ürünü. Bu ayeti dinleyen müminlerin bilmediği bir şeyden bahsedilmesinin onlara fayda ne? Bu ayetle ilgili rivayetlerde insanların şaşkınlığa uğradığı, orada neden bahsedildiğini sorduğu, kelimeleri anlamadığı vaki değil. Mesela 14. ayetteki "başka bir yaratma"ya bilimsel atraksiyon köpürtüyorlar ya, İbn Abbas gayet rahat demiş ki: "Ona ruhun üflenmesidir." (Taberî, Câmiu'l-Beyân). Mekke ve Medine'de antik Yunan ve Roma'dan miras biyoloji bilgisinden haberdardı insanlar. Ayrıca hayvanları gözlemleyerek de hamilelikle ilgili belli seviyede bilgi sahibiydiler. Ayette doğada tanık oldukları bu harikalıktan bahsedildikten sonra 15. ayette "ama öleceksiniz" deniyor. Bu kadar.

Published: June 11, 2026 15:52

Kur'an ayetlerinde bugünkü bilimsel gelişmelerin 1400 sene öncesinden haber verildiğine ilişkin bir iddia var. Çeşitli örnekler veriliyor ve bilimsel buluşlarla eşleştiriliyor. Bunu niye yapıyorlar? Kur'an'ın tüm zamanlar ve mekanlar için geçerli…

Kur'an ayetlerinde bugünkü bilimsel gelişmelerin 1400 sene öncesinden haber verildiğine ilişkin bir iddia var. Çeşitli örnekler veriliyor ve bilimsel buluşlarla eşleştiriliyor. Bunu niye yapıyorlar? Kur'an'ın tüm zamanlar ve mekanlar için geçerli olduğunu kanıtlamak için. Peki Peygamber'in, okuduğu ayetlerle ilgili böyle bir iddiası var mıydı? Bunu hiç söyledi mi? Söylemedi. Ayetlerin ne kendi döneminde dünyanın farklı coğrafyaları, milletleri ve kültürleri için de geçerli olduğunu, kendine sonraki zamanlar için de bilgi, haber ve hüküm değeri taşıdığını ifade eden bir tane hadis yok. Ayet de yok. Müslümanların bu çabası, Peygamber'in Hicaz'dan ve Araplardan ibaret dinini yeni topraklar işgal edince mecburi hale gelen emperyal kimliğe uydurmak için. Hıristiyanlığın Roma İmparatorluğuna uygun hale getirilmesi gibi. Mesela Muminun 14'te insanın rahimdeki evriminin anlatıldığı iddiası. Teoriye uydurabilmek için evrimin aşamalarını 13. ayetten başlattıklarının farkındasınız değil mi? Çünkü 12. ayette çamurdan çekip çıkarma (sülale) ile başlıyor evrim. Onu atlıyorlar, diğer aşamaları rahimle ilişkilendirip 'nutfe'yi sperme veya zigota benzetiyorlar, 'mudga'yı embriyoya falan, öyle devam ediyor. Birincisi, Kur'an'da 1400 sene sonra anlaşılacak bilgi kodlandığı ve bunun da o senelerdeki insanları şaşkınlığa uğratmanın amaçlandığı iddiası sıfır değerinde. Bu lafı kim icat ettiyse onun fantezi dünyasının ürünü. Bu ayeti dinleyen müminlerin bilmediği bir şeyden bahsedilmesinin onlara fayda ne? Bu ayetle ilgili rivayetlerde insanların şaşkınlığa uğradığı, orada neden bahsedildiğini sorduğu, kelimeleri anlamadığı vaki değil. Mesela 14. ayetteki "başka bir yaratma"ya bilimsel atraksiyon köpürtüyorlar ya, İbn Abbas gayet rahat demiş ki: "Ona ruhun üflenmesidir." (Taberî, Câmiu'l-Beyân). Mekke ve Medine'de antik Yunan ve Roma'dan miras biyoloji bilgisinden haberdardı insanlar. Ayrıca hayvanları gözlemleyerek de hamilelikle ilgili belli seviyede bilgi sahibiydiler. Ayette doğada tanık oldukları bu harikalıktan bahsedildikten sonra 15. ayette "ama öleceksiniz" deniyor. Bu kadar.

Published: June 11, 2026 15:34

Kur'an ayetlerinde bugünkü bilimsel gelişmelerin 1400 sene öncesinden haber verildiğine ilişkin bir iddia var. Çeşitli örnekler veriliyor ve bilimsel buluşlarla eşleştiriliyor. Bunu niye yapıyorlar? Kur'an'ın tüm zamanlar ve mekanlar için geçerli…

Bu gerçekten acayip ve tuhaf. Hamenei'nin karısını kimse tanımıyor. Yüzünü kimse görmemiş. Bombalamada öldükten sonra onun resmi diye yayınlanan fotoğraflar hep başka kadına ait çıkmış. Rejimde şeffaflık yok deniyor ya, bu derece yani. Emir Ferşad diyor ki: Neredeyse kırk yıl boyunca bir ülkenin lideriydi ama destekçilerinin elinde bile ailesine ait düzgün tek bir fotoğrafı yok. Hâlâ kimse İran liderinin eşinin neye benzediğini bilmiyor; öylece tahmin yürüterek bir gün (eski cumhurbaşkanı) Recai’nin eşinin fotoğrafını koyuyorlar, bir gün Asgerovladi’nin eşininkini... Hatta devletin resmi gazetesi olan İran gazetesi bile (liderin eşi) Hoceste’nin fotoğrafı yerine Tahire Debbağ’ın fotoğrafını basmıştı!

Published: June 11, 2026 14:59

Bu gerçekten acayip ve tuhaf. Hamenei'nin karısını kimse tanımıyor. Yüzünü kimse görmemiş. Bombalamada öldükten sonra onun resmi diye yayınlanan fotoğraflar hep başka kadına ait çıkmış. Rejimde şeffaflık yok deniyor ya, bu derece yani. Emir Ferşad diyor…

Mücteba Hamenei ve hanımının naaşının olduğu buzdolabının görüntüsü olduğu iddia edilmiş. Bence sahtedir. Çünkü böyle bir görüntüyü çekip sızdırmaya kimse cesaret edemez. Oradaki görevlilerin hepsini ipe çekerler. Ama çok da emin konuşmayalım, önceki gün İsrail ve dün geceki Amerikan bombardımanlarından sonra Devrim Muhafızları'nın ilk derecedeki 23 komutanı öldürülünce ipin ucu kaçmıştır ve belki de görüntü gerçektir.

Published: June 11, 2026 14:43

Mücteba Hamenei ve hanımının naaşının olduğu buzdolabının görüntüsü olduğu iddia edilmiş. Bence sahtedir. Çünkü böyle bir görüntüyü çekip sızdırmaya kimse cesaret edemez. Oradaki görevlilerin hepsini ipe çekerler. Ama çok da emin konuşmayalım, önceki gün…

Hizbullahçı Şiiler İsrail'le savaşacaklarını haykırıyor uzatılan mikrofonlara. Bunun Şiilere, Lübnan'a faydası nedir? O soruyu sormuyorlar. Bu çılgın saplantıdan ellerine geçen ne peki? İşte böyle Beyrut'ta sokaklarda yaşamaya başlamaları.

Published: June 11, 2026 14:30

Hizbullahçı Şiiler İsrail'le savaşacaklarını haykırıyor uzatılan mikrofonlara. Bunun Şiilere, Lübnan'a faydası nedir? O soruyu sormuyorlar. Bu çılgın saplantıdan ellerine geçen ne peki? İşte böyle Beyrut'ta sokaklarda yaşamaya başlamaları. Kenan Çamurcu…

R to @Kenancamurcu: Devrim Muhafızları, Umman sahiline yakın noktada Amerika helikopterini düşürünce Amerikalılar üs, liman, tesis ve bina ne varsa imha etti. Görüntüdeki binalar Devrim Muhafızları'nın komuta ve kontrol merkeziydi. Vahidi'nin burada öldüğü söylentisi dolaşıyor. ABD tarafından, savaş uçaklarının gerçekleştirdiği hava bombardımanıyla eş zamanlı olarak 49 adet Tomahawk füzesi fırlatılmış. Hedef alınan en yakın nokta, başkent Tahran'ın yaklaşık 64 kilometre dışında. Devrim Muhafızlarının görev yapacağı, birimleri sevk ve idare edeceği bina kalmadı. İletişim kurmakta zorlanıyorlar. Baba Hamenei, mektuplu kurye ile iletişim kuruyordu. İddiaya göre oğul Hamenei de aynı yöntemi kullandı bir süre. Ama şimdi böyle bir irtibat da olmadığı söyleniyor. Devrim Muhafızları'nın eski komutanı Muhsin Rızai, önceki gün İsrail'e fırlatılan balistik füzelerin, önceden belirlenmiş protokole göre ateşlendiğini açıkladığında bunun bir kararın sonucu olmadığı anlaşıldı.

Published: June 11, 2026 12:47

Devrim Muhafızları, Umman sahiline yakın noktada Amerika helikopterini düşürünce Amerikalılar üs, liman, tesis ve bina ne varsa imha etti. Görüntüdeki binalar Devrim Muhafızları'nın komuta ve kontrol merkeziydi. Vahidi'nin burada öldüğü söylentisi…

İsrail ve Türkiye, bölgesel nüfuz için amansız bir bilek güreşinde. Fakat laf dalaşında bariz düzey farkı var. Jerusalem'in Yahudi-Hıristiyan medeniyetin kültür birikimine karşılık, Türkiye tarafında "günü birlik Kudüs valiliği" ve "Gazze'nin halılarını yapma" hayali var. Bizimkilerinki 23 Nisan temsili seviyesinde. İsrail ve Türkiye giderek daha fazla alanda karşı karşıya geliyor. İsrail, imha ettiği İran merkezli "direniş ekseni" yerine kendi "direniş ekseni"ni oluşturuyor. Hıristiyanlar, Aleviler, Dürziler, Kürtlerle. Türkiye buna, Suriye'deki Culani rejimiyle kurduğu ittifakla cevap vermeye çalışıyor, ama Culani rejimi Ankara'da gelecek görmüyor kendine ve Türkiye'ye mesafeli duruyor. Türkiye, İbrahim Anlaşmalarını yavaşlatmak için Suudi Arabistan, Katar, Pakistan buluşmasıyla karşılık vermeye çalıştı ama devamı gelmedi. Ankara her yerde ters köşede duruyor hep. Somali'de silah zoruyla ve muhalefete saldırarak koltukta oturmayı sürdüren görev süresi bitmiş hükümetin yanında. Neyse ki bu görüntünün nahoş olduğunu anlayarak vazgeçtiler ve arabuluculuk yapmaya çalışıyorlar. Ankara'nın hınçla reddettiği Somaliland, uzun yıllardır Somali'den zulüm gören insanların ülkesi. İsrail Somaliland'i savunuyor. Doğu Akdeniz'de Kıbrıs-Yunanistan-İsrail ittifakını kurmayı başardı Netanyahu. Şimdi bu üçlü ittifak, Avrupa'ya "birleşik Kıbrıs" için destek çağrısında bulunuyor. Ankara'nın bunun karşısına çıkardığı seçenek "bölünmüş Kıbrıs". Edy Cohen'in bir öngörüsü var: "İran rejimi düşerse, Türkiye statüsünü tamamen kaybedecek." Erdoğan’ın İsrail’e yönelik sert açıklamalarının, İsrail’in bölgesel düzeyde güçlenmesi karşısında Ankara’da artan bir tehdit algısından kaynaklandığını iddia etmiş. Bu tepkiyi tetikleyen nedenler arasında da Suriye'de kurulmaya çalışılan askeri üslerin İsrail tarafından birkaç kez bombalanmasını saymış. "En az iki üs imha edildi." diyor Cohen. Türkiye'nin bakış açısını anlamanın önemli olduğuna inanıyor. Cohen, son yıllarda İsrail’in Türkiye’yi endişelendiren bir dizi bölgesel ittifak kurduğunu hatırlatıyor: "Türkler, İsrail’in haddinden fazla güçlendiğini hissediyor. İsrail; Yunanistan, Güney Kıbrıs ve Somaliland ile ittifak kurdu. Bu durum onları rahatsız ediyor." Cohen'in, İran rejiminin sonrasına dair bir değerlendirmesi var: "Eğer İran'daki rejim gerçekten düşerse, bu Türkiye’nin kaybı olacaktır. Türkiye marjinalleşecek. İsrail, İran'daki yeni hükümetle ittifak kuracak ve hem Türkiye hem de Arap dünyası tamamen kaybetmiş olacak."

Published: June 11, 2026 12:37

İsrail ve Türkiye, bölgesel nüfuz için amansız bir bilek güreşinde. Fakat laf dalaşında bariz düzey farkı var. Jerusalem'in Yahudi-Hıristiyan medeniyetin kültür birikimine karşılık, Türkiye tarafında "günü birlik Kudüs valiliği" ve "Gazze'nin halılarını…

R to @Kenancamurcu: Şu bilgiyi yayınladım diye müslümanlar ensesti meşrulaştırmasın sakın. Epstein'i şeyh dahi ilan edebilirler. Çünkü fetvaya göre, zinadan doğan kızla babası bile evlenebilir. İğrençliğin ardı arkası kesilmiyor yani. Meşhur Hanefi fakihi Serahsi, (ö. 483/1090) el-Mebsut adlı eserinde şöyle diyor: "Bir adam, zina ettiği kadından kız çocuğu dünyaya getirdiğinde, bizim mezhebimize göre o kızla evlenmesi ona haram olur. İmam Şâfiî ise "haram olmaz" demiştir. O, "mülâane" (karı-koca arasında lanetleşme) yapılan ve (henüz) cinsel ilişkiye girilmemiş kız çocuğu hakkındaki ayeti delil getirmiştir. O, "kızlarınız" (en-Nisâ, 23) ayetinin haram kılma nassını delil getirmiştir. Ona göre bu yasak kendisine neseben izafe edilen kızı kapsar. Zina yoluyla doğan kız ise ona neseben izafe edilmez, aksine (zina sonucu olması sebebiyle) haram bir izafedir." Zinadan doğan kızla cinsel ilişkiyi haram kabul etmemelerinin sebebi ne biliyor musunuz? Haram kabul ederlerse zinayı meşrulaştırmış olurlarmış da ondan! İslam fıkhı tam bir felaket. Serahsi sebebi şöyle açıklıyor: "Eğer biz (zina yoluyla doğan kızda) haramlığı sabit kılsaydık, bu durum nesebin sabit olduğunu gerektirirdi. Oysa nesep, zina yoluyla sabit olmaz. Zina eden erkeğe nispet (soy bağı) her açıdan sabit değildir." Hanefiler yine mantık kullanıyor, makul sonuçlar çıkarıyorlar. Serahsi kendi mezhebinin görüşünü açıklamış: "Zina yoluyla doğan çocuk, doğru yoldan doğan (meşru) çocuk gibidir. Bu, cüz'iyet (parça olma/biyolojik bağ) itibarıyladır; çünkü suyun (meni) gerçekliği, mülkiyetin (evlilik) varlığı veya yokluğu ile değişmez. Meydana gelen çocuk, her ikisinden (anne ve babadan) gelen suyun bir parçasıdır." "Nitekim Hz. Peygamber, Hz. Fâtıma hakkında 'O, benim bir parçamdır' buyurmuştur. (Zina yoluyla doğan çocukta) cüz'iyet (biyolojik bağ), haramlığı ispat etmek için yeterli gerekçe olan parçadır." Dipnotlarda bazı açıklamalar var, ama durumu kurtarmıyor: Şâfiî mezhebi içindeki âlimler arasında ihtilaflıymış mesele. Bazı âlimler kızıyla evlenmenin cevazına hükmetmiş, çünkü kız zina sonucu doğmuş. (Şirâzî, el-Mühezzeb, 2/43; Ravdatü't-Tâlibîn, 5/448). Nevevî ise "Kadın bir kişiyle ilişkiye girdiyse haram olur." demiş. (Ravdatü't-Tâlibîn, 5/448).

Published: June 11, 2026 11:50

Şu bilgiyi yayınladım diye müslümanlar ensesti meşrulaştırmasın sakın. Epstein'i şeyh dahi ilan edebilirler. Çünkü fetvaya göre, zinadan doğan kızla babası bile evlenebilir. İğrençliğin ardı arkası kesilmiyor yani. Meşhur Hanefi fakihi Serahsi, (ö.…

R to @Kenancamurcu: İran rejiminin öldürdüğü protestoculardan naaşları ailelerine teslim edilenlerden bazılarında organların eksik olduğu ortaya çıktı. Kadınların saçları da yoktu. Aileler infial içinde. Bunu duyurmuştum.⬆️ @donyadelsouz dikkat çektiği bir haber var: 143 demet insan saçı. 26 kilogram. Yastıkların içine gizlenmiş. İran'dan kaçırılmış ve Ermenistan gümrük görevlileri tarafından ele geçirilmiş. Pek çok İranlının aklına hemen tek bir düşünce geliyor: Ocak 2026 protestolarından sonra kaybolan yüzlerce genç kadın. Ailelerinin hâlâ nerede olduklarını bilmediği kız evlatlar. Cenazeleri asla teslim edilmeyenler. Aileler, rejimi, on yıllardır rejimi ölümleri örtbas etmekle, bedenleri parçalanmış halde geri vermekle ve hapishanede tutulan ya da gözaltında öldürülen kurbanların organlarını çalmakla suçluyor. Rejim, kendi halkına karşı o kadar çok dehşet verici suç işledi ki; yetkililer İran'dan kaçırılan 26 kilogram insan saçı ele geçirdiğinde, pek çok İranlı bunu bir gümrük ihlali olarak görmüyor. Onlar, asla eve dönemeyen kız evlatları görüyorlar. Tek bir soru: Bu saçlar kime ait?

Published: June 11, 2026 10:00

İran rejiminin öldürdüğü protestoculardan naaşları ailelerine teslim edilenlerden bazılarında organların eksik olduğu ortaya çıktı. Kadınların saçları da yoktu. Aileler infial içinde. Bunu duyurmuştum.⬆️ @donyadelsouz dikkat çektiği bir haber var: 143…

İslam fıkhına göre zinadan doğan biyolojik kardeşler evlenebilir. Ensest İslam'da caizdir. Peki, Epstein meselesi? Söyledik ya, müslümanların, Epstein'i dillerine dolaması kendi evrenlerindeki iğrençliği örtbas içindir. Mısır'da ve başka Arap kanallarında yayınlanmış görüntülerden potpuri yapmışlar. Al-Rahma TV, Al-Nada TV gibi yerlerde yayınlanmış müslüman din adamlarının konuşmaları. Zinadan doğan kardeşlerin birbiriyle evlenebileceğini söyleyince sunucu dilini yutmuş, nutku tutulmuş, "nasıl yani, ama kardeşler?!" diye şaşkınlık belirtiyor, mollanın umurunda değil, gayet sakin, "meşru evlilik değildir, kardeş bile olsalar" diyor. Mideniz kaldırırsa izleyin: - Erkek kız kardeşiyle evlenebilir mi? - Bir problem yok. - Problem yok mu? Onun gerçek (biyolojik) kız kardeşi ama? - O gerçek bir soy/nesep sayılmaz. Şer'i (İslami) nesep, sahih bir evlilik akdine dayanan nesebtir. Sahih bir evlilik akdi yoksa, nesep de yoktur. - Yani büyüdüklerinde kız kardeşiyle evlenebilir mi? - Bazı alimler, zina eden bir erkeğin zinadan doğan kızıyla evlenebileceği görüşündedir. - Kızının kendisinden olduğunu bilse bile mi? - "Kızı" derken neyi kastediyorsun? O onun kızı değil. - Ne zaman "onun kızı" deriz? DNA testi onun kızı olduğunu kanıtladı. - Hayır. "Kız" ne demektir? Meşru kız çocuğu, meşru bir evlilik akdine dayanır. - Şafii mezhebi ve Maliki mezhebinden İbnü'l-Mâcişûn gibi bazıları, "zina sonucu oluşan tohum/nesil hederdir (geçersizdir)" demiştir. Yani Şeriat'ta yok hükmündedir. Bu yüzden, zina yoluyla doğan kızıyla evlenmesinin caiz olduğunu söylemişlerdir. - İmam Şafii'nin, bir erkeğin zina yoluyla doğan kızıyla evlenmesini caiz gördüğü doğru mu? - Bu, İmam Şafii'den rivayet edilmiştir ve birçok alim tarafından aktarılmıştır. - İmam Şafii ve diğerleri, zina eden bir erkeğin, zina ettiği kadından olan kızıyla -tövbe etmesi durumunda- evlenmesine cevaz vermiştir. Allah en iyisini bilir. - Eğer bir erkek bir kadınla zina ederse ve sonra o kadının kızıyla evlenmek isterse hüküm nedir? - İmam Şafii, erkeğin zina ettiği kadının kızıyla evlenmesine cevaz vermiştir ve "zina sonucu oluşan nesil hederdir (yok hükmündedir)" demiştir.

Published: June 11, 2026 09:42

İslam fıkhına göre zinadan doğan biyolojik kardeşler evlenebilir. Ensest İslam'da caizdir. Peki, Epstein meselesi? Söyledik ya, müslümanların, Epstein'i dillerine dolaması kendi evrenlerindeki iğrençliği örtbas içindir. Mısır'da ve başka Arap kanallarında…

R to @Kenancamurcu: Amerikalılar Tehran'da bir sürü yeri vurmuş. Keşif uçağı gözden kaçan bir yer var mı diye en düşük hızda alçak irtifada kontrol yapıyor, Devrim Muhafızları savunmayı bırakmış gazetecilik peşinde; videonun üzerine Mehr logosunu koymuş sadece. Belki de helikopter düşürmenin bedelini Amerikalılar çok ağır ödettiği için keşif uçağının Tehran semasında gönlünce uçmasına mecburen sessiz kalmışlardır. Ama görüntünün telifi için logoyu ihmal etmemeleri ilginç olmuş. @MehrnewsCom Bunun kanıtladığı şey şu: Devrim Muhafızları esas itibariyle propaganda aygıtıdır. @netanyahu'nun 12 günlük savaşa karar vermesine kadar da dehşet dengesinde başarılı oldu. Fakat İsrail'in hava harekatı büyüyü bozdu. İran rejiminin savunmasız halkı katletmekten başka gücü olmadığı ortaya çıktı.

Published: June 11, 2026 09:24

Amerikalılar Tehran'da bir sürü yeri vurmuş. Keşif uçağı gözden kaçan bir yer var mı diye en düşük hızda alçak irtifada kontrol yapıyor, Devrim Muhafızları savunmayı bırakmış gazetecilik peşinde; videonun üzerine Mehr logosunu koymuş sadece. Belki de…

~ 128 additional posts are not shown ~