RSS Parrot

BETA

🦜 Kenan Č. / @Kenancamurcu

@nitter.poast.org.kenancamurcu@rss-parrot.net

I'm an automated parrot! I relay a website's RSS feed to the Fediverse. Every time a new post appears in the feed, I toot about it. Follow me to get all new posts in your Mastodon timeline! Brought to you by the RSS Parrot.

---

Twitter feed for: @Kenancamurcu. Generated by nitter.poast.org

Your feed and you don't want it here? Just e-mail the birb.

Site URL: nitter.poast.org/Kenancamurcu

Feed URL: nitter.poast.org/kenancamurcu/rss

Posts: 151

Followers: 3

R to @Kenancamurcu: Dün, Gazze'deki açlığa dünyanın dikkatini çekmek üzere antisemitik Filistinci aktivistlerden oluşan bin kişilik bir filo yola çıktı. Aynı gün Gazze.

Published: April 29, 2026 11:38

Dün, Gazze'deki açlığa dünyanın dikkatini çekmek üzere antisemitik Filistinci aktivistlerden oluşan bin kişilik bir filo yola çıktı. Aynı gün Gazze. Video

Yahudileri sırf Yahudi oldukları için yok etme arzusunu en kanlı ve vahşi şekilde haykırmanın serbest bırakılmasını istiyorlar. Böyle mesajlar kaldırılınca ifade özgürlüğünden bahsediyorlar. Oysa sosyal medya nazileri öven, nazi toplama kamplarına hayranlık duyan, Yahudileri topluca imha etmekten bahseden mesajlarla dolu. Hepsi orada duruyor. Buna karşın benim yazdıklarıma bile tahammül edemeyip iki mesajımı kaldırttılar. Yazdıklarım ortada, hiçbirinde kötü üslup gösterilemez. Kendi adımla, kendi fotoğrafımla buradayım ve yazdıklarım ciddi, adap görgü süzgecinden geçmiş mesajlar. Asıl ifade özgürlüğü düşmanlığı bu. Hakikatin işitilmesine engel olmaya çalışıyorlar. İsrailli doktorların ölümcül bağışıklık hastalığından kurtarıp tedavi ettiği Gazzeli Muhammed'in annesi Raida, oğlunun büyüyünce Yahudileri öldürmek için intihar bombacısı olmasını arzu ettiğini kendi söylüyor, belgeselde kendi konuşması, bunu yayınladığım için mesajı şiddet söylemi diye şikayet etmişler, kaldırttılar. Tekrar koydum, muhtemelen yeniden hücum edecekler ve kaldırtacaklar. Görmeyen varsa kaldırılmadan baksın: https://x.com/Kenancamurcu/status/2046624482815537467

Published: April 29, 2026 10:54

Yahudileri sırf Yahudi oldukları için yok etme arzusunu en kanlı ve vahşi şekilde haykırmanın serbest bırakılmasını istiyorlar. Böyle mesajlar kaldırılınca ifade özgürlüğünden bahsediyorlar. Oysa sosyal medya nazileri öven, nazi toplama kamplarına…

İran balistik füzeler fırlatıyorken ve savaş devam ederken, kuzeyden Hizbullah, güneyden Hamas saldırı için güç toplamaya çalışıyor ve saldırmak için fırsat kolluyorken, "İsrail haritadan silinmeli" diyen bin kişi vize ve izin almaksızın denizden İsrail'e doğru ilerliyor. Savaş bölgesi orası. Mesela İran rejimine muhalif bin kişi Fars Körfezin'de İran'a doğru ilerlese İran ne yapar? Hepsini vurur, öldürür, tekneleri denizin dibine gönderir. Bir an tereddüt bile etmeden. Başka her devlet için makul bulunacak bu angajman, konu İsrail olunca aniden lağvediliyor ve İsrail'in gözaltına alması bile tarihin en vahim tepkisi olarak manşetlere çıkıyor. Fakat filocuların unuttuğu bir şey var ve aklı başında birileri kaldıysa onlara hatırlatmalı: İsrail mevcut savaş halini varolma meselesi görüyor ve tepkisi hukuki zemine oturduğu sürece kimin ne diyeceğini umursamıyor. Filocular savaş bölgesinde sınır ihlali yaptıkları an Hizbullah ve Hamas'a verilen tepkiyle karşılaşırlarsa şaşılacak bir şey olmayacak.

Published: April 29, 2026 10:27

İran balistik füzeler fırlatıyorken ve savaş devam ederken, kuzeyden Hizbullah, güneyden Hamas saldırı için güç toplamaya çalışıyor ve saldırmak için fırsat kolluyorken, "İsrail haritadan silinmeli" diyen bin kişi vize ve izin almaksızın denizden İsrail'e…

Radikalizmin belirleyici özelliği aklı, şuuru, muhakemesi olmaması. Saplantılı, kesin inançlı, dogmatiktir. Bilgi ve hakikatle işi olmaz, sloganlar, klişeler ve ezberlerle yaşar. Çok sayıda denekten biri sadece. İran rejiminin temsilcileri her söze "90 milyon halkımızla saldırganlığa karşı savaşıyoruz" diye başlıyor. Rejimin taraftarlarından bir tanesi bile İran halkının rejime karşı olduğunu, rejim taraftarlarının küçük bir azınlık olduğunu itiraf etmiyor. Çok iyi bildikleri halde. Fakat interneti kesip İran'ı dünyaya kapatmayı savunurken şunu ağzından kaçırıyor. 90 milyon halk destekliyor olsa böyle bir rejimi kim yıkabilir? 1 milyon kişi bile karışıklık çıkarsa kime güç yetirebilir? Yönetimi nasıl devirebilir? Yıktığı rejimin yerine kimi yerleştirecek, hangi kadroları? Silahlar Devrim Muhafızlarının elindeyken ve 90 milyonun desteklemediği bir rejim nasıl ayakta durabilir? Aklı tatile çıkarınca bu soruları da soramıyor haliyle.

Published: April 29, 2026 10:17

Radikalizmin belirleyici özelliği aklı, şuuru, muhakemesi olmaması. Saplantılı, kesin inançlı, dogmatiktir. Bilgi ve hakikatle işi olmaz, sloganlar, klişeler ve ezberlerle yaşar. Çok sayıda denekten biri sadece. İran rejiminin temsilcileri her söze "90…

R to @Kenancamurcu: UNRWA (Birleşmiş Milletler Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı) Batı Şeria'daki Celazun okulunun öğrencisi bu çocuk. Bu kampların ve tüm BM kurumlarının yerel yöneticileri Hamasçılar. Orada yetiştirdikleri çocuk bakın ne diyor: "Allah'ın yardımıyla geri döneceğiz ve topraklarımıza döneceğiz. Köpek olan o Yahudilerin kafalarını ezeceğiz! Ben mücahit olmak, Allah yolunda Yahudileri öldürmek ve şehit olmak istiyorum." Türkiye'de de okullarda çocukları böyle yetiştirmek istiyorlar. Zaman zaman yapılan gösterilerden bunu anlıyoruz. Gazze hassasiyeti kamuflajıyla nefret ve düşmanlık öğretiliyor. Neyse ki kamuoyu tepkisi ve baskısıyla geri adım atmak zorunda kalıyorlar. Ama niyet ve emel değişmiyor. Fırsat kolluyor sadece. Yani şu delilik, meczupluk, hastalık akut değil. Kronik. Yapısal. Köklü kültürel değişime ihtiyaç var.

Published: April 29, 2026 09:38

UNRWA (Birleşmiş Milletler Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı) Batı Şeria'daki Celazun okulunun öğrencisi bu çocuk. Bu kampların ve tüm BM kurumlarının yerel yöneticileri Hamasçılar. Orada yetiştirdikleri çocuk bakın ne…

Filistin endüstrisinin medyatik gücü ve propaganda kabiliyetini küçümsememek lazım. Şu anda bile milyonlarca insanı Gazze'de açlık, yokluk, mahrumiyet, açlıktan ölümler olduğuna inandırıyor; o milyonlar bebeklerin bir deri bir kemik olduğuna, ilaç, doktor, su olmadığına inanıyor. Gerçi Filistin endüstrisinin medyatik gücü mü, inanan milyonların tarifi imkansız akılsızlığı, şuursuzluğu, muhakemesizliği, cahilliği mi; hangisine vurgu yapmak lazım bilmiyorum.

Published: April 29, 2026 09:24

Filistin endüstrisinin medyatik gücü ve propaganda kabiliyetini küçümsememek lazım. Şu anda bile milyonlarca insanı Gazze'de açlık, yokluk, mahrumiyet, açlıktan ölümler olduğuna inandırıyor; o milyonlar bebeklerin bir deri bir kemik olduğuna, ilaç, doktor,…

R to @Kenancamurcu: İran Devrim Muhafızları'nın yayın organı @FarsNews_Agency Ali Laricani'ye ait daha önce görülmemiş bir video yayınladı. Görüntü 2017'den. @Afshin_Ismaeli arka koltukta, İran Kürdistanı Demokrat Partisi (Hizb-i Demokrat-i Kurdistan-i İran) lideri Abdurrahman Kasımlo'yu öldüren Muhammed Cafer Sahrarudi'nin olduğunu açıkladı. Sahrarudi, 1989'da "barış süreci" için Kasımlo ile Viyana'da gerçekleşen buluşmada onu tuzağa düşürüp öldüren ekipten ve hakkında kırmızı bülten var. Kudüs Gücü'nde general. Sahrarudi, Laricani meclis başkanıyken onun özel kalem müdürüydü. Görüntüyü çeken ise o dönemde Urumiye milletvekili olan Ruhullah Hazretpur. Aracı Devrim Muhafızları Kara Kuvvetleri Komutanı Muhammed Pakpur kullanıyor. İsrail Laricani'yi de, Pakpur'u da öldürdü. Laricani, boynunda Filistin kefiyesiyle İran-Türkiye sınırında Kürdistan'da dolaşmış. Bu görüntünün şu anda neden yayınlandığı bilinmiyor. Muhtemelen Kürdistan'da rejime karşı hareketlenmeye mesaj veriyor Sipah. Konuşmalar önemsiz ama kayda geçmiş olsun, verelim: Laricani: Sayın Hazretpur, bu yolculukta çok emek verdiniz. Hem size hem de ailenize teşekkür ederiz. Bugün, İran-Türkiye sınır bölgelerini ziyaret etmek üzere sizinle beraberiz. Umarım izlediğiniz bu bölgeler aklınızda kalır; Devrim Muhafızları’nın (Sepah) bu bölgede Urumiye ve tüm İran’ın güvenliğini sağlamak için ne kadar çaba sarf ettiğini hatırlarsınız. Hazretpur: Komutamın siz bir şey söylemek ister misiniz? Pakpur: Ben şoförlük yapıyorum, konuşmayayım. Sahrarudi: Bugün 27 Şehriver 1396 (18 Eylül 2017). Bir gün ileri gittik, tamam 27’si. Burası Naneh Deresi olarak biliniyor. İran-Türkiye sınırı boyunca, Urumiye şehri ile Türkiye sınırı arasında yer alıyor. Tam olarak sınırdayız, sınır noktalarındayız. Sayın Dr. Laricani, General Pakpur ve Sayın Hazretpur ile birlikteyiz. Temsilcimiz, Sayın Doktor ve Sayın General ile beraberiz.

Published: April 29, 2026 07:50

İran Devrim Muhafızları'nın yayın organı @FarsNews_Agency Ali Laricani'ye ait daha önce görülmemiş bir video yayınladı. Görüntü 2017'den. @Afshin_Ismaeli arka koltukta, İran Kürdistanı Demokrat Partisi (Hizb-i Demokrat-i Kurdistan-i İran) lideri…

R to @hahussain: Sivil yerleşim yerlerinin altına tüneller kazıp İsrail'e saldırma stratejisi sivilleri canlı kalkan kullanmanın bir yöntemi. Hamas gibi Hizbullah da bu yolu kullanıyordu. İsrail, İran halkına ait milyonlarca dolarla inşa edilen o tünelleri imha ediyor şimdi. Sivilleri hedef yapıp tünellere saklanarak savaşma taktiği Hamas, Hizbullah, Husiler, İran'ın lejyonlarında hep aynı. Meksika nakro-terör organizasyonları da Amerika'ya tünellerle ulaşıyor. Gazze deprem bölgesi olmasına rağmen Hamas, bu tehlikeyi umursamadan binaların altında büyük tehlike yaratan tünelleri kazdı. Hizbullah da güney Lübnan'da sivil yerleşim yerlerinin altını tünellerle doldurmuş. İsrail ordusunun Arapça sözcüsü Ella Vaveya anlatmış: İsrail ordusu, Hizbullah’a ait yer altı sığınaklarını gün yüzüne çıkarıyor. Lübnan'ın güneyinde Hizbullah tarafından inşa edilen geniş tünel ağlarına yönelik kapsamlı bir operasyonu tamamladık. Geçtiğimiz haftalarda Lübnan’ın güneyindeki Kantara köyünde bulunan bu yer altı yapılarını tespit edip etkisiz hale getirmek için geniş çaplı bir faaliyet yürüttük. Toplam uzunluğu yaklaşık 2 kilometre olan tünellere baskın sırasında tünellerin içinde; Çok sayıda mühimmat ve silah, Uzun süreli konaklamaya uygun yaşam alanları, Su depoları ve çeşitli lojistik ekipmanlar ele geçirildi. Tünellerden birinin Hizbullah militanları tarafından saldırı hazırlıkları için kullanıldığı ve içinde bol miktarda savaş malzemesi bulunduğu görüldü. Bir diğer tünelde ise yaklaşık 10 adet yataklı oda tespit edildi. Ayrıca tünellerin içinde, İsrail topraklarını hedef alan tanksavar füze rampalarının bulunduğu noktalara bağlanan çıkışlar ortaya çıkarıldı. Hizbullah’a ait bu 'sığınak şehirler', yaklaşık on yıllık bir süre zarfında, yerin onlarca metre altında ve İran rejiminin finansal desteğiyle inşa edildi. Bu yapılar, Hizbullah’ın Celile bölgesini işgal etme planının bir parçası olarak hazırlandı.

Published: April 29, 2026 07:10

Sivil yerleşim yerlerinin altına tüneller kazıp İsrail'e saldırma stratejisi sivilleri canlı kalkan kullanmanın bir yöntemi. Hamas gibi Hizbullah da bu yolu kullanıyordu. İsrail, İran halkına ait milyonlarca dolarla inşa edilen o tünelleri imha ediyor…

R to @Kenancamurcu: BAE'nin OPEC'ten ayrılması bir çağın kapanması gibi bir şey. İran konusunda yalpalayan Riyad'ı yalnızlaştıracak hamle. Bunları yazmıştım.⬆️ Şimdi @political0s'ın önemli analizini duyurmam lazım: Yıllardır Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) - Suudi Arabistan ilişkilerini yakından takip ediyorum. Bugün, iki ülke arasındaki ilişkileri uzun yıllardır sarsan en tehlikeli kararla karşı karşıya olduğumuzu ve bunun jeopolitik sonuçlarının devasa olacağını söyleyebilirim. BAE’nin OPEC’ten çekilmesi, ekonomik bir hamle olmaktan ziyade Suudi Arabistan’a karşı yapılmış bir siyasi başkaldırıdır. Bu adım, sadece üretim artırma arzusundan kaynaklanan basit bir "ekonomik tercih" değil; özellikle İran ile yaşanan gerilimlerin ardından BAE dış politikasında yaşanan varoluşsal bir dönüşümün dışa vurumudur. BAE, bu ayrılık fikrini "Arap dayanışmasına" dair verilen vaatlerin asılsız çıkmasına bir tepki olarak pazarlıyor. Ancak gerçek şu ki; BAE’nin OPEC’ten çıkışı, Suudi Arabistan’ın bölgesel enerji politikaları üzerindeki hakimiyet çağını sona erdirebilecek bir "deprem" niteliğindedir. Bu hamle, BAE’nin Arap sisteminin dışında, özellikle İsrail ve ABD ekseninde yeni bir ilişkiler haritası çizmesinin önünü açacaktır. Konuyla ilgilenenler için bu durumu derinlemesine açıklayayım: Üretim Politikası Anlaşmazlığı: Suudi Arabistan ve BAE arasında OPEC+ bünyesinde üretim politikaları konusunda tarihi bir anlaşmazlık yaşanıyordu. BAE, bu farkı Krallık ile istişare ve koordinasyonu devre dışı bırakarak çözmeye karar verdi. Ekonomik Hedeflerin Çatışması: Suudi Arabistan, "Vizyon 2030" projelerini finanse etmek için yüksek fiyatlara (80 doların üzeri) ihtiyaç duyuyor ve bu yüzden OPEC aracılığıyla üretim kesintilerine tutunuyor. Buna karşın BAE, daha çeşitli bir ekonomiye ve dünyanın en düşük üretim maliyetlerinden birine sahip. Bu da BAE’nin, pazar payını garantilemek için fiyatlar bir miktar düşse bile satış hacmini artırmayı tercih etmesine neden oluyor. İttifaktan Rekabete: Riyad ve Abu Dabi arasındaki ilişki son yıllarda "yakın müttefiklikten" ekonomide "kıyasıya bir rekabete" dönüştü. OPEC'ten ayrılmak, Riyad'ın politikalarına olan "ekonomik bağımlılığın" resmen sona erdiğinin ve Körfez dayanışmasının üzerinde tutulan "aşırı milliyetçi" bir tutumun ilanıdır. Körfez İşbirliği Konseyi, kararların liderler arasındaki kişisel ilişkilere hapsolduğu kurumsal bir zayıflık çekiyor. İran ve Yemen konusundaki görüş ayrılıkları derinleşirken, petrol koordinasyonun sağlandığı son kaleydi. BAE’nin çekilmesi, Konsey'in rekabet eden bloklara bölünmesine yol açacaktır. BAE’nin ayrılışı, OPEC+ ittifakını bir daha toparlanamayacak şekilde zayıflatacaktır. BAE, ittifak içinde genellikle savaş masraflarını karşılamak için kotasının üzerinde üretim yapan Rusya'nın "disiplinsizliğini" dengeleyen bir emniyet sübabıydı. BAE olmadan Suudi Arabistan, Moskova gibi "bedavacılarla" (Free Riders) tek başına yüzleşmek zorunda kalacak; bu da Riyad'ı disiplini sağlamak için 2020'de olduğu gibi yıkıcı bir "fiyat savaşı" başlatmaya itebilecektir. Uluslararası düzlemde bu karar, jeopolitik nüfuz haritalarının yeniden çizilmesi anlamına geliyor. ABD, OPEC'i Rus çıkarlarına hizmet eden ve Amerikan tüketicisine zarar veren bir "kartel" olarak görüyor. BAE’nin ayrılması, Arap-Rus petrol birliğini parçalayacağı ve OPEC’in petrolü siyasi bir silah olarak kullanma gücünü zayıflatacağı için "Amerikan dış politikasının büyük bir zaferi" olarak kabul edilecektir. Küresel talep pusulası Asya’ya (Çin ve Hindistan) kayıyor. BAE, OPEC'in Doğu'ya giden ham petrol akışını kontrol etme kapasitesi pahasına, bu güçlerle doğrudan tedarik anlaşmaları imzalamayı hedefliyor. Yeşil Dönüşüm: Abu Dabi’nin hırsı sadece ham petrol satmakla sınırlı değil; hidrojen, amonyak ve yenilenebilir enerjide küresel bir merkez olmayı hedefliyorlar. Bu dönüşüm devasa ve acil nakit akışı gerektiriyor. Zaman Yarışı: Fosil yakıtlara olan talebin 2040’a kadar sona erebileceği düşünülüyor. Abu Dabi, kotalara bağlı kalarak petrolü yer altında tutmanın, gelecekte değersizleşecek "atıl varlıklar" (Stranded Assets) yaratma riski taşıdığına inanıyor. BAE, 2030 yılına kadar üretim kapasitesini günlük 5 milyon varile çıkarmak için 122 milyar dolardan fazla yatırım yaptı. Ancak OPEC kotaları, ülkeyi gerçek kapasitesinin çok altında (günlük 2,6 - 3,1 milyon varil) üretime zorluyor. Ayrıca, "Murban" petrolünün küresel bir fiyatlandırma göstergesi (benchmark) olarak piyasaya sürülmesi, OPEC'in sağlamadığı bir arz esnekliği gerektiriyor. BAE, Murban’ın "Brent" ve "WTI" (Teksas) petrollerine rakip olmasını istiyor; bu da üretim miktarını Viyana’daki siyasi kararların değil, piyasa güçlerinin belirlemesini zorunlu kılıyor.

Published: April 29, 2026 06:53

BAE'nin OPEC'ten ayrılması bir çağın kapanması gibi bir şey. İran konusunda yalpalayan Riyad'ı yalnızlaştıracak hamle. Bunları yazmıştım.⬆️ Şimdi @political0s'ın önemli analizini duyurmam lazım: Yıllardır Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) - Suudi Arabistan…

RT by @Kenancamurcu: Müslümanların anlamadığı veya yanlış bildiği önemli ve hassas nokta şu: Tüm kelam âlimleri tahkiki (inceleyerek, araştırarak, üzerinde düşünerek) imanı zorunlu görür ve taklidi (işittiği, ezberlediği, öğrendiği şekliyle) imanı bâtıl sayar. Bu temel ilkeyi tersine uyguladığımızda, tahkiki inançsızlık en çok felsefi yanılgı olur ve "küfür, kafirlik" değildir. Kur'an lugatında "küfür, kafir" kavramını taklidi inançsızlık karşılar. Ayetlerde o nedenle müşrikler, "atalardan öğrendiği, gelenek olduğu, miras alındığı" şekilde inanmakla suçlanıyor. Mekke'deki kurulu düzeni korumaya odaklandıklarından onlarınki felsefi inançsızlık değildi. Bu nedenle saldırgandılar ve karşılarına çıkan alternatif iddiayı baskılamak, gündemden düşürmek, itibarsızlaştırmak, üstünü örtmek (küfr) için mücadele ettiler. Bu aktivasyon haline 'küfür' deniyor zaten.

Published: April 28, 2026 19:32

Müslümanların anlamadığı veya yanlış bildiği önemli ve hassas nokta şu: Tüm kelam âlimleri tahkiki (inceleyerek, araştırarak, üzerinde düşünerek) imanı zorunlu görür ve taklidi (işittiği, ezberlediği, öğrendiği şekliyle) imanı bâtıl sayar. Bu temel…

İki aydır interneti kesmiş ve İran'ı dünyaya kapatmış İslami diktatörlüğün temsilcisi, BM'de "Güvenli ve kapsayıcı bir dijital ortamı destekliyor ve teşvik ediyoruz." demiş. Bunu söylerken hiç utanmamış, sıkılmamış, hicap duymamış. Halkına, temel insan haklarına, özgürlüklere düşman böyle bir rejimin BM'de işi ne? Atın gitsin.

Published: April 28, 2026 18:59

İki aydır interneti kesmiş ve İran'ı dünyaya kapatmış İslami diktatörlüğün temsilcisi, BM'de "Güvenli ve kapsayıcı bir dijital ortamı destekliyor ve teşvik ediyoruz." demiş. Bunu söylerken hiç utanmamış, sıkılmamış, hicap duymamış. Halkına, temel insan…

Müslümanlığını kadına şiddeti normalleştirmiş gelenekten alan dindarların Kur’an okuması mecburen mizojinik. Bu geleneğin atası Ömer b. Hattab’ın, Peygamber’e iman ettiği için kız kardeşini öldüresiye dövmesini cahillik dönemine verenler, halifeyken de aynı davranış tarzını sürdürdüğünü konuşmaya pek yanaşmaz. Ömer’in yakın çevresinden Enes b. Malik, “Ömer’in cariyeleri bize hizmet ederdi. Saçları açıktı, göğüsleri sallanırdı.” (Beyhaki 3347) diye tasvir ediyor ortamı. Hayatın bu olağan akışında bir gün köle kadın örtününce Ömer’in tepkisi, Mekke’de “cahillik dönemi”nde kız kardeşine yaptığının aynısı olmuş. Öfkeyle haykırmış kadına: “Başını aç, hürlere benzeyemezsin.” (Kandehlevî, 17/55). Kadının başındaki örtüyü bizzat kendisi açmış ve onu kamçıyla dövmüş. (Elbanî, 6/203, İbnu'l-Münzir'den nakil). İbn Teymiyye, “Peygamber zamanında da cariyeler öyleydi” yalanını söyleyerek Ömer’in davranışını övüyor: “Özgür kadın örtünür, cariye ise açıktır. Ömer, başörtüsü takmış bir cariye gördüğünde onu döver ve şöyle derdi: Hür kadınlara mı benzemek istiyorsun ey aşağılık!” (İbn Teymiyye, 1997: 15/217). Birinci halife Abdullah b. Ebi Kuhafe (Ebu Bekir) öldüğünde kadınların evde üzüntüden ağıt yakıp ağlamasına öfkelenen Ömer, Ebu Bekir’in kız kardeşi Ümmü Ferve’yi sopayla döverek evden atmış. Buhari’nin bu rivayeti zikrettiği bölümün adı da ilginç: “Günahkarların ve hasımların evden çıkarılması babı”. (İbn Hacer Askalani, 2001: 5/90, hadis 2346). Hal böyle olunca Ömer, halifeliği zamanında Ebu Bekir’in kızı Ümmü Külsüm’e evlenme teklifini Aişe aracılığıyla ilettiğinde Ümmü Külsüm’ün verdiği cevap gayet mantıklı: “Ona ihtiyacım yok. Çünkü hayatı sert, kadınlara karşı da çok haşin biri.” (İbnu’l-Esir, 1987: 2/450).

Published: April 28, 2026 18:52

Müslümanlığını kadına şiddeti normalleştirmiş gelenekten alan dindarların Kur’an okuması mecburen mizojinik. Bu geleneğin atası Ömer b. Hattab’ın, Peygamber’e iman ettiği için kız kardeşini öldüresiye dövmesini cahillik dönemine verenler, halifeyken de…

R to @Kenancamurcu: Müslümanlar, Allah’ı memnun ve mutlu etmek için istila ettikleri ülkelerdeki erkekleri köle yaptı, alınıp satılan mal haline getirdi. Çocuklarıyla birlikte. Kadınlara da cariye seviyesini uygun gördü. Cariyeyi köleden ayırmamızın sebebi, mülkiyetine sahip olunan kadınların nikahsız seks kölesi yapılabilmesi. Evli olsalar ve kocaları bulunsa bile. Çünkü mülkiyeti nikahtan daha güçlü bağ görüyorlar ve nikahı iptal ettiğini savunuyorlar. (Bedreddin Ayni [ö. 1451], el-Binaye fi Şerhi’l-Hidaye, 1990: 5/585). Hatta Şii Kuleyni’nin (ö. 941) Kâfi’sinde, satın alınan cariyenin hamile olup olmadığının ortaya çıkmasını (iddet/istibra) beklemeye bile gerek olmadığına ilişkin rivayet var. (El-Furu mine’l-Kafi, 1988: 5/474, “babu istibrai’l-emet”, rivayet: 9). Çünkü cariye mülkiyetin konusu, izdivacın değil. Bu vakaları tarihsel sayıyoruz ama IŞİD’in Suriye ve Irak’taki ürkütücü ve tiksindirici performansını hatırlayalım. Fırsat bulunduğunda hemen hortlatılacak malzeme ve mevzuat kitaplarda mevcut. Liberal demokrasinin başkentlerinde mollalar minberlerden bu müfredatın İslam’ın ta kendisi olduğunu haykırıyor her gün. Bütün bunları Tanrının emrettiğine inanıyor Müslümanlar. Başka hiçbir dinde böyle teorik bir düzenleme ve mevzuat yok. Başka kimsenin Tanrısı böyle şeyleri özendirmiyor.

Published: April 28, 2026 18:43

Müslümanlar, Allah’ı memnun ve mutlu etmek için istila ettikleri ülkelerdeki erkekleri köle yaptı, alınıp satılan mal haline getirdi. Çocuklarıyla birlikte. Kadınlara da cariye seviyesini uygun gördü. Cariyeyi köleden ayırmamızın sebebi, mülkiyetine…

Müslümanlık, savaş gücü olduğu dönemlerde fethettiği yerlerde Tanrısını kabul etme zorunluluğu getiriyordu. Teklif yapılanların üç seçeneği vardı. Ya onlar gibi inanacaklar, ya reddedip öldürülecekler ya da ömür boyu haraç (cizye) ödeyecekler. Hem de aşağılanmışlıklarının simgesi olan davranışı ve ritüeli her defasında uygulayarak. (İbn Ebi Şeybe, el-Musannef, 2004: 11/263, 33172). Aşağılanmış olduklarını göstererek cizye, haraç verme hükmünü Tevbe 29’un son cümlesine dayandırıyorlar. Oysa ayette, Hudeybiye anlaşmasıyla sağlanan süresiz saldırmazlık durumunu daha iki sene geçmeden bozan ve geniş katılımlı koalisyonla büyük bir savaşa hazırlanan Mekkeli paganlara ve müttefiklerine, savaşta yenildiklerinde uygulanacak tarife (ceza ve tazminat) önceden duyuruldu aslında. Caydırma amaçlıydı tabii ki. Tüm zamanlar için geçerli inşaî hüküm değil yani. Ama Müslümanlar bu bağlamı terkedip kendilerinin çıkardığı savaşlara uyguladı bunu. Cizyeyi de Müslüman olmayanların kelle vergisi yaptılar. Fakat cizyeyle bile kurtulamayacak olanlar da var. Ünlü Hanefi fakihi Serahsi (ö. 1090) onları “mürtedler ve puta tapanlar” diye tanımlıyor. Bunların hakkı kılıç ya da İslam’mış. (Şeybani’nin [ö. 805] Kitabu’s-Siyeri’l-Kebir’ine Serahsi’nin şerhi, “babu’d-dua inde’l-kıtal”, 1997: 1/57).

Published: April 28, 2026 18:40

Müslümanlık, savaş gücü olduğu dönemlerde fethettiği yerlerde Tanrısını kabul etme zorunluluğu getiriyordu. Teklif yapılanların üç seçeneği vardı. Ya onlar gibi inanacaklar, ya reddedip öldürülecekler ya da ömür boyu haraç (cizye) ödeyecekler. Hem de…

R to @Kenancamurcu: İran Kürdistanında "bin def" günü. Baharla birlikte geleneksel kutlama yapılmış yine. Geleneksel Kürt kıyafetleri giymiş yüzlerce müzisyen, evlerin damlarında ve dar sokaklarda toplu halde def çalmış. UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan Havraman bölgesindeki dik yamaçlı ve kendine özgü mimarisiyle tanınan dağ köyü devasa müzik sahnesi olmuş. Normal zamanda gösteriyi izlemek üzere turist akını olurdu.

Published: April 28, 2026 16:43

İran Kürdistanında "bin def" günü. Baharla birlikte geleneksel kutlama yapılmış yine. Geleneksel Kürt kıyafetleri giymiş yüzlerce müzisyen, evlerin damlarında ve dar sokaklarda toplu halde def çalmış. UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan Havraman…

R to @Kenancamurcu: Gazze'nin Hamas tahakkümündeki bölgelerinde tecavüz ve çocuk gebelikleri salgını yaşanıyor, haberiniz var mı? Nasıl olsun ki? Filistin endüstrisinin haberlerinden başkasına dönüp bakmayan medyalar bunu duyurmuyor çünkü. Hamas kontrolü altında yaşayan Gazzeliler gizli saklı da olsa mikrofonlara konuşuyor. Kadınlar, yaşadıkları istismarı anlatıyor; hem de birden fazla erkek tarafından. Yardım veya para karşılığı yapılan cinsel şantajlar ve nüfuz sahibi kişiler tarafından uygulanan suistimaller ortaya dökülüyor. Gazze’deki insan hakları örgütleri, 60.000 kadar kadının savunmasız durumda olduğunu hatırlatıyor. Raporlar çocuk yaşta evlilik ve hamilelik oranlarında patlamadan bahsediyor. Jusoor News, Gazze'den video tanıklıkları yayınlamış. Gazze'de sesini yükseltmek ciddi hayati tehlike taşıdığı için bu çekimler büyük risk altında gerçekleştirilmiş. Güvenliği için kimliği gizli tutulan Gazzeli bir erkek; savaş nedeniyle yerinden edilmiş dul kadının çadırda "bir grup" Hamas üyesi tarafından taciz edildiğine şahit olmuş. Sessiz kalması için tehdit edilmiş. Adam diyor ki: "Bir arkadaşımızın eşi bizimle iletişime geçti. Yardım etmesi için bir Kassam Tugayları komutanına başvurmuş ancak komutan kadından faydalanmış. Bu utanç verici bir davranış. Konuyu araştırdığımızda, kadını Garabli bölgesindeki bir çadırda, bir grup Kassam üyesinin istismarına uğrarken bulduk. Durumu liderliğe bildirdik ancak bize bu konuda sessiz kalmamız söylendi." Bir başka Gazzeli adam ise benzer bir olayın kadın komşularından birinin başına geldiğini teyit etmiş. Komşusunun, "Hamas'ın yardım kuruluşlarından biri" tarafından şantaja maruz kaldığını anlatmış. "Bir gıda kolisi, yardım çeki veya 100 şekel karşılığında kendisini 'satmasını' istediler" demiş. Kassam sözcüsü Ebu Ubeyde kostümleriyle müsamereler düzenliyordu ya Filistinciler, alın size Kassamcılar, Ebu Ubeydeler. Onların cinsel istismarına uğrayan kadınların sesi olacak ahlak, vicdan, insanlık var mı?

Published: April 28, 2026 16:37

Gazze'nin Hamas tahakkümündeki bölgelerinde tecavüz ve çocuk gebelikleri salgını yaşanıyor, haberiniz var mı? Nasıl olsun ki? Filistin endüstrisinin haberlerinden başkasına dönüp bakmayan medyalar bunu duyurmuyor çünkü. Hamas kontrolü altında yaşayan…

R to @Kenancamurcu: Bir Peygamber'in İslamı var, bir de ideolojik müslüman kimliği. İdeolojik kimlik olarak müslümanlığı reddedenler, dini reddetmiş olmuyor. Bunu yapmaları analarının ak sütü gibi helal onlara. İdeolojik kimlik olarak müslümanlık köpek düşmanı. Peygamber'in İslam'ında ise köpekler mescide girer, dolaşır, hatta bazen çişlerini yapardı, kimse onları kovalamazdı. Dahası, çişlerini yaptıkları yere su da dökmezlerdi. Çünkü köpeğin idrarını pis, necis, namaza mani kabul etmezlerdi. Mevcut müslümanlığın kurucu babası Halife Ömer'in, yine Sünniliğin kaynağı, kökeni, kurucusu oğlu Abdullah (b. Ömer) anlatıyor: "Peygamber zamanında köpekler mescide girip çıkar, işerdi, ama üstüne su serpilmezdi." (Buhari 174, Ebu Davud 382)

Published: April 28, 2026 16:13

Bir Peygamber'in İslamı var, bir de ideolojik müslüman kimliği. İdeolojik kimlik olarak müslümanlığı reddedenler, dini reddetmiş olmuyor. Bunu yapmaları analarının ak sütü gibi helal onlara. İdeolojik kimlik olarak müslümanlık köpek düşmanı. Peygamber'in…

Rubio'nun velayet-i fakih diktatörlüğü ile nükleer silah arasında doğrudan ilişki kurması, savaşın yeni dalgasının stratejisi konusunda fikir veriyor. İsrail de, ellerinde ağır silahlarla İranlıların gösteri düzenlemesini engelleyen Besicler ve Sipah güçlerini sokaklardan temizlemeye odaklanmış durumda. Sokaklar güvenli hale geldiğinde ve internet özgür kaldığında İranlılar kısa sürede devrimi gerçekleştirir.

Published: April 28, 2026 15:40

Rubio'nun velayet-i fakih diktatörlüğü ile nükleer silah arasında doğrudan ilişki kurması, savaşın yeni dalgasının stratejisi konusunda fikir veriyor. İsrail de, ellerinde ağır silahlarla İranlıların gösteri düzenlemesini engelleyen Besicler ve Sipah…

Somalili milletvekili İlhan Ömer'in bir kafeyi madde bağımlılığı tedavi merkezi olarak gösterip federal bütçeden para tırtıkladığının ortaya çıkmasından sonra yapılan incelemelerde benzer yöntemlerle 250 milyon doların üzerinde paranın buharlaştığı ortaya çıkmıştı. FBI, Somalilere ait sahte iş yerlerine baskınlar düzenliyormuş. Amerikalıların vergilerini cebe indiren uyanıklar. Hepsi müslüman, kadınların başları sıkı sıkı örtülü, Filistin gösterilerinin müdavimleri, ama beytülmalı yağmalarken haram helal umurlarında değil. Gavurun malı diyorlar ve çalmayı kurnazlık görüyorlar.

Published: April 28, 2026 15:24

Somalili milletvekili İlhan Ömer'in bir kafeyi madde bağımlılığı tedavi merkezi olarak gösterip federal bütçeden para tırtıkladığının ortaya çıkmasından sonra yapılan incelemelerde benzer yöntemlerle 250 milyon doların üzerinde paranın buharlaştığı ortaya…

Rubio'nun velayet-i fakih diktatörlüğü ile nükleer silah arasında doğrudan ilişki kurması, savaşın yeni dalgasının stratejisi konusunda fikir veriyor. İsrail de, ellerinde ağır silahlarla İranlıların gösteri düzenlemesini engelleyen Besicler ve Sipah güçlerini sokaklardan temizlemeye odaklanmış durumda. Sokaklar güvenli hale geldiğinde ve internet özgür kaldığında İranlılar kısa sürede devri gerçekleştirir.

Published: April 28, 2026 15:17

Rubio'nun velayet-i fakih diktatörlüğü ile nükleer silah arasında doğrudan ilişki kurması, savaşın yeni dalgasının stratejisi konusunda fikir veriyor. İsrail de, ellerinde ağır silahlarla İranlıların gösteri düzenlemesini engelleyen Besicler ve Sipah…

BAE, Mayıs itibariyle OPEC'ten ayrılacakmış. Suudilerin İran konusunda bir öyle bir böyle davranması ve yalpalamasının buna yol açacağı belliydi. BAE petrol üretiminde 3. büyük kaynak. OPEC'in sınırlamaları ve kartel baskısından böylece kurtulmuş olacak. Dilediği kadar üretip istediği kadar ve kendi belirlediği fiyatla satacak. Artan üretim petrol fiyatını düşürecek ve bundan en çok, zaten elindeki petrolü satamayan İran zarar görecek. BAE ve Bahreyn, İbrahim Anlaşmaları doğrultusunda Körfez bölgesinde yolunu ayırıyor. BAE'nin Körfez'den kopması Suudi Arabistan'ı yalnızlaştıracak. İlginç bir aşamaya geçiyoruz.

Published: April 28, 2026 14:32

BAE, Mayıs itibariyle OPEC'ten ayrılacakmış. Suudilerin İran konusunda bir öyle bir böyle davranması ve yalpalamasının buna yol açacağı belliydi. BAE petrol üretiminde 3. büyük kaynak. OPEC'in sınırlamaları ve kartel baskısından böylece kurtulmuş olacak.…

RT by @Kenancamurcu: İran rejiminin unsurlarındaki yalancılığın haddi hesabı, hududu ölçeği yok. Beyanlarına itibar ediyoruz, oynatıyorlar bizi. "Hiçbir halt edemezler" falan diyerek İsrail'e kabadayılıkta en önde bayrak sallayan Ali Laricani, lafının üzerinden 24 saat geçmeden saklandığı sitede bir binanın dairesinde vurulup öldürüldü. Bazı fotoğraflarda enkazdan çıkarılmış cesedi vardı. Yüzü topraklı falan. Geçen gün abisi Muhammed Cevad Laricani dedi ki: "Kardeşimin ne başı ne de bedeni vardı; ondan geriye sadece bir el kalmıştı."⬆️ Demek ki dedim, gördüğüm fotoğraflar AI üretimiymiş. Meğer abisi Cevad Laricani yalan söylüyormuş. Sipah kanalı, ailesinin Ali Laricani'nin cenazesini ziyaretinin görüntüsünü yayınladı. Tabutta bedeni görülüyor. Size tavsiyem, rejimin sözcüleri ve temsilcilerinin söylediği hiçbir şeye, hiçbir açıklamaya, hiçbir beyana inanmayın. Hepsi yalan çünkü.

Published: April 28, 2026 11:53

İran rejiminin unsurlarındaki yalancılığın haddi hesabı, hududu ölçeği yok. Beyanlarına itibar ediyoruz, oynatıyorlar bizi. "Hiçbir halt edemezler" falan diyerek İsrail'e kabadayılıkta en önde bayrak sallayan Ali Laricani, lafının üzerinden 24 saat…

Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin İsrailli liderler hakkında nasıl tutuklama kararı çıkardığı ifşa oldu. Cinsel saldırı suçlusu savcı Kerim Han, korunması karşılığında İsrailli liderler hakkında tutuklama kararı çıkarmış. Gerçek ortaya çıktı da hakikati arayan yok ki. Kaç gündür UCM savcısı Kerim Han gündemde. Cinsel taciz vakasıyla elbette. Müslüman olacak da başka hangi suça bulaşmış olacak, ya yolsuzluktur ya cinsel suçlar; ahlaklı olmakla suçlanacak hali yok. Yeni bir tanık beyanına göre, cinsel tacizle suçlanmasının ardından İsrailli liderler hakkında tutuklama emri talep eden UCM savcısı Kerim Han’a, Katar’ın kendisini kollayacağı söylenmiş. WSJ, operasyona aşina bir kişi olan tanığın beyanını FBI’a sunduğunu ve bu kişinin birkaç Kongre üyesi tarafından tanındığını söylüyor. Deniyor ki, bu durum, Kasım ayında The Guardian’da yayımlanan ve iki firmanın (Highgate ve Elicius Intelligence) dahil olduğu Katar bağlantılı özel bir istihbarat operasyonunun, Han’ın cinsel saldırıda bulunduğu iddia edilen mağduru itibarsızlaştırmaya çalıştığını gösteren raporu destekliyor. Ses kayıtlarında özel dedektifler, “müşteri ülke” olarak hitap ettikleri ve Katar olduğu anlaşılan tarafla olan bağlantılarını tartışıyorlarmış. Yazılı belgelerde ise bir araştırmacı, diğerlerine “Q ülkesini” tanımlamak için “müşteri” ifadesini kullanmaları talimatını veriyormuş. Operasyona aşina iki kaynak, WSJ’ye nihai müşterinin Katar olduğunu söylemiş. İstihbarat operasyonu müdürü, Kerim Han’ı tartışırken şu ifadeleri kullanmış: “Her şey tutuklama emrinin çıkarılması bağlamındaydı. Anlaşma temel olarak buydu. O, ‘Emri çıkarmak istiyorum ama bunu yapmaya korkuyorum’ diyordu. Onlar da ‘Eğer yaparsan, o zaman sana bakarız’ dediler.” Müdüre, bu desteğin münferit bir şeyhten mi yoksa Katar devletinden mi geldiği sorulduğunda ise “Hayır, devlet” yanıtını vermiş.

Published: April 28, 2026 11:39

Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin İsrailli liderler hakkında nasıl tutuklama kararı çıkardığı ifşa oldu. Cinsel saldırı suçlusu savcı Kerim Han, korunması karşılığında İsrailli liderler hakkında tutuklama kararı çıkarmış. Gerçek ortaya çıktı da hakikati…

Tüm dünyada 20 milyon nüfusu olan Yahudilere ve içinde 10 milyon insanın yaşadığı 25 bin km2'lik İsrail'e kolonyalist demek zaten kaçıklık da bu suçlamayla her taşın altında Yahudi arama anksiyetesi kesinlikle acil tedavi gerektiren bir durum. Yahudiler zenginmiş, sermayeyi kontrol ediyormuş, ekonomiler onların yönetimindeymiş. Bu doğru değil de, farzedelim doğru olsun, ikinci dünya savaşından nasıl ağır kayıp ve yıkımla çıktığı herkesin malumu olan Yahudiler, o yıkımdan 20-30 sene sonra dünya ekonomisini yönetecek seviyeye geldiyse bu onların üstün başarısı olur. Aradan geçen 70 seneye rağmen o seviyenin yakınına bile yaklaşamayanların ise ne kadar beceriksiz olduğunu kanıtlar. Öyle değil mi? İslamcı radikaller Erbakan'ın sözünü tekrarlar hep. Rahmetli dermiş ki: Her taşın altında Yahudi aramamak lazım, ama unutmamak gerekir ki Yahudi hiçbir taşın altını boş bırakmaz. Gelişmek, ilerlemek, icat etmek, refah seviyesini artırmakla uğraşmak yerine bu hastalıklı antisemitizmle taşların altını arayıp durun öyleyse. Japonya da ikinci dünya savaşında, daha önce Çin'e yaptığı gibi Amerika'yı istila etmek için savaş başlattığında aldığı ağır yenilgiyle sıfır seviyesine indi. Ama 20-30 senede dünya klasmanında üst sıralara yerleşti. Demek ki çalışıp didinince sonuç böyle oluyormuş. Bunun yerine tembel tembel yatan ise fakirlik batağında debelenip duruyormuş. Yahudilerin küresel medyayı elinde tuttuğu da bomboş bir yalan. Medyalar Filistin endüstrisinin elinde olmasa halklar Gazze'de Hamas'ın başlattığı vahşi savaşı ve sonuçlarını doğru dürüst idrak edebilirdi. İsrail, "Gazze'de soykırım" sloganıyla yaygınlaştırılan basit yalanın doğrusunu bile anlatmayı başaramadı. Meraklısı incelesin: https://x.com/Kenancamurcu/status/2042947364655116411

Published: April 28, 2026 11:26

Tüm dünyada 20 milyon nüfusu olan Yahudilere ve içinde 10 milyon insanın yaşadığı 25 bin km2'lik İsrail'e kolonyalist demek zaten kaçıklık da bu suçlamayla her taşın altında Yahudi arama anksiyetesi kesinlikle acil tedavi gerektiren bir durum. Yahudiler…

R to @Kenancamurcu: Cole Allen, Trump'ı öldürmeyi başarsaydı şenlikler düzenleyeceklerdi. Başaramayınca "sahte bayrak" dediler ve heybelerindeki klişe komplo teorilerini çıkardılar. Unutulmasın, böyle durumlarda hazırda bekletilen tweetler ve görseller var: Allen'ı İsrail'le ilişkili gösteren AI yapımı görseller; hemen dolaşıma soktular onları. Bunu yapanlar çok takipçili Filistinci hesaplar. Aralarında ciddi insan gibi görünenler bile var. Belli ki gürültü yaratıp gerçeği örtbas etmeye çalışıyorlar. @thatsKAIZEN mevzuyu güzel anlatmış:

Published: April 28, 2026 09:53

Cole Allen, Trump'ı öldürmeyi başarsaydı şenlikler düzenleyeceklerdi. Başaramayınca "sahte bayrak" dediler ve heybelerindeki klişe komplo teorilerini çıkardılar. Unutulmasın, böyle durumlarda hazırda bekletilen tweetler ve görseller var: Allen'ı İsrail'le…

İbn Haldun öyle bir şey söylemedi ama "Coğrafya kaderdir" lafında coğrafyayı kültür olarak tanımlıyorsak söz doğru. Zaten memleketimizdeki çoğunluk kültürün insanları, hükmü doğrulamak için her gün yeni bir kanıt sunuyor varolsunlar.

Published: April 28, 2026 09:03

İbn Haldun öyle bir şey söylemedi ama "Coğrafya kaderdir" lafında coğrafyayı kültür olarak tanımlıyorsak söz doğru. Zaten memleketimizdeki çoğunluk kültürün insanları, hükmü doğrulamak için her gün yeni bir kanıt sunuyor varolsunlar. Video Video

R to @Kenancamurcu: İran rejiminin borazanlarından Iraklı gazeteci ve sosyal medya fenomeni İstibrak er-Rebii. Bulutları kaçırma, hassas tesisi bombalayıp yağmuru serbest bırakma falan menkıbesine devam. Ciddi ciddi de anlatmış. Bayağı bir uzman yani.🙂 Bol miktarda alık alıcısı var, bunu biliyor. Vaktiniz varsa şu mantıksız, tutarsız, başı sonu belli olmayan meczup saçmalamalarına bakarsınız: Eminim "bulut hırsızlığı" terimini duymuşsunuzdur. Bakın, Nisan ayının sonundaki bu güzel bulutlara. Normalde bu manzara Irak'ta pek alışık olduğumuz bir şey değil. Bu zamanlarda hava genellikle çok sıcak olur ve yaz iyice kendini hissettirir. "Bulut hırsızlığı" medyada çokça kullanılan bir terim. Coğrafyada ve özellikle iklim biliminde buna "suni yağmurlama" (bulut tohumlama) denir. Peki suni yağmurlama nedir? Örneğin, yağmur kaynağı olan bulutlar bize Akdeniz'den, bazen de nemli hava Basra Körfezi'nden gelir. Sıcak ve soğuk hava kütleleri karşılaşınca yağış oluşur. Olan şu: Mesela bir bulut belli bir yöne doğru ilerliyor. Bu bölgeye ulaşmadan önce, diyelim ki Birleşik Arap Emirlikleri'ne varıyor. BAE bu suni yağmurlama konusunu çok yoğun bir şekilde kullanıyor. Bulutlara gümüş iyodür maddesi enjekte ediyorlar. Böylece içindeki yağmur damlaları büyüyor ve yağış başlıyor. Bu yüzden Suudi Arabistan ve BAE gibi Körfez ülkelerinde son zamanlarda seller bile görüldü. Bu durum bölgedeki diğer ülkelerin yağmur payını belli bir oranda azaltmış olabilir. Tabii iklim uzmanlarının bu konuda farklı görüşleri de var. Ancak Irak'taki kuraklığın ve kışın bile göremediğimiz bu manzaranın nedenleri arasında çölleşme ve artan hava sıcaklıkları da yer alıyor. Yine de suni yağmurlama, bizi bu güzel havadan ve yağmurdan mahrum bırakmada belli bir paya sahip olabilir. Biz ise henüz Nisan sonundayken bu hoş havanın tadını çıkarıyoruz.

Published: April 28, 2026 07:55

İran rejiminin borazanlarından Iraklı gazeteci ve sosyal medya fenomeni İstibrak er-Rebii. Bulutları kaçırma, hassas tesisi bombalayıp yağmuru serbest bırakma falan menkıbesine devam. Ciddi ciddi de anlatmış. Bayağı bir uzman yani.🙂 Bol miktarda alık…

İlhan Ömer vakası, İslamcı radikalizmin dolandırıcılık, yalan, kurnazlık, ülkeye sadakatsizlik vs. aklınıza hangi allengir geliyorsa hepsini çok iyi temsil eden örnek. Amerika'ya binbir yalan dolanla atmış kendini, soyadı farklı erkek kardeşiyle Yeşil Kart için sahte evlilik yapmış, neler neler. Ülke beyanına itibar edip onu bağrına basmış, fırsatlardan mahrum etmemiş, ta milletvekilliğine kadar yükselebilmiş, ama o Amerika'dan nefret ediyor yine de. Amerikalılara 'aptal' diyor, "Benim ülkem Somali, onun çıkarı için çalışıyorum" diyor. Amerikalıların vergisiye oluşan bütçeyi dolandırmış, hiç utanmıyor da. Fakat kimin aptal olduğunu gösteren bir örnek vermişler. Birinci videoda Amerikalılar için diyor ki: "Bence bu insanlar tek kelimeyle aptal. Gerçekten, artık bu insanların herhangi biriyle entelektüel bir tartışma yürütmenin çok zor olduğu bir noktadayım. Amerika Birleşik Devletleri'nin 'aptallaşma' süreci tamamlandı, yoksa başka nasıl tekrar bir Trump başkanlığı ile karşı karşıya kalabiliriz?" İkinci videoda da şöyle diyor: "Yabancı Düşmanlar Yasası (Alien Enemies Act) en son yürürlüğe girdiğinde; ONBİRİNCİ Dünya Savaşı sırasında Alman, Japon ve İtalyan göçmenleri gözaltına almak ve sınır dışı etmek için kullanılmıştı." Kim aptal, kim cahil.🙂

Published: April 28, 2026 07:21

İlhan Ömer vakası, İslamcı radikalizmin dolandırıcılık, yalan, kurnazlık, ülkeye sadakatsizlik vs. aklınıza hangi allengir geliyorsa hepsini çok iyi temsil eden örnek. Amerika'ya binbir yalan dolanla atmış kendini, soyadı farklı erkek kardeşiyle Yeşil…

Videodaki mevzuyu bizi ilgilendirmeyecek kadar fazla detay bulmayın. Radikalizmle başı belada Türkiye için yüksek seviyede ibretler içeriyor. Göçmen, sığınmacı, düzensiz göçmen, artık adı neyse, yani aidiyet duygusundan yoksun başıboş İslamcıların nefreti ve Filistinci radikalizm tarafından fethedilmiş Demokratik Parti'de Amerikalı üyeler de onlara benzemiş. Öfke dolular, konunun bilgisiyle hiç alakalı değiller, sadece slogan atıyorlar, bilgiyle ve gerçekle karşılaştıklarında sinirleniyorlar. Amerikan Kongresinde ilgili komisyonda Çevre Koruma Ajansı'na tahsisat görüşülüyor. Trump'ın atadığı ajansın yöneticisi dersine çalışmış, sakince cevaplarını veriyor. Ele alınan gündemin temel bilgilerinden yoksun Demokrat üye cahilliği ifşa oldukça deliriyor, öfkeleniyor, zıvanadan çıkıyor, bağırmaya başlıyor. İslamcı ve solcu radikalizmin tipik refleksi yani. Tartışmayı aktaran ajansın yöneticisi bu tartışmayı şöyle tasvir ediyor: Bilgisiz bir Kongre Demokratını hiçbir şey, kendi rızalarıyla gerçekten konuyu bilen, federal yasaları okuyan ve Yüksek Mahkeme içtihatlarına bağlı kalan biriyle bir tartışma başlattıklarını fark ettiklerinde duydukları öfke kadar sinirlendiremez. @rosadelauro'nun bugünkü kendi kendini yok edişini izlemek oldukça dikkat çekiciydi. Özür dilemeden veya pişmanlık duymadan, Loper Bright ABD Yüksek Mahkeme kararına uygun olarak federal yasanın en iyi mevcut yorumuna her zaman bağlı kalacağım.

Published: April 28, 2026 06:57

Videodaki mevzuyu bizi ilgilendirmeyecek kadar fazla detay bulmayın. Radikalizmle başı belada Türkiye için yüksek seviyede ibretler içeriyor. Göçmen, sığınmacı, düzensiz göçmen, artık adı neyse, yani aidiyet duygusundan yoksun başıboş İslamcıların nefreti…

R to @Kenancamurcu: ABD Dışişleri Bakanı @marcorubio'nun #İran rejimine ve Oniki İmamcı Şia'ya ilişkin değerlendirmeleri etkileyici. Bazı akademisyenler, mesela diyor ki: Sanki İmamiye fıkhını Şeyh Ensari ve Sahib-i Cevahir'in derslerinden okumuş, 'Ders-i Haric' (yüksek fıkıh ihtisası) eğitimini ise Ayetullah Safi Gülpayegani’nin huzurunda tamamlamış. Haklılar. Rubio'nun değerlendirmeleri bilgiye dayanıyor ve standart dışişleri bakanları onun gibi değil. Rubio'nun İran rejimiyle ilgili değerlendirmesine bakalım şimdi: "İran'ı anlamanın en iyi yolu, orada bir siyasi sınıf olduğunu görmektir. İnsanlar 'ılımlılar' ve 'şahinler' hakkında konuşuyor ama bence İran’dakilerin hepsi şahin. Ancak bir yanda ülkeyi ve ekonomiyi yönetmek zorunda olduklarını anlayan şahinler, diğer yanda ise tamamen teoloji ile motive olan şahinler var." "Teoloji ile motive olan şahinler sadece Devrim Muhafızları (#IRGC) yetkilileri değil, aynı zamanda tabii ki Dini Lider ve onu çevreleyen konsey. Diğer yanda ise siyasi sınıf var; Dışişleri Bakanı, Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı... Bunlar da şahin, ama aynı zamanda ülkenin bir ekonomisi olması gerektiğini, insanların yemek yemesi gerektiğini ve devlet içindeki maaşları ödemenin bir yolunu bulmaları gerektiğini de anlıyorlar." "Dolayısıyla sistemde her zaman bir gerilim görüyorsunuz. Bu gerilim, 'şahin olalım ama bunu ülkeyi yönetme gerekliliğiyle dengeleyelim' diyen İranlılar ile 'ekonomi umurumuzda değil' diyen ve apokaliptik bir gelecek vizyonuna sahip olan şahinler arasında hep vardı. Ne yazık ki, apokaliptik vizyona sahip olan şahinler ülkede nihai güce sahip olanlar. Bu gerilim orada her zaman mevcuttu; bence bu durum oldukça belirgin."

Published: April 28, 2026 06:31

ABD Dışişleri Bakanı @marcorubio'nun #İran rejimine ve Oniki İmamcı Şia'ya ilişkin değerlendirmeleri etkileyici. Bazı akademisyenler, mesela diyor ki: Sanki İmamiye fıkhını Şeyh Ensari ve Sahib-i Cevahir'in derslerinden okumuş, 'Ders-i Haric' (yüksek fıkıh…

AI aracına yanlış görev vermişsin, o da yanlış cevaplar vermiş. Ayrıca onu geleneksel görüşün entelektüel formasyondan mahrum bakış açısıyla çalıştırdığın için bilinenleri tekrarlamış ve vaiz gibi konuşmuş. Benim verdiğim görevlerde AI nasıl çalışıyor, neler üretiyor örneklerini gösteririm.

Published: April 28, 2026 06:13

AI aracına yanlış görev vermişsin, o da yanlış cevaplar vermiş. Ayrıca onu geleneksel görüşün entelektüel formasyondan mahrum bakış açısıyla çalıştırdığın için bilinenleri tekrarlamış ve vaiz gibi konuşmuş. Benim verdiğim görevlerde AI nasıl çalışıyor,…

R to @Kenancamurcu: İran rejiminin gece mitinglerine katılmış seküler kadın, yeni liderin şerefine kadeh kaldırmış. Çakır keyif, kelimeleri tam telaffuz edemiyor ama elinde mikrofonla kalabalığın arasında slogan atıyor: "Ey Abbas! Alemdar! Hameney’i koru!" Elinde bir içecek ve atıştırmalıkla doğrudan kameraya konuşuyor: "Aslında pek sağlıklı yaşayan biri değilim ve çok alkol de tüketmem. Ama bu gece; yeni liderimizin şerefine, İslam savaşçılarının şerefine ve görüşü ne olursa olsun vatanını satmayan, hainlik yapmayan herkesin şerefine kadeh kaldırmak istiyorum." (İçeceğinden bir yudum alıyor) "İnsan alkol alabilir, kırbaç cezası yiyebilir ama yeter ki ülkesine hainlik yapmasın." Bunlar, rejim taraftarlarının gözü önünde oluyor. Demek ki neymiş, din iman hassasiyeti falan palavraymış. Önemli olan itaat. Rejime itaat ediyorsan dilediğini yapabilirsin. Muhalifsen temel haklardan bile mahrumsun.

Published: April 27, 2026 21:11

İran rejiminin gece mitinglerine katılmış seküler kadın, yeni liderin şerefine kadeh kaldırmış. Çakır keyif, kelimeleri tam telaffuz edemiyor ama elinde mikrofonla kalabalığın arasında slogan atıyor: "Ey Abbas! Alemdar! Hameney’i koru!" Elinde bir…

R to @Kenancamurcu: Nijerya'da İslamcı teröristler halka sistematik olarak zulmediyor. Ortada çatışma, savaş falan yok. Yani Gazze'de Hamas'ın saldırısına İsrail'in karşılık vermesi gibi bir durum yok. İslamcılar köyleri basıyor, insanları öldürüyor, böyle işkence yapıyor, kaçırıyor vs. Sudan'da, Mali'de, Afrika'nın orasında burasında İslamcılar Müslüman ahaliye de Hıristiyanlara da etmedik eziyeti bırakmıyor. Doğal olarak dünyanın her yerindeki İslamcı ve Solcu radikaller de bunlara tek kelime etmiyor. Görmezden geliyorlar. Çünkü "Yahudi yoksa haber yoktur." Yani ahlak, vicdan, insanlık falan edebiyatı kocaman bir palavradır. Kâr marjı epey yüksek Filistin endüstrisi dururken hiçbir getirisi olmayan insani durumlarla ilgilenmeleri imkansızdır. *** Videoda, rehine alınan köylüler, kaba dayak ve işkence yapılırken feryat ediyor: "Ey Allah'ım, bize yardım et!" "Lütfen bizi kurtarın, bize acıyın!" "Hükümet nerede? Lütfen gelin ve bizi bu insanların elinden kurtarın!" "Acı çekiyoruz, artık dayanamıyoruz!" "Ailelerimize sesleniyoruz, lütfen bir şeyler yapın!" Silahlı Saldırganların Sözleri: "Bağırın! Daha yüksek sesle bağırın!" "Hükümetinize söyleyin, gelip sizi alsınlar!" "Kamera burada, konuşun!" (Fiziksel şiddet uygularken) "Ağlayın, sesinizi duysunlar!" "Sizi kimse kurtaramaz, sadece dediklerimizi yapın!" Saldırganlar kendi aralarında rehinelerin durumuna gülerek, "Bakın nasıl da korkuyorlar," gibi alaycı ifadeler kullanıyor.

Published: April 27, 2026 19:12

Nijerya'da İslamcı teröristler halka sistematik olarak zulmediyor. Ortada çatışma, savaş falan yok. Yani Gazze'de Hamas'ın saldırısına İsrail'in karşılık vermesi gibi bir durum yok. İslamcılar köyleri basıyor, insanları öldürüyor, böyle işkence yapıyor,…

Hasan Piker hasta biri gerçekten. Belki de Amerikalılar onda cezai ehliyet görmediklerinden tutuklamıyorlardır. Diyor ki: "Ne gündü ama, ne kadar verimli bir gündü! Trump hakkında konuştuk. Trump'ın olası ölümü hakkında konuştuk. Filistin Halk Konferansı'nda bir konuşma yaptım. Şimdi de burada, senatör adayı Dr. Abdul El-Sayed ile birlikteyiz. Biraz ağırlık çalışıyoruz. Buradan sonra da kebap yiyeceğiz. Harika!" Deli gibi savunduğu İran rejiminde birisinin "Ne gündü ama, Hamenei'nin ölümü hakkında konuştuk" dese mahkeme bile olmadan infaz ederler. Hamenei'yi istifaya çağırdıkları gerekçesiyle 19 akademisyen 25 seneye yakın hapis cezalarına çarptırıldı. Gazze'de Hamas'a sitem edeni çıplak göğsüne 'hain' yazısını kazıyıp sokaklarda sürüklüyorlar. Olmaz ama, keşke olsa da Amerikan yargısı bu gibi meczuplara, savundukları ülkelerin hukuk sistemine uygun muamele etse.

Published: April 27, 2026 18:55

Hasan Piker hasta biri gerçekten. Belki de Amerikalılar onda cezai ehliyet görmediklerinden tutuklamıyorlardır. Diyor ki: "Ne gündü ama, ne kadar verimli bir gündü! Trump hakkında konuştuk. Trump'ın olası ölümü hakkında konuştuk. Filistin Halk…

🚨 ANALİZ: Diasporadaki muhalif İranlılar, özellikler Pehlevi monarşisine dönülmesini isteyen küçük grup rejimin aktörleriyle ilgili değerlendirmelere karşı çıkıp "aralarında fark yok, hepsi aynı" dese de öyle değil. İran'daki velayet-i fakih rejiminin nasıl hayatta kalacağı ve yoluna devam edeceği konusunda görüş ayrılığı olan iki grubun sert çatışması tüm şiddetiyle devam ediyor. Devrim Muhafızları'nın komutanı Vahidi, elinde silah olsa da mutlak güce sahip değil. Çünkü Galibaf da Devrim Muhafızları kökenli ve Sipah'la bağını hep sıkı tuttu. Rejimin çatışan iki kutbundan Vahidi fraksiyonu, stok uranyumdan mobil nükleer silah üreterek savaşı Batı kentlerine yayma stratejisiyle rejimi ayakta tutmaya inanıyor. Bu yolla uygulanacak baskıya Trump'ın da dayanamayacağı ve pes edeceği, yahut korkunç eylemlerle bunaltılacak kamuoyununun tepkisiyle ilk seçimde iktidarını kaybedeceği ve onun yerine İran'a boyun eğecek bir başkanın seçileceğini öngörüyor. Galibaf ise savaşa dönmenin yıkıcı etkisi olacağını görüyor ve rejimin bu savaştan sağ çıkamayacağını anlıyor. Bu nedenle uranyumdan vazgeçerek barış yoluyla rejimi kurtarmanın doğru strateji olduğunu savunuyor. Yönetici elitlerin sivilleri de onun gibi düşünüyor. Eğer Galibaf fraksiyonu kontrolü ele geçirir ve Amerikalıları barışa ikna edebilirlerse rejimin Sipah eksenli yapılanmasında radikal bir reforma gidileceğini öngörebiliriz. İrşad Devriyesi gibi ilkel uygulamalara da dönülmeyecektir. Ama rejim iktidarı yine halka devretmeyecek ve otoriteyi paylaşmayacaktır. Bu iki fraksiyonun çatışmasının 1979 devriminden sonraki teorik tartışmada kökenlerine rastlanabilir. Humeyni'nin velayet-i fakih doktrininden diktatörlüğe varacak bir otokrasi çıkacağını öngören Ayetullah Muntazıri, Humeyni ile karşı karşıya gelmemek için velayet-i fakih ilkesine karşı çıkmadıysa da onu yetkisiz ve sembolik hale getirecek görüşler öne sürmüştü. Bu sayede cumhuriyet, gelişmiş demokrasilerdeki gibi kendi mecrasında yoluna devam edebilecekti. Fakat velayet-i fakih ideolojisi sembolik hale gelmek bir yana daha da güçlendi, güç ve iktidar temerküzüne vardı ve nihayet Hamenei ile birlikte kaba diktatörlüğe dönüştü. Trump yönetiminde de bölünme yaşandığı anlaşılıyor. Rubio, rejimin sorunun kaynağı olduğunu görüp hayatta kalmaması gerektiğini savunurken Vance ve Witkoff, Amerika'nın enerjisini rejimin değişmesine harcamaya karşı gibi görünüyor. ABD'nin kabul edebileceği bir barış karşılığında İran'da hangi rejimin işbaşında olacağıyla ilgilenmiyorlar. Fakat haklı olan Rubio. Velayet-i fakih rejimi 15 yıldır 10'a yakın örgütü lejyon gibi kullanarak İsrail'le savaşıyor. Bu doktrinden vazgeçmesi ve olağan hale dönmesi rejimin doğasına aykırı. Dış düşmandan vazgeçip iç problemlerle ve halkın dertleriyle uğraşmaya karar veremez. Çünkü bu konuda çok başarısız ve çözüm üretme yeteneği yok.

Published: April 27, 2026 18:35

🚨 ANALİZ: Diasporadaki muhalif İranlılar, özellikler Pehlevi monarşisine dönülmesini isteyen küçük grup rejimin aktörleriyle ilgili değerlendirmelere karşı çıkıp "aralarında fark yok, hepsi aynı" dese de öyle değil. İran'daki velayet-i fakih rejiminin…

R to @Kenancamurcu: Oo, çok sert. Çocuk Filistinci radikallerden bezmiş ve demiş ki: "Demokratik Parti Amerika'nın Hamasıdır!" Şu söylediklerini Türkiye'ye kopyala yapıştır uygulamak mümkün. O kadar tıpatıp yani. Amerika'daki durumu nasıl tasvir ediyor bakın: Eğri oturup doğru konuşalım; Demokrat Parti, kendi seçmenlerini teröriste dönüştürüyor ve bunu bilerek yapıyor. Korku yaratan o bitmek bilmeyen söylemler, sonunda nefrete dönüşecek -ki bunu zaten görüyoruz. Eğer bu nefretin yeterince uzun süre büyümesine izin verilirse, bu durum umutsuzluğa, o da şiddete yol açacaktır. Söylemek istediğim şu ki; en sonunda tüm Demokrat destekçileri, Trump'ı, kabinesini ve tüm destekçilerini ortadan kaldırmanın (öldürmenin) Amerika'yı kurtarmak olduğuna inanacakları bir noktaya gelecekler. Demokrat Parti şunu çok iyi biliyor: Eğer korku, kafa karışıklığı ve kaos yaymaya devam ederlerse, seçmenleri en sonunda kontrolsüz hale gelecek. İsyancılara dönüşecekler, teröristlere dönüşecekler. Ve biz bunu her geçen gün daha fazla görüyoruz. İstedikleri şey tam olarak bu. Harry Sisson ve Aaron Parnes gibi insanlar, Demokrat destekçilerini teröriste dönüştürmek için para alıyorlar. Bir noktada, MAGA destekçisi olan ya da Trump'ı destekleyen herkesi ortadan kaldırmanın Amerika için olumlu bir şey olduğunu hissedecekler. Olay buraya gidiyor, bu parti işte bu kadar sapkın bir durumda. Demokrat Parti, Amerika'nın Hamas'ıdır. Tanrı korusun.

Published: April 27, 2026 15:38

Oo, çok sert. Çocuk Filistinci radikallerden bezmiş ve demiş ki: "Demokratik Parti Amerika'nın Hamasıdır!" Şu söylediklerini Türkiye'ye kopyala yapıştır uygulamak mümkün. O kadar tıpatıp yani. Amerika'daki durumu nasıl tasvir ediyor bakın: Eğri oturup…

R to @Kenancamurcu: Kur'an ilimleri kitaplarında Peygamber'in ayetleri neden kitap haline getirmediğine ikna edici cevap bulamazsınız. Bazı varsayımlar var, ama hepsi çürük ve çok basit; ayrıca hiçbirinin dayandığı bir delil yok: - Vahiy devam ediyordu, gelecek ayetin hangi sureye gireceği bilinmediğinden yazdırmadı. - Nesih (iptal) oluyordu, iptal edilecek ayet ve yenisini yerine koymak zor olacaktı. [Nesih teorisine verilebilen örnek yok. Yorumlama yoluyla ileri sürülen iddialar var. Neshi kabul etmeyen alimler o örnekleri çürütmüş zaten. Mesela Kur'an'da yasakların tedricen/aşamalı olarak geldiği iddiasına verilen tek örnek içki. Neden? Çünkü Peygamber'in vefatına 5 sene kala sahabenin ünlüleri hala işret alemleri düzenliyordu. Ulema, onları aklamak için 'henüz yasaklanmamıştı' diye teori geliştirdi.] - O dönemde ezberleme esaslı kültür vardı, yazmaya gerek görmediler. [Ayetlerin neden taşlara, kemiklere, hurma yapraklarına yazıldığı iddia ediliyor öyleyse?] Ayetlerin anında muhtelif nesnelere kaydedildiği iddiasını destekleyen somut bir kanıt yok. 6 bin küsur ayetin bir tanesinin bile yazılı olduğu taş, kemik, deri, hurma yaprağı vs. elde mevcut değil. "Ta o zamandan bugüne nasıl kalsın" diyeceklere, Kahire Müzesinde 3 bin yıl öncesinden kalma ekmek, mutfak malzemeleri, üzerinde ince işçilik resimler bulunan ipek kumaşlar ve daha pek çok yazılı resimli objeye bakmaları önerilir. Yoksa ayetlerin muhtelif malzemelere yazıldığı iddiası da mı doğru değil? Böyle bir kayıt da yapılmadı mı? Bir tek Türkiye'de bulunan "sakal-ı şerif" telleri saklanmış ama 6 bin küsur ayetin yazıldığı binlerce malzemeden bir tanesi bile saklanamamış. Aklına yatan varsa inanabilir. Ben mantık ve muhakememden vazgeçmeye hiç niyetli değilim. Soruya dönelim: Peygamber ayetleri neden kitaplaştırmadı? Ayetlerin kaybolma ihtimalinden neden telaşlanmadı? Belki cevap ararken bize yol açabilecek biraz daha önemli bir soru şu: Musa'nın kitabı Tora'nın kayda geçtiği (levhalar) açıkça söylendiği halde (Araf 145, Şemot 31:18) Kur'an için niye böyle bir bilgi ve not yok? Acaba Kur'an (ya da İmam Şafii'nin okuyuşuyla hemzesiz 'Kuran') Tora gibi "yasa" olmadığı "okuyuş/okuma" olduğu için mi? Tora'nın İsa Mesih okumasını takip edenler Hıristiyan, Muhammed okumasını takip edenler Müslüman. Evangelyon (İncil) İsa'nın tavsiye, nasihat, Tora'da yaptığı reformların notları aslında değil mi? Kur'an da öyle değil mi? Peygamber, reform yapıp bazı hükümleri hafifletmedi mi? Üzerlerindeki ağır yükü indirdi ve boyunlarındaki zinciri çıkardı, öyle değil mi? (Araf 157). Peygamber neden ayetleri bağımsız kitap haline getirmedi? Çünkü elde zaten bir yasa kitabı vardı (Tora). İsa gibi Muhammed de Tora'yı tebliğ eden peygamber. Ama Roma'nın emperyal kimliği için nasıl bağımsız bir kitap olarak Evangelyon'a (İncil) ihtiyaç duyulduysa Medine'nin emperyal kimliği için de bağımsız bir kitap olarak Kur'an'a ihtiyaç vardı. O nedenle Halife Ömer'i Müslümanlığın Pavlus'u görenler haksız değil.

Published: April 27, 2026 15:31

Kur'an ilimleri kitaplarında Peygamber'in ayetleri neden kitap haline getirmediğine ikna edici cevap bulamazsınız. Bazı varsayımlar var, ama hepsi çürük ve çok basit; ayrıca hiçbirinin dayandığı bir delil yok: - Vahiy devam ediyordu, gelecek ayetin…

Girişimcilik, kişisel gelişim ve finans odaklı bir medya şirketi olan Valuetainment'ın kurucusu İran asıllı Amerikalı girişimci ve yazar Patrick Bet-David, bazı Demokrat Partili siyasetçilerin "beyaz kültürü" eleştirmelerine rağmen özel hayatlarındaki tercihlerine dikkat çekmiş: "Şu sürekli bahsettikleri 'beyaz kültürü' meselesi var ya... Hani 'beyaz kültürü şöyle, beyaz kültürü böyle, bununla bir problemimiz var' deyip duruyorlar. Size bir şey söyleyeyim; bu kişilerin her biri, Amerika'daki beyaz kültürü her fırsatta eleştirmelerine rağmen, hepsi sadece beyazlarla evleniyor. Kamala'nın (Harris) eşi: Beyaz. Ilhan Omar'ın eşi: Beyaz. AOC'nin (Alexandria Ocasio-Cortez) eşi: Beyaz. Bu insanların her biri hakkında konuşmaya devam edebilirsiniz; sürekli bunu yapıyorlar ama kendi hayatlarındaki durum bu."

Published: April 27, 2026 13:57

Girişimcilik, kişisel gelişim ve finans odaklı bir medya şirketi olan Valuetainment'ın kurucusu İran asıllı Amerikalı girişimci ve yazar Patrick Bet-David, bazı Demokrat Partili siyasetçilerin "beyaz kültürü" eleştirmelerine rağmen özel hayatlarındaki…

R to @Kenancamurcu: Namaz gösteriye dönüştürülmezse ne işe yarar? Sokaklarda yolları işgal edip kapatarak, uçağın içinde, toplu bulunulan her yerde insanları rahatsız ederek yapılacak ki bir işe yarasın değil mi? Çünkü onların namazı kendilerini mükemmelleştirmeyle ilgili değil. Gövde gösterisi, hakimiyet ve tahakküm teşhiri, kamusal alanı işgal meselesi. Nusracılar Suriye'yi ele geçirdiklerinde Şam'ın merkezindeki seküler simge olan Opera Binası'nda sahneye çıkıp namaz şovu yapmışlar. Kaydetmişler ve marşla editleyip propaganda videosu olarak yayınlamışlar. Söyledikleri lafa bakın: "Fetihten bu sahne dışında hiçbir şey kazanmasaydık, bu bile yeterliydi" Ünlü Arap şairi Mütenebbi (ö. 965) bir şiirinde demişti ki: "Cehaletine diğer milletlerin güldüğü ey ümmet!

Published: April 27, 2026 13:39

Namaz gösteriye dönüştürülmezse ne işe yarar? Sokaklarda yolları işgal edip kapatarak, uçağın içinde, toplu bulunulan her yerde insanları rahatsız ederek yapılacak ki bir işe yarasın değil mi? Çünkü onların namazı kendilerini mükemmelleştirmeyle ilgili…

Amerika'da yaşanan tecrübede bizim için dersler, ibretler var. Medya, Demokratik Parti, solcuların himayesindeki göçmenler, azınlık da olsalar yıkıcı protestolarla kamuoyunu baskı altına alabiliyor. Ama tetiğe dokunma işini Amerikalılara bırakıyorlar. Yeterince kurnazlar. Amerika tecrübesi, retorikin nasıl toksik ve tehlikeli bir birikime neden olduğunu gösteriyor. Aşağıdaki gönderi, Amerika'da yaşananı iyi özetlemiş: Demokratların, medyadaki müttefiklerinin ve solcu influencerların kullandığı tehlikeli retorik yıllardır birikiyor ve bunun gerçek dünyada karşılıkları oluyor. İnsanlıktan çıkarıcı dili, "yok etme" çağrılarını, tacizi ve düpedüz şiddeti normalleştirdiler. İşte defalarca tekrarlanan o söylemlerden bazıları: Joe Biden (Trump'a yönelik suikast girişiminden günler önce bağışçılara): “Trump’ı hedef tahtasına koyma vakti geldi.” Dan Goldman: Trump o kadar “tehlikeli” ki “yok edilmesi gerekiyor.” Maxine Waters: “Eğer o kabineden birini bir restoranda görürseniz... dışarı çıkın ve bir kalabalık toplayın. Onlara tepki gösterin, üzerlerine gidin.” Hillary Clinton: “Sizin savunduğunuz değerleri yok etmek isteyen bir siyasi partiye karşı nazik olamazsınız.” Eric Holder: “Onlar seviyeyi düşürdüğünde, biz onlara tekme atarız.” Nicolle Wallace (Sarah Huckabee Sanders hakkında): “Koşup onun boğazını sıkma dürtüsüne nasıl karşı koyuyorsunuz?” Ve bir de Hasan Piker (Bernie Sanders ile röportaj yaparken) var; o işi daha da ileri götürüyor: “Öldürün onları! Sokaklarda bu o. çocuklarını katledin. Sokaklar onların lanet olası kırmızı kapitalist kanıyla dolsun.” Rick Scott hakkında: “Eğer Medicare dolandırıcılığını gerçekten önemseseydiniz... Rick Scott’ı öldürürdünüz.” Rakiplerini “deşme”, “bu o. çocuklarını bıçaklama”, “bağırsaklarını dökme” çağrıları ve benzeri şiddet fantezileri... Kalıp hep aynı: “MAGA faşizmdir,” “Bir Nazi yumruklayın,” “Demokrasiye yönelik tehdit.” Siyasetçiler, yorumcular, Hollywood ve influencerlar tarafından sürekli bir varoluşsal tehdit kurgusu yapılıyor. Retoriği kaynama noktasına gelene kadar tırmandırıyorlar... Sonra geri çekilip “Şiddeti kınıyoruz” diyorlar. Ne yaptıklarını çok iyi biliyorlar. 300 milyondan fazla insanın yaşadığı bir ülkede, bunun için bir harekete gerek yok; bu anlatıyla durmaksızın beslenen bir veya iki dengesiz bireyin harekete geçmesi yeterli. Gerçek dünyadaki sonuçlar işte böyle ortaya çıkar. Yıllarca ateşin üzerine benzin döküp, sonra bir şeyler yanmaya başladığında şok olmuş gibi davranamazsınız.

Published: April 27, 2026 11:03

Amerika'da yaşanan tecrübede bizim için dersler, ibretler var. Medya, Demokratik Parti, solcuların himayesindeki göçmenler, azınlık da olsalar yıkıcı protestolarla kamuoyunu baskı altına alabiliyor. Ama tetiğe dokunma işini Amerikalılara bırakıyorlar.…

Bir İranlı, gönderdiği mesajda rejim taraftarlarının ayrıcalığını tarif etmiş: "Onlara serbest olan internetle her gece İslam partisi yapıyorlar!" Şöyle yazmış: Her gece sokaklarda kendi özgür internetleriyle 'İslam Partisi' yapıyorlar." Özgür internet ellerinin altında. Medya tam da onların istediği gibi çalışıyor. Maaşları ve ödenekleri zamanında yatıyor ve her gece sokaklarda 'İslam Partisi' düzenliyorlar. İşte bu, eğer yok olsaydı, onların durumunun da halkınkine biraz benzeyeceği rejimin altyapısıdır.

Published: April 27, 2026 10:53

Bir İranlı, gönderdiği mesajda rejim taraftarlarının ayrıcalığını tarif etmiş: "Onlara serbest olan internetle her gece İslam partisi yapıyorlar!" Şöyle yazmış: Her gece sokaklarda kendi özgür internetleriyle 'İslam Partisi' yapıyorlar." Özgür internet…

R to @Kenancamurcu: Amerikalı terörist Cole Allen'ın intihar saldırısının mektubunu gördünüz mü? Türkçesini aşağıya koydum. Sloganlar ve klişelere dikkat etmenizi öneririm. Şurada beğenmedikleri gönderilerden dolayı bana bile hakaret eden İslamcı radikallerle kelimesi kelimesine aynı laflar. Trump'ı dinlemeye gitmeyi suç saymış ve orada bulunanların hepsini suç ortağı ilan edip hedef olduklarını yazmış. Tam kaçık, meczup, deli. Aklını, şuurunu kaybetmiş sosyopat. İslamcıları veya Solcuları radikalleştiren Filistinciliğin psikiyatrik mesele olduğunu bunun için söyleyip duruyorum. Bu lafların, sloganların, klişelerin menbaı neresi? İran'daki rejim elbette. Rejimin tüm temsilcileri aynı sloganlarla suçluyor ona karşı olan herkesi. O sloganlar Amerika'da, Avrupa'da, Türkiye'de Filistinci radikaller arasında yankılanıyor. O toksik, zehirli atmosferde radikalleşenler arasından bir çılgın da işte böyle bir eyleme girişiyor. Peki Türkiye'de kim yayıyor aynı lafları? Marjinal radikal örgütler, gruplar, İran'daki diktatörlüğün hayranları ve destekçileri, hatta siyasi parti faaliyeti göstermesi beklenen ve gereken @SaadetPartisi. Partinin genel başkanı @mahmutarikansp, hiçbir şey araştırmadan, gerçeği bilmeden, merak bile etmeden kürsüden taraftarlarını tahrik edip Epstein çetesinin İran Minab'ta kız çocuklarını kurban ederek savaşa başladığını haykırmadı mı? Onun bu tahriki radikaller arasında saman alevi gibi yayıldı. Ya o radikaller arasından Cole Allen gibi bir manyak çıksaydı da kendisi gibi düşünmeyen birini öldürseydi?! Minab vakasına sebep olan Devrim Muhafızları'nın çocukları ateşin ortası attığı apaçık ortadayken tahrik ve propagandayı tercih edenlerin yaptığı ahlaki mi? İran rejiminin, çocukları canlı kalkan kullandığının kanıtlarını merak edenler şurada gönderilere bakabilir: https://x.com/Kenancamurcu/status/2045133935852584971

Published: April 27, 2026 10:01

Amerikalı terörist Cole Allen'ın intihar saldırısının mektubunu gördünüz mü? Türkçesini aşağıya koydum. Sloganlar ve klişelere dikkat etmenizi öneririm. Şurada beğenmedikleri gönderilerden dolayı bana bile hakaret eden İslamcı radikallerle kelimesi…

R to @Kenancamurcu: İslamcı radikaller ABD'de Demokratik Parti'yi ele geçirme yolunda ilerliyor. Michigan senatörü olmak için seçim kampanyası yürüten Mısırlı Abdul es-Seyyid (Abdul Al-Sayed), Demokratları pasif buluyor. Michelle Obama "Onlar seviyeyi düşürdüğünde biz yükseltiriz" demişti, Abdul diyor ki: "Biz çıtayı yükseltmeyiz; onları o çamura çeker ve orada boğarız" Bu, Türkiye'den çok iyi tanıdığımız dil. İslamcıların kabalığını, saldırganlığını, görgü ve nezaket yoksunluğunu tam yansıtıyor. Es-Seyyid şöyle konuşmuş bir yerde: "Sadece Trump ve yandaşlarına değil, kendi partimiz içindeki güç odaklarına karşı da dik durma cesaretine sahip Demokratlara ihtiyacımız var. Geri adım atmıyoruz! Geri adım atmıyoruz! Geri adım atmıyoruz! Tüm saygımla söylüyorum; eğer onlar seviyeyi düşürürse, biz çıtayı yükseltmeyiz; onları o çamura çeker ve orada boğarız!" Onu izleyen müslüman kökenliler, Solcu radikaller, işsiz güçsüz, vasıfsız sokak insanları coşkuyla tepki veriyor bu radikalizme.

Published: April 27, 2026 09:59

İslamcı radikaller ABD'de Demokratik Parti'yi ele geçirme yolunda ilerliyor. Michigan senatörü olmak için seçim kampanyası yürüten Mısırlı Abdul es-Seyyid (Abdul Al-Sayed), Demokratları pasif buluyor. Michelle Obama "Onlar seviyeyi düşürdüğünde biz…

Sudan ordusunun yasaklı klor gazı kullandığını belgeleyen avukat Rehab Mubarak (Riheb Mübarek) hakkında ulusal güvenliğe tehdit suçlamasıyla işlem başlatılmış. Mübarek'in belge dosyasında Türkiye de var. Avukat Rehab Mubarak (Riheb Mübarek) Acil Durum Avukatları (Emergency Lawyers) grubu yürütme ofisi üyesi. Sudan rejimi, Mübarek'i, ordunun itibarını zedelemeyi ve rolünü baltalamayı amaçlayan asılsız raporlar yaymakla suçluyor. Acil Durum Avukatları grubu, suçlamayı Mübarek'e yönelik karalama kampanyası olarak nitelendiriyor. Grup, Mübarek'in Sudan'da kullanıldığı iddia edilen klor gazını belgelemesi nedeniyle hedef alındığını savunuyor ve davanın amacının raporlamayı susturmak olduğuna dikkat çekiyor. İnsan Hakları İzleme Örgütü, Sudan ordusunun Eylül 2024'te iki olayda klor kullandığını iddia ediyor. (https://shortlink.uk/1tNsw). Yaygın bir endüstriyel kimyasal olan klorun silah olarak kullanılması, Sudan'ın da taraf olduğu Kimyasal Silahlar Sözleşmesi uyarınca  yasak. France 24 ve araştırma kuruluşu C4ADS tarafından 2025 yılı sonunda yayınlanan kapsamlı raporlara göre klor gazı Sudan'a Hindistan merkezli Chemtrade International Corporation adlı bir şirket tarafından gönderilmiş. Fakat gazı Sudan'da teslim alan şirket Ports Engineering Co. Ltd. Bu şirketin çoğunluk hissesi, Sudan ordusuna (SAF) bağlı olduğu için yaptırım listesinde bulunan Giad Industrial Group'a ait. Ticari kayıtlara göre, Ports Engineering'in tedarik zincirinde Türkiye merkezli Karmetal Savunma gibi üreticiler de var. (https://shortlink.uk/1tNtc)

Published: April 27, 2026 09:04

Sudan ordusunun yasaklı klor gazı kullandığını belgeleyen avukat Rehab Mubarak (Riheb Mübarek) hakkında ulusal güvenliğe tehdit suçlamasıyla işlem başlatılmış. Mübarek'in belge dosyasında Türkiye de var. Avukat Rehab Mubarak (Riheb Mübarek) Acil Durum…

Filistin endüstrisi Müslümanlığı radikalleştiren en önemli kalem. Liste başı. Sınır aşan niyetlerle terörizme dönüşüyor. El-Kaide'nin küresel cihadı böyle ortaya çıktı. Faşist radikalizme yatkın İslamcılığın, zaten antisemitik nefretle doluyken hakikatinin ne olduğunu bile bilmediği, hatta merak da etmediği Filistin için kendini sokaklara atması olağan hal. Yeter ki Yahudilere düşmanlık olsun, her çağrıya kesin inançla depara tetikteler. Sadece Türkiye’de değil, farklı ülkelerde de gerçeği tanınmaz hale getiren bol miktarda medyatik yanıltmalarla meydanlara çıkarmayı başardıkları insanlar için esaslı radikalleşme talimi o protesto eylemleri. Deneysel örneklerden anlıyoruz bunu. Eylemcilere uzatılmış rastgele mikrofonlara verilen cevaplar, uğruna polisle ve rakip gruplarla çatışmayı göze aldıkları “dava”ya ilişkin ne kadar az şey bildiklerinin çok sayıda kanıtı.

Published: April 27, 2026 07:49

Filistin endüstrisi Müslümanlığı radikalleştiren en önemli kalem. Liste başı. Sınır aşan niyetlerle terörizme dönüşüyor. El-Kaide'nin küresel cihadı böyle ortaya çıktı. Faşist radikalizme yatkın İslamcılığın, zaten antisemitik nefretle doluyken…

İran rejiminin bürokratı, Çocuk ve Gençlerin Zihinsel Gelişim Merkezi Kültür İşleri Başkan Yardımcısı Ferhad Fellah şu tweeti yazmış, sosyal medyada ifşa edilince hesabını kapatıp kaçmış. Diyor ki: Tutuklu casusları gece mitinglerinde halkın gözü önünde idam edin. Casus dediği, protesto gösterilerinde gözaltına alınmış gençler. İranlılar da diyor ki, vahşet çağrısında bulunan ama korkup kaçan bu adam, savaşta vurulup öldürülse ülkenin kültür değerlerine mi saldırılıyor olacak?

Published: April 27, 2026 04:34

İran rejiminin bürokratı, Çocuk ve Gençlerin Zihinsel Gelişim Merkezi Kültür İşleri Başkan Yardımcısı Ferhad Fellah şu tweeti yazmış, sosyal medyada ifşa edilince hesabını kapatıp kaçmış. Diyor ki: Tutuklu casusları gece mitinglerinde halkın gözü önünde…

R to @Kenancamurcu: Türkiye, Hamas'ın silahsızlandırılmasına karşı çıkıyor. Gazze'de güvenliğin nasıl sağlanacağı gerekçesiyle. Halbuki Hamas, Gazze'de güvenliksiz hayatın sebebi. İhtiyaç sahibi kadınlara yardım vaadiyle devam eden cinsel taciz vakalarında failler Hamas komutanları. İsrail'e 7 Ekim saldırısında eylemciler sözde güvenlik görevlileriydi. 7 Ekim saldırısına katılmış ve İsrail'in operasyonunda öldürülmüş Zekeriya Bessam tek örnek değil. Bessam, Gazze'de güvenliği sağlasın diye eline silah verilmiş, ama onu İsrail'den 9 aylık Kfir Bibas ve diğer rehineleri kaçırmada kullanmış biri. Çok örneği var ve bu yüzden Hamas'ın silahsızlandırılması isteniyor. Gazze'nin sorunu Hamas'tır. Gazze'yi Hamassızlaştırmak gerekir.

Published: April 27, 2026 04:11

Türkiye, Hamas'ın silahsızlandırılmasına karşı çıkıyor. Gazze'de güvenliğin nasıl sağlanacağı gerekçesiyle. Halbuki Hamas, Gazze'de güvenliksiz hayatın sebebi. İhtiyaç sahibi kadınlara yardım vaadiyle devam eden cinsel taciz vakalarında failler Hamas…

Çift kimlikli "gazeteci" meselesinin kaynağı Filistincilik. Aynı anda hem aktivistler hem de gazeteci. Aktivist vandalizm sırasında güvenlik güçleriyle karşılaşınca buna uygun tarifeye maruz kalırlarsa gazeteci kimliğini çıkarıyorlar ve "gazetecilik suç değildir" kampanyasını başlatıyorlar. Gazze'de press yeleği kullanan onlarca Hamas ve İslami Cihad savaşçısı var. Çatışmada öldüklerinde "İsrail gazetecileri öldürüyor" etiketiyle sosyal medyada manşet oluyorlar. Fakat örgütler kendi propagandaları için onları üniforma ile yayınladıklarında gerçek ortaya çıkıyor. Ama zaten organik ağlar da bunu biliyor ve ortaya çıkan gerçeği görmezden geliyor. Şu aralar İran rejiminin kıymetlisi @Bushra1Shaikh BBC muhabirliği yapmış "gazeteci" ama İran'da rejimin mitinginde kürsüye çıkıp "Kahrolsun İsrail" sloganı atıyor, kalabalığı coşturuyor. Muhtemelen miting alanında teşhir edilen intihar dronu veya füze falan da vardır. Savaş halinde İsrail o askeri teçhizatı vursa ve mesela Büşra ölse ne olacak? Tabii ki "İsrail gazeteci öldürüyor" denilecek. Peki gazeteciliğin uluslararası kuruluşları veya BM mesela, neden bu konuda bir şey söylemiyor. Filistin endüstrisi sanıldığından daha güçlüdür.

Published: April 27, 2026 03:44

Çift kimlikli "gazeteci" meselesinin kaynağı Filistincilik. Aynı anda hem aktivistler hem de gazeteci. Aktivist vandalizm sırasında güvenlik güçleriyle karşılaşınca buna uygun tarifeye maruz kalırlarsa gazeteci kimliğini çıkarıyorlar ve "gazetecilik suç…

Açık kaynak istihbaratı sağlıyor gibi görünen Clash Report hesabı baskın yemiş. Bir gecede 50 bin takipçiye ulaşan hormonlu büyümesi, sivillerin erişimi imkansız olan SİHA'lardan anlık görüntüler, Türkiye'nin büyüyen savunma sanayi söylemiyle milimetrik uyuşan alt metin yapısıyla falan resmi kurumun örtülü hesabı olduğu ifşa olmuş. Devletler böyle şeyler yaparlar, konu Türkiye olunca sorun, her defasında kolayca iş üstünde yakalanmaları. Bunun sebebi de her alanda olduğu gibi liyakatsizlik. Yeteneksiz ve iş görme kapasitesi çok düşük siyasi personelle yürütülen her iş böyle fiyaskoyla sonuçlanıyor.

Published: April 27, 2026 03:30

Açık kaynak istihbaratı sağlıyor gibi görünen Clash Report hesabı baskın yemiş. Bir gecede 50 bin takipçiye ulaşan hormonlu büyümesi, sivillerin erişimi imkansız olan SİHA'lardan anlık görüntüler, Türkiye'nin büyüyen savunma sanayi söylemiyle milimetrik…

Abdülhamit markası için bunca şey yapılmasının tabii ki belli bir rasyosu var. Bunun taraftara romantizm gibi görünmesini sağlayan hamakat, o rasyo için açık büfe.

Published: April 26, 2026 21:14

Abdülhamit markası için bunca şey yapılmasının tabii ki belli bir rasyosu var. Bunun taraftara romantizm gibi görünmesini sağlayan hamakat, o rasyo için açık büfe. 𝓐𝓨𝓑𝓐𝓛𝓐 (@p2i6db) Konu: 2. Abdülhamit... 🗣️Fatih Altaylı: Abdülhamit’in şahsi serveti…

R to @Kenancamurcu: Kötülüğü kategorilendirme işi, Tanrıyı inanılmaya değer tutmaya çalışmaktan başka bir şey değil. İnsanı yaratacak kadar ona kıymet atfeden Tanrı, onu ahlaki kötülüklerden de, fiziksel kötülüklerden de korumak zorunda. Tek rab olarak kendisinin bilinmesini istiyorsa rabliğini göstermeli kullarına. Rab, koruyan kollayan demek, besleyen, yetiştiren, ihtiyaçlarını karşılayan, himaye eden... Bu yoksunluklarıyla ilgili birisinden beklenti olduğunda onu rab kabul etmiş oluyor insan ve Tanrı bundan hoşlanmıyor. O zaman insandan bunu istiyorsa onun ihtiyaçlarını karşılamak zorunda. Açlıktan ölen birinden ona hiçbir şey vermemiş Tanrıyı rab bilmesini istemek adil mi? “Zalimlere meyletmeyin, yoksa ateş size de dokunur” (Hud 113) ayetinde zulümden dolaylı olarak diğer kullarını da sorumlu tutan Tanrı, yeryüzündeki zulümlere sessiz kalmasına rağmen neden “Allah kullarına zalim değildir” (Fussilet 46) diyor ve kendisini o zulümlerden sorumlu tutmuyor? Zulmeden kullarına izin vermekle veya müdahale etmemekle o zulme ortak olmuyor mu? Merhameti nerede? Rahman ve rahim olmasının hayattaki anlamı ne? Allah’ın rahman ve rahim sıfatının nasıl tecelli ettiğini bilmiyor, görmüyor ve tecrübe etmiyorsak rahman ve rahim olmasının ve bunun bilgisinin insana faydası nedir? Tüm insanlar, tek tek her birey, bu sıfatların tecellisini hayatında görmeli ki onun merhametli olduğunu yaşayarak bilsin, değil mi?

Published: April 26, 2026 20:20

Kötülüğü kategorilendirme işi, Tanrıyı inanılmaya değer tutmaya çalışmaktan başka bir şey değil. İnsanı yaratacak kadar ona kıymet atfeden Tanrı, onu ahlaki kötülüklerden de, fiziksel kötülüklerden de korumak zorunda. Tek rab olarak kendisinin…

R to @Kenancamurcu: Trump'a saldırı düzenleyen Cole Allen'ın manifestosu ortaya çıkmış. Zaten saldırıya hazırlandığı sırada kız kardeşi bir şey yapacağından şüphelenmiş ve polise ihbar etmiş onu. İslamcı radikalizm ile Solcu radikalizmin işbirliğinden ortaya çıkan toksik bir atmosfer, sosyal ortamlar, ilişkiler ve nihayet ağlar var. Bıkmadan tekrarlayacağım, bu radikalizmi ve onu vareden ağları Filistinizm besliyor. Bu meselenin müslümanlık tarafını yazdım: Müslümanlığı radikalleştiren “Filistin davası” https://trucktatus.com/tr/muslumanligi-radikallestiren-filistin-davasi Birisi de solculuk tarafını yazsa keşke. Durumu anlamayı kolaylaştıracak şu görseli hazırlamışlar.

Published: April 26, 2026 15:54

Trump'a saldırı düzenleyen Cole Allen'ın manifestosu ortaya çıkmış. Zaten saldırıya hazırlandığı sırada kız kardeşi bir şey yapacağından şüphelenmiş ve polise ihbar etmiş onu. İslamcı radikalizm ile Solcu radikalizmin işbirliğinden ortaya çıkan toksik bir…

İran rejiminin propagandacılarına "uzman" diyenler ters köşe oldu. Mücteba'nın fotoğrafını ölenler adına açılan anıta koyan rejim güçleri bunca zaman yalan söylüyormuş demek ki. Demek ki Türkiye'deki ana akım medyada kaçık komplo teorilerini aktaran çubuklular da rejimin yalanına hoparlörlük yapıyormuş. Rejim taraftarlarını hiç hesaba katmak gerekmez. Onlar zaten yalanın gönüllü papağanları. İran'daki güç kavgasına gelirsek; Meşhed'de açılan anıtta Mücteba Hamenei'nin fotoğrafının ölenler arasına konması krize dönüştü. Mücteba'nın fotoğrafı, babasının resminin üstünde köşede görünüyor. Törenin resmi duyurusu yapılmamış. Bunu yapanların, kapalı devre tören vesilesiyle rejim taraftarlarını zihnen Mücteba'nın öldüğü gerçeğine hazırladıklarını iddia eden var. Bir başka iddia da, sosyal medyaya sızdırılan görüntüyle Mücteba'nın yerine geçecek yeni lider için kulis faaliyetlerinin ön almaya çalıştığı. Mücteba'nın yerine Humeyni'nin torunlarından Hasan veya Ali'nin geçmesini isteyen bir grup var. Pezeşkiyan ve diğer sivillerin arzusu bu. Fakat Devrim Muhafızları Mücteba'nın abisi Mustafa'nın yeni lider olmasını istiyor. Gruplar arası iktidar kavgasının şiddetlendiği bir sürece girildi. Zaten Mücteba'nın öldüğünü ifşa eden şu tören de çatışma ve gerilimin seviyesini gösteriyor.

Published: April 26, 2026 13:58

İran rejiminin propagandacılarına "uzman" diyenler ters köşe oldu. Mücteba'nın fotoğrafını ölenler adına açılan anıta koyan rejim güçleri bunca zaman yalan söylüyormuş demek ki. Demek ki Türkiye'deki ana akım medyada kaçık komplo teorilerini aktaran…

R to @Kenancamurcu: AYETLER DERİYE, KEMİKLERE, TAŞLARA VS. YAZILDIYSA MEKKE'DE KAYDEDİLEN 5 BİN AYET MEDİNE'YE NASIL GÖTÜRÜLDÜ? Peygamber ayetleri okudukça çevresindekilerin, buldukları bütün malzemeleri onları kaydettiği iddiasını doğrulayan arkeolojik bulgu var mı? Ayetlerin yazıldığı iddia edilen deriler, kemikler, taşlar, hurma dalları vs. bir tek örnek bulunabilmiş mi? 6 bin küsur ayet için kullanılan binlerce malzemeden bir tekinin bile hatıra olarak saklanmamış olması mantıklı mı? Gerçi denilebilir ki, Halife Osman döneminden kalma bir tane bile Kur'an mushafı elde yokken ne taşı, tahtası, kemiği, derisi. O da doğru. Meşhed kodeksi adı verilen "İbn Mesud mushafı"nın bile tarihsel kaydı yok. Sadece surelerin İbn Mesud'un sıralamasından bahseden bir iki rivayet var. Fakat çok daha önemli bir sorun var. Ayetlerin kemik, deri parçaları, hurma yaprakları ve taş levhalar gibi malzemelere yazıldığı iddiası itibariyle Mekke’de kaydedilmiş 5 bine yakın ayetin hicret sırasında Medine’ye nasıl aktarıldığına ilişkin elde bilgi yok. Kuşkusuz Mekke’deki ayetlerin akıbeti meselesi tarihte akla gelmiş ve sorunu çözmeye çalışanlar çıkmış. Dr. Nemr Abdülmun’im, Kur’an ilimleri üzerine yazdığı kitabında konuyu tartışırken farklı görüşleri aktarıyor. (Abdulmun’im, Ulumu’l-Kur’ani’l-Kerim, 1983: 154-155). Mesela Şıhem (Nablus) doğumlu meşhur usül âlimi İbn Kudame (ö. 1223), Medine’nin ilk Müslümanlarından ve Hazrec kabilesinden Rafi b. Malik’in, Mekke’de nazil olmuş ayetleri içeren “mushaf”ı hicret sırasında Mekke’den Medine’ye taşıdığını öne sürmüş. (İbn Kudame, El-İstibsar fi Nesebi’s-Sahabe mine’l-Ensar, 1972: 174). Fakat İbn Kudame’nin Mekke’deki ayetlerin mushafta toplandığı iddiasının hiçbir dayanağı yok. Tamamen varsayım. Daha ziyade Mekke’deki ayetlerin kaybolmadığı ve taşımanın kolayca gerçekleştiği senaryosunu doğrulamak için ortaya atılmış bir teori. Nitekim buna itiraz edenler, ayetlerin Peygamberin vefatından seneler sonra mushafa dönüştürüldüğünü ve derleme çalışmalarında kimsenin Mekke’den getirilen mushaftan bahsetmediğini hatırlatıyor.

Published: April 26, 2026 13:43

AYETLER DERİYE, KEMİKLERE, TAŞLARA VS. YAZILDIYSA MEKKE'DE KAYDEDİLEN 5 BİN AYET MEDİNE'YE NASIL GÖTÜRÜLDÜ? Peygamber ayetleri okudukça çevresindekilerin, buldukları bütün malzemeleri onları kaydettiği iddiasını doğrulayan arkeolojik bulgu var mı? …

Bir mevzu konuşulurken başka başlıklar açmaya verilen bir isim var. Ecnebiler 'whataboutism' diyor. Sayılıp dökülenlerin hepsine vereceğim cevaplar var, ama uğraşacak mecalim yok. Vakit ayırmam gereken başka konular var. Kifayet-i müzakere deyip işime bakayım.

Published: April 26, 2026 13:15

Bir mevzu konuşulurken başka başlıklar açmaya verilen bir isim var. Ecnebiler 'whataboutism' diyor. Sayılıp dökülenlerin hepsine vereceğim cevaplar var, ama uğraşacak mecalim yok. Vakit ayırmam gereken başka konular var. Kifayet-i müzakere deyip işime…

R to @Kenancamurcu: Hastalıklı Yahudi düşmanı, Filistinci Hasan Piker, hiç de komik olmayan kaçıklığıyla nefret dolu ruh hastalarını radikalleştiren ünlülerden. Şöyle konuşması eğlenceli bulunuyor Filistinci ortamlarda, Türkiye'deki radikaller arasında da. Ama tahmin edilecektir ki herkes eğlenmiyor, bazıları da kafaya takıp gereğini yapmaya kolları sıvayabilir. Şu ettiği laflara bakın: "Evet, öldürün onları. Öldürün o o... çocuklarını. Sokak ortasında katledin o o... çocuklarını. Sokaklar, sokaklar o lanet olası kırmızı kapitalist kanıyla ıslansın."

Published: April 26, 2026 13:11

Hastalıklı Yahudi düşmanı, Filistinci Hasan Piker, hiç de komik olmayan kaçıklığıyla nefret dolu ruh hastalarını radikalleştiren ünlülerden. Şöyle konuşması eğlenceli bulunuyor Filistinci ortamlarda, Türkiye'deki radikaller arasında da. Ama tahmin…

R to @Knesix: Filistinizm, Türkiye'de de dünyada da böyle kaçık radikaller yaratıyor. Bunların arasından liderlere, siyasilere, akademisyenler ve onlara benzemeyen sıradan insanlara hayatlarına malolacak saldırılara gönüllüler çıkması şaşırtıcı olabilir mi? Hayatın olağan akışı bu radikallerin saldırgan olması ve insanlara zarar vermesi. Trump'a saldırının arkasından ne çıkacağının önemi yok. Bu meczuplar böyle işlere hazırlar ve İran Emniyet Müdürü Radan'ın sürekli tekrarladığı gibi masum insanlara karşı elleri hep tetikte.

Published: April 26, 2026 12:05

Filistinizm, Türkiye'de de dünyada da böyle kaçık radikaller yaratıyor. Bunların arasından liderlere, siyasilere, akademisyenler ve onlara benzemeyen sıradan insanlara hayatlarına malolacak saldırılara gönüllüler çıkması şaşırtıcı olabilir mi? Hayatın…

R to @Knesix: Trump'a saldırı, menbaı Tehran olan radikalizmin Filistinizmi kullanarak yaratığı toksik sosyalleşme ortamlarının eseri görülmeli. Arada organik bağa ilişkin somut kanıt bulunamasa da. Mesele, Demokrat Partili Cole Allen'ın Trump'a suikast düzenlemesi nedeniyle bir domestik terör vakası olarak kategori edilse de İran rejiminin önde gelen isimlerinin bir süredir tekrarladığı "Trump'ın öldürülmesi lazım" çağrılarıyla eşzamanlılık mutlaka sonuç doğuracak. Hele İran rejiminin sadece İslamcı ve Solcu radikal gruplarla organik bağ içinde olmakla kalmadığı, narko-terör organizasyonları ve yalnız kurt eylemcilerle de işbirlikleri yaptığı ifşa olmuş ve kanıtlanmışken. Buradan çıkarılacak ders nedir? Türkiye'de de çenesi düşük zevzekler var. İsrail ve Amerika üzerine yerli yersiz atıp tutuyorlar. Kof kabadayılıklar yapıyorlar. Söyledikleri abuk subuk lafların ağızlarından çıkar çıkmaz buharlaştığını sanıyorlar. Öyle değil.

Published: April 26, 2026 12:00

Trump'a saldırı, menbaı Tehran olan radikalizmin Filistinizmi kullanarak yaratığı toksik sosyalleşme ortamlarının eseri görülmeli. Arada organik bağa ilişkin somut kanıt bulunamasa da. Mesele, Demokrat Partili Cole Allen'ın Trump'a suikast düzenlemesi…

R to @Kenancamurcu: Trump'a saldırı, radikalleşmeyle ilgili ve radikaller, nefret edecekleri bir hedef buluyor sürekli. Analizleri aktarmaya çalışıyorum konuyla ilgili. Önemli bulduğum bir analiz de @Knesix'e ait. Diyor ki: Herkes, dün gece ABD Başkanı'na düzenlenen üçüncü suikast girişimiyle ilgili en tüyler ürpertici detayı gözden kaçırıyor. DC Muhabirler Yemeği’ndeki saldırganın Kaliforniya’dan 31 yaşındaki, yarı zamanlı öğretmen/özel ders eğitmeni Cole Tomas Allen olduğu belirlendi. Kendisi, Aralık 2024’te C2 Education’da "Ayın Öğretmeni" seçilmiş; Makine Mühendisi lisansına ve Bilgisayar Bilimleri yüksek lisansına sahip bir video oyun geliştiricisi. 2024 yılında Kamala’ya (Harris) bağışta bulunmuş. Aşağıdaki fotoğrafta görebileceğiniz, temel vücut dilinin bir parçası gibi duran o küçümseyici gülümsemeyi bir kenara bırakırsak; bu adam, şimdiye kadar ortaya çıkan profiliyle olabildiğince "normal" bir geçmişe sahip. Ancak hiç kimse, ama hiç kimse, Gizli Servis ajanlarıyla dolu bir odaya baskın yapıp, kendi önüne koyduğu hedef her neyse ona ulaştıktan sonra oradan sağ çıkmayı beklemez. Demek istediğim şu: Bu adamın gerçek bir ölüm arzusu ve insanlara -eğer bu POTUS ise çok daha iyi- zarar verme şansı uğruna kendini feda etme (kendini yakma) isteği vardı. Bu durum, bazı Amerikalıların geliştirmekte olduğu kitlesel psikozun, onları bir tür "adalet" sağlama ya da en azından Trump destekçilerinden Trump’ın kendisine kadar herhangi birine acı çektirme karşılığında, kendi hayatlarının değerini hiçe saymaya ittiği anlamına geliyor. En endişe verici kısım da bu. Bu adamın bir "akıl hastalığı geçmişi" olsa bile (ki bu henüz doğrulanmadı ama şaşırmam), bu durum aslında dışarıda hayatlarına bu tür eylemlerle bir anlam katmaya hazır, dengesiz uyuyan hücrelerin olduğu gerçeğini pekiştiriyor. "Uyuyan hücreler" derken dış etkilerden veya beyin yıkamadan bahsetmiyorum. Bunlar "Mançurya Denekleri" (zihin kontrolü altındaki adaylar) değil. Bu, radikal sol tarafından defalarca pompalanan nefret retoriğinin bariz bir ürünüdür. Bu insanların yarısının bunun sahte olduğunu düşündüğünü, diğer yarısının ise adamın ıskalamış olmasına öfkelendiğini doğrulamak için Bluesky veya Reddit’e bakmanız yeterli. Amerika’nın şu an karşı karşıya olduğu asıl sorun budur ve suçlanacak olanların kim olduğunu %100 biliyoruz.

Published: April 26, 2026 11:58

Trump'a saldırı, radikalleşmeyle ilgili ve radikaller, nefret edecekleri bir hedef buluyor sürekli. Analizleri aktarmaya çalışıyorum konuyla ilgili. Önemli bulduğum bir analiz de @Knesix'e ait. Diyor ki: Herkes, dün gece ABD Başkanı'na düzenlenen…

Trump'a saldırı düzenleyen Cole Allen yalnız kurt olabilir de olmayabilir de. Ama bu işi asosyal kişilikli bir hastanın yapmadığı kesin. Bu vakanın radikalleşme örneği olarak not edileceğinden emin olabiliriz. Tıpkı Filistinizm içinde radikalleşen Calla Walsh vakası gibi. (https://x.com/Kenancamurcu/status/2038329496122638468)

Published: April 26, 2026 11:50

Trump'a saldırı düzenleyen Cole Allen yalnız kurt olabilir de olmayabilir de. Ama bu işi asosyal kişilikli bir hastanın yapmadığı kesin. Bu vakanın radikalleşme örneği olarak not edileceğinden emin olabiliriz. Tıpkı Filistinizm içinde radikalleşen Calla…

R to @Kenancamurcu: ALLAH'IN KUR'AN'I KORUDUĞUNA İNANÇ DA BÂTIL İTİKAT. DİĞER VAHİYLERİ NİYE KORUMADI O ZAMAN? "Zikri biz indirdik ve elbette biziz onu koruyacak olan da." (Hicr 9) ayetinde "zikr" kelimesine "Kur'an" anlamını veriyorlar ve Allah'ın Kur'an'ı korumayı bizzat üstlendiğini iddia ediyorlar. Hani Oniki İmamcı Şia'dan İranlı molla "Ağa'nın [Hamenei] şehit edildiği savaş'ta bize yardım etmek üzere Allah bizzat sahaya indi." demişti ya, aynen öyle. Önceki vahiyleri ve kitapları korumayan Allah'ın, bu kez Kur'an için bizzat sahaya indiğini ve Kur'an'ı korumasına aldığına dair bâtıl bir inanç var. Mantık ve muhakemesi olan birisi, Kur'an ilimleri eğitimi bile gerekmeden birkaç soruyla iddianın yanlış olduğunu anlar: Peygamber dahil, sahabeler o ayeti iddia edildiği gibi anlasaydı bununla ilgili bir tane de olsa rivayet olurdu değil mi? Ama yok. Halife Ebu Bekir ve Ömer döneminde Kur'an toplanırken hiç kimsenin aklına o ayet gelmedi mi? Madem Allah Kur'an'ı bizzat kendisi koruyor, neden "Yemame savaşında hafızlar öldü, Kur'an kaybolacak hemen kayda geçelim" diye telaşa düştü ilk nesil? Hangisi yalan? Yemame savaşı ve hafızların öldüğü tarih bilgisi mi, Allah'ın Kur'an'ı koruduğu iddiası mı? İkisi birden doğru olamaz. Hele Kur'an'ı toplama çabasını Allah'ın korumasına bağlamak hiç olacak iş değil. Kur'an ayetlerini toplayanlar bile böyle bir iddia ortaya atmamışken hem de. Madem Allah vahyi koruyor, daha önceki vahiylerini neden korumadı? Madem öyle Müslümanlar neden Allah'ın önceki vahiylerini muharref kabul ediyor? Bir beşer, Allah'ın vahyini bozmaya nasıl güç yetirebildi? Hatta Kur'an'ın kendinden öncekileri tasdik ettiğini söyleyen Bakara 41, Maide 48 gibi ayetlere rağmen Kur'an'dan önceki kitapları tahrif edilmiş sayıyorlar. Mekke ayeti olan "Zikri biz indirdik ve elbette biziz onu koruyacak olan da." (Hicr 9) ayetine gelince: Ayet, müşriklerin Peygamber'le dalga geçmesine cevap veriyor. Müşrikler diyordu ki: "Ey kendisine zikir indirilen. Sen gerçekten delisin." (Hicr 6). Fahru Razi, tefsirinde Ferra'dan naklediyor: "Buradaki zamir, Peygamber'i ifade ediyor. Bu durumda anlam şöyle olur: Şüphesiz Muhammed'i (düşmanlarından) koruyacak olan da biziz." "İbnü'l-Enbârî de bu yorumu destekliyor. Zira ayetin başında hem "indirme" fiili (inzâl) hem de "indirilen" (münzel-i aleyh / Peygamber) zikredildiği için zamirin Peygamber'e rücu etmesi dilbilgisi açısından uygundur." (Mefatihu'l-Gayb, 1981: 19/164)

Published: April 26, 2026 11:11

ALLAH'IN KUR'AN'I KORUDUĞUNA İNANÇ DA BÂTIL İTİKAT. DİĞER VAHİYLERİ NİYE KORUMADI O ZAMAN? "Zikri biz indirdik ve elbette biziz onu koruyacak olan da." (Hicr 9) ayetinde "zikr" kelimesine "Kur'an" anlamını veriyorlar ve Allah'ın Kur'an'ı korumayı bizzat…

DEVE İDRARINI KUTSALLAŞTIRAN BİR BÂTIL İTİKAT VAR Enes rivayeti: Ukl veya Ureyne kabilesi halkından sekiz kişilik bir grup Medine’ye gelip Peygamber’e biat etmiş ve Müslüman olmuşlar. Medine’nin havası onlara dokunmuş ve hastalanmışlar. Şikayetleri üzerine Peygamber, çobanlarıyla birlikte Medine’nin dışına çıkıp, develerin sütünden ve idrarından içmelerini tavsiye etmiş. Adamlar bir müddet develerin süt ve idrarından içmişler ve sağlıklarına kavuşmuşlar (Buharî, Tıp 5- 6; Müslim, Kasame 9-11) Önce rivayetin ravi değerlendirmesine bakalım: Rivayeti aktaran Yahya b. Ebi Kesir, kendi işitmediği halde işitmiş gibi aktarmasıyla (tedlis) ünlü. Dolayısıyla o dönemde yaşamış olsaydınız ve onun başka rivayetleri gibi bu rivayetini de kaldırıp atsaydınız kimse ses çıkarmazdı. Rivayeti nispeten makbul bulan fakihler dahi deve idrarını içmeyi, necis ve haram olan şeye tedavi için katlanılabileceğine kanıt kullanmış rivayeti. (İbn Kudame, Nevevi, Ebu Yusuf). Yani rivayeti çöpe atmaya kıyamamamışlar ama necis ve haram hükmü verip böyle sınırlandırmışlar. Rivayete sahih diyenler var elbette. Genellikle muhakemesiz hadis bağlıları onlar. Bugün de tüm hadis tenkitlerine rağmen Kütüb-i Sitte'den Buhari'de geçiyor diye sahih kabul edenler var. Kütüb-i Sitte'de geçmesi veya Buhari hadisi olması rivayetin sahih olduğunu göstermez. Şârihleri bile Buhari hadislerini cerh ediyor. Hadis sahih olsa mesela Seffarini, Şerhu Sülasiyyat'ta Şafiiler, Hanefiler ve başkaları için idrarın necis olduğu görüşünü belirtmez.

Published: April 26, 2026 10:58

DEVE İDRARINI KUTSALLAŞTIRAN BİR BÂTIL İTİKAT VAR Enes rivayeti: Ukl veya Ureyne kabilesi halkından sekiz kişilik bir grup Medine’ye gelip Peygamber’e biat etmiş ve Müslüman olmuşlar. Medine’nin havası onlara dokunmuş ve hastalanmışlar. Şikayetleri…

R to @Kenancamurcu: DAHA KUR'AN MUSHAFINA SAHİP ÇIKAMAMIŞ ÜMMET, ŞU HALİNE BAKMADAN DÜNYAYA NİZAMAT VERME PEŞİNDE 🧵Yaşayan müslümanlığın kurucu babası Ömer b. Hattab, Huzeyfe’ye sormuş: “Ahzab suresi kaç ayet?” Huzeyfe, “Yetmiş iki veya yetmiş üç ayet” cevabını vermiş. Bunun üzerine Ömer demiş ki: “Aslında Bakara suresine yakındı veya daha uzundu. İçinde recm ayeti de vardı.” (Suyuti, Dürrü’l-Mensur, 2003: 11/714. Ahmed-Müsned 21207, Abdurrezzak-Musannef 5990, İbn Hibban-Sahiha 4428, Hâkim-Müstedrek 8068, Beyhaki-Sünen 16911, İbn Hazm-Muhalla, 12/175). Sünniliğin ve Şiiliğin en eski kaynaklarında Kur’an’da eksiklik ya da fazlalık olduğuna ilişkin böyle çok örnek var. Yani dinin taşıyıcı kolonu, temel sütunu, aslı esası, her şeyi Kur’an’a sahip çıkamamış müslümanlık, dünyaya nizam verme iddiasında. Daha Halife Ömer zamanında sureler, ayet sayıları, Kur’an’a alınmayan ayetler hakkında tartışmışlar, kimse neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilmiyor. İşte bu ümmet, kendi içinde bu meseleleri tartışıp çıkış yolu arayacağına etrafa kabadayılık yapıyor. 🧵

Published: April 26, 2026 10:44

DAHA KUR'AN MUSHAFINA SAHİP ÇIKAMAMIŞ ÜMMET, ŞU HALİNE BAKMADAN DÜNYAYA NİZAMAT VERME PEŞİNDE 🧵Yaşayan müslümanlığın kurucu babası Ömer b. Hattab, Huzeyfe’ye sormuş: “Ahzab suresi kaç ayet?” Huzeyfe, “Yetmiş iki veya yetmiş üç ayet” cevabını vermiş. …

RT by @Kenancamurcu: Mesele, Demokrat Partili Cole Allen'ın Trump'a suikast düzenlemesi nedeniyle bir domestik terör vakası olarak kategori edilse de İran rejiminin önde gelen isimlerinin bir süredir tekrarladığı "Trump'ın öldürülmesi lazım" çağrılarıyla eşzamanlılık mutlaka sonuç doğuracak. Hele İran rejiminin sadece İslamcı ve Solcu radikal gruplarla organik bağ içinde olmakla kalmadığı, narko-terör organizasyonları ve yalnız kurt eylemcilerle de işbirlikleri yaptığı ifşa olmuş ve kanıtlanmışken. Buradan çıkarılacak ders nedir? Türkiye'de de çenesi düşük zevzekler var. İsrail ve Amerika üzerine yerli yersiz atıp tutuyorlar. Kof kabadayılıklar yapıyorlar. Söyledikleri abuk subuk lafların ağızlarından çıkar çıkmaz buharlaştığını sanıyorlar. Öyle değil.

Published: April 26, 2026 10:32

Mesele, Demokrat Partili Cole Allen'ın Trump'a suikast düzenlemesi nedeniyle bir domestik terör vakası olarak kategori edilse de İran rejiminin önde gelen isimlerinin bir süredir tekrarladığı "Trump'ın öldürülmesi lazım" çağrılarıyla eşzamanlılık mutlaka…

Şehrimde böyle şeyler olmasını çok seviyorum. Acilen gidip o yavruyu görmem lazım.🥰 Şu hoşluklara vesile olan belediyemiz gerçek bir teşekkürü hakediyor.👏 Bir de köpek barınağı radikal biçimde ele alınıp yeniden yapılandırılabilse mutluluktan uçarız. Başiskele, Kartepe barınaklarındaki uygulama emsal ve örnek aslında. Oradan kopyalayabilirler.

Published: April 26, 2026 10:02

Şehrimde böyle şeyler olmasını çok seviyorum. Acilen gidip o yavruyu görmem lazım.🥰 Şu hoşluklara vesile olan belediyemiz gerçek bir teşekkürü hakediyor.👏 Bir de köpek barınağı radikal biçimde ele alınıp yeniden yapılandırılabilse mutluluktan uçarız.…

Nasıl ifade edeceğime henüz karar veremediğimden, yani emin olamadığımdan tanımlamakta güçlük çekiyorum. "Müslümanlıktan vazgeçenler" desem, Müslümanlık paketini satıcısına iade etmekte sakınca yok ve bu insanı inançtan çıkarmaz. Çünkü kurumsal ve bürokratik dine mensubiyetin inançtan ziyade kolektivite ile alakası var. Aidiyet duygusuna hitap ediyor. O nedenle kolayca ideolojik ve politik kimlik olabiliyor. "İnançtan vazgeçenler desem", eleştirileri "Kur'an'ın çelişkileri", "Tanrının hayata müdahalesizliği" gibi konulara odaklandığından itiraz, isyan ve sitemler de inanca dahil. Ama tabii ki kendilerini "inançsız" tanımlıyorlarsa öyle kabul etmek gerekir. Kanaatimce "Müslümanken inançsızlığı seçmiş olanlar"ın temel sorunu "Allah'ın kelamı" teorisinin dışına çıkamamaları. Kur'an'ı Allah'ın sözü görüyorlar ve evreni yaratan varlığın böyle bir söz söylemiş olabileceğine ihtimal veremiyorlar. Daha önce de dikkat çekmiştim. Doğru soru şudur: Allah insan gibi mi konuşuyor? Teoriye göre Tanrı cümleler kurarak konuşuyor ve onları bir melek elçi aracılığıyla bir insan elçiye iletiyor (veya doğrudan insan elçiye muhtelif şekillerde söylüyor), insan elçi de o sözleri bize aktarıyor. Tanrı Norveç'te konuşsaydı bize cehennemi buz gibi bir yer olarak tarif edecekken Mekke'de konuştuğu için alev alev bir yer olarak tarif etti. Yani teorinin iddiasına göre Tanrı iklim, kültür, dil, antropoloji, coğrafya farklılıklarına dikkat ediyor. Bu yüzden de mesela cehennemin nesnel olarak nasıl bir şey olduğunu bilmiyoruz. Tanrı da bu konuda insanlara yardımcı olmuyor. Peki "konuşan Tanrı" onu insan sıfatlı yapmaz mı? "Allah'ın kelamı" teorisinin avukatlarını zor durumda bırakan yer burası. İnsan-Tanrı idrakine "küfür" dedikleri için burada epey bocalıyorlar. Devam ederiz mevzuya...

Published: April 26, 2026 09:58

Nasıl ifade edeceğime henüz karar veremediğimden, yani emin olamadığımdan tanımlamakta güçlük çekiyorum. "Müslümanlıktan vazgeçenler" desem, Müslümanlık paketini satıcısına iade etmekte sakınca yok ve bu insanı inançtan çıkarmaz. Çünkü kurumsal ve…

RT by @Kenancamurcu: SON DAKİKA: İslam Cumhuriyeti, MOJTABA KHAMENEI’nin aslında öldüğünü bir kez daha istemeden doğruladı. Khamenei ailesinin doğduğu şehir olan Meşhed’de, “şehit düşen” tüm liderlerin resimlerinin yer aldığı bir duvar resmini açtılar. Muhtemelen bu görüntülerin kimse tarafından görülmeyeceğini düşünmüşlerdi.

Published: April 26, 2026 08:13

SON DAKİKA: İslam Cumhuriyeti, MOJTABA KHAMENEI’nin aslında öldüğünü bir kez daha istemeden doğruladı. Khamenei ailesinin doğduğu şehir olan Meşhed’de, “şehit düşen” tüm liderlerin resimlerinin yer aldığı bir duvar resmini açtılar. Muhtemelen bu…

RT by @Kenancamurcu: İlginç bir kariyer ve CV: İsrail tehdit etti. Muhteremler, aklınızı başınıza devşirin, öyle gevşek gevşek sırıtmayın, bu iş fıkra konusu değil. Savaşla komiklik yapılmaz. Görebildiğimiz kadarıyla İsrail tehdit etmiyor, Ali Laricani'nin abisi Muhammed Cevad Laricani ne yaptığını açıkladı: "Kardeşimin ne başı ne de bedeni vardı; ondan geriye sadece bir el kalmıştı." https://x.com/Kenancamurcu/status/2047981882776629685 Heves edilecek, sırıtacak bir durum yok ortada yani. Bir de İsrail tarafından gözaltına alınma kariyeri için Sumud filosuna katılanlar var. Çoğunluğu belki. İsrail tarafından gözaltına alınmayı başardığında sana benzeyenlerin arasına geri dönüşün muhteşem oluyor. Durduk yere kahramansın. Hayatının geri kalan kısmında fazlasıyla yetiyor. Artık ne anlatsan (uydursan?) muhatapların ağzı açık dinliyor. Şu akıl ve şuur seviyesiyle aynı havayı solumak çok acı verici gerçekten.

Published: April 26, 2026 08:12

İlginç bir kariyer ve CV: İsrail tehdit etti. Muhteremler, aklınızı başınıza devşirin, öyle gevşek gevşek sırıtmayın, bu iş fıkra konusu değil. Savaşla komiklik yapılmaz. Görebildiğimiz kadarıyla İsrail tehdit etmiyor, Ali Laricani'nin abisi Muhammed…

R to @Kenancamurcu: SEBEP OLDUĞU VAHİM HATALARA RAĞMEN YANLIŞ MUSHAFI KORUMAKLA GÖREVLİ DİYANET MUSHAF KURULU, DOĞRU ANLAŞILMAYA YARDIMCI OLACAK MUSHAF BASMAYA İZİN VERMİYOR! 🧵 ⬆️ İstisna olsa da farklı görüşü zikreden tefsirler var. Havva’nın Âdem’in kaburgasından varedildiği şeklindeki genel görüşü ikaz ettikten sonra buna rağmen “aynı cinsten (tür)” oldukları şerhi düşülmüş mesela. Şura 11’de aynı türden eşler varedildiği (min enfüsikum ezvacen) bilgisine atıfta bulunularak. (Ebu Hayyan, Tefsiru’l-Bahri’l-Muhit, 1993: 4/436). Halife Osman'ın icat ettiği ve kendi tertibine uymayanları yakarak teke indirdiği elimizdeki Kur'an mushafının, vahyin Peygamber'e nüzul şekli ile alakası yok ve tarihsel sıralama hatası yüzünden metne karmaşa hakim. Bu mushaf, Kur'an'ın doğru anlaşılmasının önündeki büyük engel. Bu hatayı sürdürmek istemeyen bir mushaf yayınlamak ise yasak. Çünkü Diyanet İşleri Başkanlığı'na bağlı Mushafları İnceleme ve Kıraat Kurulu mevcut yanlışı korumakla görevli adeta ve doğru anlaşılmaya yardımcı olacak bir mushaf basmaya izin vermiyor. 2012’de Ankara Adliye Emaneti’nde 1500 yıllık Aramice bir İncil bulunduğunun ortaya çıkması heyecan yaratmıştı. Fakat Müslümanlar, bu İncil’in Hristiyan cemaat ya da kişiler tarafından hem de azınlıkta oldukları bir toplumda bu zamana kadar sapasağlam korunabilmesinden hiç alınganlık yapmadı. Medine’deki devletten sonra Emevilerden başlayarak sürekli devletleri olmasına rağmen Müslümanlar Kur’an’ı 1400 sene saklayamadı, çoğaltamadı. Aslında şu anda elimizde hiç değilse Osman döneminden kalma onlarca Kur'an nüshası olmalıydı, ama yok. Peygamber'e yakın dönemlere ait bazı fragmanlar dışında mushaf sayılabilecek sadece Meşhed kodeksi var. Onun da iyi incelenmesi ihtiyacı hala yerli yerinde durması bir yana, tek örnek olduğuna bakmadan dünyaya meydan okuyor müslümanlar. Meşhed mushafı kuşkusuz önemli bir belge, fakat üzerinde daha fazla çalışma yapılması lazım. Derinin hicri birinci yüzyıla tarihlenmesi tek başına yeterli değil. Yazısıyla ilgili Medine-Kufe melezlik iddiaları kesinlik kazanmalı. Edit edildiği iddiası sonuçlandırılmalı mesela. Halife Osman döneminde diğer mushaflar yakılarak oluşturulmuş resmi mushaf ortada yokken İbn Mesud'dan mushaf nasıl kalmış, nasıl saklanmış, İmam Rıza türbesine kadar nasıl gelmiş, bunlarla ilgili güvenilir bilgilere ihtiyaç var. İranlıların Medine-Irak-İran senaryosunun tarihsel dayanakları güçlü değil. Meşhed mushafının Ali b. Ebi Talib'ten kaldığına dair bir vakıf notu var mushafın başında. Ali'nin mushafıyla İbn Mesud'un mushafının ne alakası var? Yani daha fazla bilgiye ihtiyaç olduğu ve soruların cevaplanması gerektiği aşikar. Mardin'de ve Avrupa kütüphanelerinde 4. yüzyıldan kalma kaç tane İncil var değil mi? MÖ 3. yüzyıldan Tora parşömenleri ve sonrasından miras kaç tane Tora rulosu veya kodeksi keza. 1400 yıl gibi çok kısa bir süre için müslümanlar bir tane mi mushaf saklayabildi? Peygamber’in zamanı bir yana, elde ne Ömer dönemine ait Kur’an var, ne de Osman’ın mushafı. Mevcut metinlerin o tarihe ait olduğu da belli değil, çünkü karbon testi metnin yazıldığı materyalin tarihini belirleyebiliyor. 🧵

Published: April 26, 2026 07:24

SEBEP OLDUĞU VAHİM HATALARA RAĞMEN YANLIŞ MUSHAFI KORUMAKLA GÖREVLİ DİYANET MUSHAF KURULU, DOĞRU ANLAŞILMAYA YARDIMCI OLACAK MUSHAF BASMAYA İZİN VERMİYOR! 🧵 ⬆️ İstisna olsa da farklı görüşü zikreden tefsirler var. Havva’nın Âdem’in kaburgasından…

R to @Kenancamurcu: A'RAF 190'DA ŞİRK KOŞTUĞU BELİRTİLEN ÂDEMİ, 189. AYETTE ÂDEM PEYGAMBER KABUL EDEN MÜSLÜMANLIK BU! 🧵 ⬆️ Kaburgadan yaratılma teorisinin kaynağı olan Tora'ya göre erkek topraktan yaratıldı (Bereşit 2:7), kadın ise onun kaburgasından (Bereşit 2:22). Tora’nın tefsirinde (midraş) ultra muhafazakar yorum (Bereşit Rabba 17:8), kadının neden parfüm/güzel koku kullanmak zorunda olduğunu, erkeğin ise buna ihtiyaç duymadığını erkeğin kötü kokmayan topraktan yaratılması, buna karşılık kadının kötü kokulu kemikten yaratılmasına bağlıyor. (Kristen E. Kwam vd., Eve & Adam: Jewish, Christian and Muslim Readings on Genesis and Gender, 1999: 82). Bu yaklaşıma itiraz edenler olmuş elbette. “Tanrı insanı kendi suretinde yarattı. Onları erkek ve dişi olarak yarattı.” (Bereşit 1:27) cümlesine dayanarak kaburga meselesinin sembolik ve ahlaki anlatım olduğunu savunmuşlar. Kur’an surelerinin tarihsel sıralamasında Araf’tan sonra yer alması gerekirken mevcut mushafta öne alınan Bakara suresinde Âdem kıssası okunduğu için Araf suresindeki ayete, bu ön bilgiye göre “Âdem yaratıldı, ondan da eşi” anlamı verildiği belli. Araf 189’dan bir sonraki, 190. ayette o yaratılanın (âdem) Allah'a şirk koştuğu belirtilmesine rağmen. Peygamber şirk koşar mı? Demek ki aslında bahsedilen kişi Peygamber Âdem değil. Ayette tür olarak insanın (âdem) kastedildiği gayet net. Cümledeki “nefs-i vahide (bir tek, aynı, eş)” kelimesi insan türünün ortak cevherini ifade ediyor halbuki. Aynı özden yaratılmış Âdem erkek insan ve eşi de (Havva) dişi insan. Peygamber’in vahyin ilk onüç yıllık süresinde kelimelere döktüğü ayet ve sureleri Kur'an'ın sonuna koyan, Mekke ve Medine ayetlerini karmakarışık hale getiren Osman mushafı yüzünden tercümeler çoğu yerde olduğu gibi burada da bu basit gerçeği göremiyor.➡️ 🧵

Published: April 26, 2026 07:04

A'RAF 190'DA ŞİRK KOŞTUĞU BELİRTİLEN ÂDEMİ, 189. AYETTE ÂDEM PEYGAMBER KABUL EDEN MÜSLÜMANLIK BU! 🧵 ⬆️ Kaburgadan yaratılma teorisinin kaynağı olan Tora'ya göre erkek topraktan yaratıldı (Bereşit 2:7), kadın ise onun kaburgasından (Bereşit 2:22). …

R to @Kenancamurcu: KADINI ERKEĞİN KABURGASINDAN YARATAN ALLAH DEĞİL, MÜSLÜMANLIK! 🧵 Halife Osman'ın yazdırdığı mevcut Kur'an'daki karmaşanın sebep olduğu facialara çok örnek var. Bir tanesi de A'raf 189'daki "sizi nefs-i vahideden (bir tek nefisten, kişiden) yarattı, ondan da eşini varetti" cümlesinde geçen “nefs-i vahide (bir kişi)” ifadesine “Âdem” manasının yakıştırılması. (Fahreddin er-Razi, Tefsiru’l-Kebir / Mefatihu’l-Gayb, 1981: 15/90). Yani popüler yoruma göre önce Âdem yaratıldı (nefs-i vahide / bir kişi), ardından da ondan (kaburga kemiğinden) eşi Havva yaratıldı. “Kadın kaburga kemiğinden yaratıldı” rivayetini (Buhari 1944, Ahmed 20093, İbn Hibban 4518) şerh ederken, ilk Kur’an tefsirinin yazarı Mukatil b. Süleyman’a (ö. 767) atıfla aktarılan öykü şöyle: Havva, Âdem’in kaburgasından yaratıldığı sırada Âdem cennette uyuyordu. Yaratma işi gerçekleşirken hiç acı hissetmedi. Acı duysaydı erkek kadına asla sevgi beslemezdi vs. (Yusuf Efendizade, Necahu’l-Kari li-Sahihi’l-Buhari, 2021: 18/29). Tora'nın (Bereşit 1:21-22) literal okumasından aktarıldığı anlaşılan bu tuhaf anlatımın ardından biraz içimize su serpecek nispeten rasyonel bir izaha yer vermiş şerhin sahibi: Rebi b. Enes (ö. 757), “Sizi balçıktan (tin) yarattı” (En’am 2) ayetini delil göstererek Havva’nın Âdem’in tıynetinden yaratıldığını söylemiş.➡️ 🧵

Published: April 26, 2026 06:58

KADINI ERKEĞİN KABURGASINDAN YARATAN ALLAH DEĞİL, MÜSLÜMANLIK! 🧵 Halife Osman'ın yazdırdığı mevcut Kur'an'daki karmaşanın sebep olduğu facialara çok örnek var. Bir tanesi de A'raf 189'daki "sizi nefs-i vahideden (bir tek nefisten, kişiden) yarattı,…

Sudan'da yaşanan şu facia, ebeveynleri öldürüldüğü için kimsesiz ortada kalan, aç bilaç bu cocuklar için neden kampanyalar yapılmıyor, Sumudlar tertiplenmiyor, yardımlar organize edilmiyor, BM göreve çağrılmıyor? Çünkü bunu yapanlar İslamcılar. Ve vakanın içinde Yahudi yok. Yahudi yoksa haber yok. İslamcılar ve müslümanlıklar, Filistinci Batılılar, Sanchezler ve Filistinizmin tüm ağları, ahlak kitabında hiçbir yerde adları geçmeyen profesyoneller.

Published: April 25, 2026 23:28

Sudan'da yaşanan şu facia, ebeveynleri öldürüldüğü için kimsesiz ortada kalan, aç bilaç bu cocuklar için neden kampanyalar yapılmıyor, Sumudlar tertiplenmiyor, yardımlar organize edilmiyor, BM göreve çağrılmıyor? Çünkü bunu yapanlar İslamcılar. Ve vakanın…

R to @Kenancamurcu: Hamenei, Ruhani hükümeti zamanında yetkililere nükleer müzakerelerle ilgili tavsiyede bulunuyor. Daha doğrusu talimat veriyor. Amerikalılarla müzakerede boş vaatlerde bulunacaklar, yani yalan söyleyecekler. Bunu da Amerikalıların vaat verdiği ve tutmadığı yalanıyla meşrulaştırıyor. Diyor ki: Amerika'da veya falan ülkede bir hükümet bize bir vaat verirse, bir şey söylerse; bu vaatlere asla güvenilemez. O bir vaat verir, siz de bir vaat verin. Eskiden birisi halifenin huzuruna gelip bir şiir okumuş. Halife de 'falan kadar altın, mesela 100.000 dinar altın buna verin' demiş. Kağıda yazıp şaire vermiş, 'git al' demiş. Şair hazinedara gitmiş, kağıdı uzatıp '100.000 dinar' demiş. Hazinedar 'ne münasebet?' diye sormuş. Şair, 'bir şiir okudum' demiş. Hazinedar demiş ki: 'Sen bir şiir okudun, onun hoşuna gitti; o da bunu yazdı, senin hoşuna gitti. Ödeştik işte, hadi git!' Yani bu iş böyledir. O hoşumuza gidecek bir söz söyler, bir vaat verir; biz de onun hoşuna gidecek bir vaat veririz. Ona somut (peşin) hiçbir şey vermeyin ki sonra 'Acaba o cevabını verecek mi, borcunu ödeyecek mi?' diye bekleyip durmayalım

Published: April 25, 2026 23:20

Hamenei, Ruhani hükümeti zamanında yetkililere nükleer müzakerelerle ilgili tavsiyede bulunuyor. Daha doğrusu talimat veriyor. Amerikalılarla müzakerede boş vaatlerde bulunacaklar, yani yalan söyleyecekler. Bunu da Amerikalıların vaat verdiği ve…

R to @Kenancamurcu: Birisi Meşhed mushafını unuttuğumuzu hatırlatmış. Meşhed mushafı kuşkusuz önemli bir belge, fakat üzerinde daha fazla çalışma yapılması lazım. Derinin hicri birinci yüzyıla tarihlenmesi tek başına yeterli değil. Yazısıyla ilgili Medine-Kufe melezlik iddiaları kesinlik kazanmalı. Edit edildiği iddiası sonuçlandırılmalı mesela. Halife Osman döneminde diğer mushaflar yakılarak oluşturulmuş resmi mushaf ortada yokken İbn Mesud'dan mushaf nasıl kalmış, nasıl saklanmış, İmam Rıza türbesine kadar nasıl gelmiş, bunlarla ilgili güvenilir bilgilere ihtiyaç var. İranlıların Medine-Irak-İran senaryosunun tarihsel dayanakları güçlü değil. Meşhed mushafının Ali b. Ebi Talib'ten kaldığına dair bir vakıf notu var mushafın başında. Ali'nin mushafıyla İbn Mesud'un mushafının ne alakası var? Yani daha fazla bilgiye ihtiyaç olduğu ve soruların cevaplanması gerektiği aşikar.

Published: April 25, 2026 21:14

Birisi Meşhed mushafını unuttuğumuzu hatırlatmış. Meşhed mushafı kuşkusuz önemli bir belge, fakat üzerinde daha fazla çalışma yapılması lazım. Derinin hicri birinci yüzyıla tarihlenmesi tek başına yeterli değil. Yazısıyla ilgili Medine-Kufe melezlik…

R to @Kenancamurcu: KUR'AN'DAKİ ANLAM KARMAŞASININ SEBEBİ ELDEKİ YANLIŞ MUSHAF 🧵 Kur’an’ın kronolojik akışını bozarak üretilen eldeki mushaf büyük bir karmaşa yaratıyor. Mesela tefsirler, Abese suresi 1. ayette geçen “surat asan (abese, abus suratlı)” kişinin Peygamber olduğunu iddia ediyor. Yine Aişe'nin tuhaf rivayetlerinden birine göre Peygamber, Mekkeli müşrik ululardan birine İslam'ı anlatıyormuş, o sırada âmâ Ümmü Mektum gelmiş, Peygamber'in ona anlatmasını istemiş, Peygamber de Mekkeli ulu dururken gözü görmeyen birine anlatma talebine yüzünü buruşturmuş ve sırtını dönmüş. (Taberi, Camiu'l-Beyan, 12/443). Peygamber'e yakıştırılan şu davranışa bakar mısınız? Müslümanlar, Peygamberin böyle biri olduğuna inanıyor. Halbuki Kalem 4'te onun karakteri “muazzam ahlak” denilerek övülüyor. Bu vahim hatanın sebebi nedir? Eldeki mushafın yanlış sıralaması. Mushaf, vahyin kronolojisine göre sıralansaydı Abese suresinden önce olan Müddessir suresinde 22. ayette o "surat asan, abus (abese)" kişinin müşrik ulu olduğunu görecekti Müslümanlar. Müddessir suresinde “surat asan (abese)” kişinin müşrik olduğu açıkça söylendiği halde Peygamber'i, tarihsel sıralamada sonra gelen Abese suresindeki “surat asan (abese)” kişi gösteren hakaret Müslümanlıkta yerleşik yorum oldu. Kasıt mı cehalet mi bilemem. Bana kasıt gibi gözüküyor. Avrupa İslamının ve eleştirel düşüncenin temsilcilerinden merhum Aliya İzzetbegoviç dahi, ayette geçen “abese”nin (abus suratlı) Peygamber olduğunu ve Allah'ın Peygamber'i çirkin vasıfla anarak eleştirdiğini öğreten müesses Müslümanlığın etkisindeydi. (İzzetbegoviç, Özgürlüğe Kaçışım, 2018: 303). 🧵

Published: April 25, 2026 20:03

KUR'AN'DAKİ ANLAM KARMAŞASININ SEBEBİ ELDEKİ YANLIŞ MUSHAF 🧵 Kur’an’ın kronolojik akışını bozarak üretilen eldeki mushaf büyük bir karmaşa yaratıyor. Mesela tefsirler, Abese suresi 1. ayette geçen “surat asan (abese, abus suratlı)” kişinin Peygamber…

R to @Kenancamurcu: İLK NESİL, KUR'AN TOPLANIRKEN AİŞE'NİN ŞAHİTLİĞİNİ KABUL ETMEMİŞ AMA SONRAKİ MÜSLÜMANLAR İSLAM TARİHİNİ AİŞE'NİN RİVAYETLERİYLE YAZDI! 🧵 Kur’an’ı kitaplaştırma çalışmasında kadınlardan ayet alınmadığını veya herhangi bir ayete şahitliklerinin kabul edilmediğini biliyor muydunuz? Onlarca ayette kadın erkek tüm inananlara hitap geçen Kur’an’ın derlenip toparlanması gibi çok önemli bir işte kadınların katılımı ve katkısının olmaması Müslümanlık için yeterince trajik bulunmalı. Sünnilikte merkezi roldeki Aişe’nin, derlenmiş Kur’an mushafında eksiklik bulunduğu iddiasına itibar edilmemesine sitem bile not düşmedi Sünniliğin uluları. Aişe’den o görüşleri naklettiler, ama gereğini yapmadılar. Aişe demişti ki, “Recm ayeti ve yetişkinleri emzirme ayetleri yatağımın altındaydı. Peygamber vefat ettiğinde biz onun vefatıyla meşgul olurken keçi girdi ve onu yedi.” (İbn Hazm, 2003: 12/177, İbn Mace 1944). Aişe’nin “yetişkinleri emzirme” ile ilgili ayetler olduğu ama mevcut mushafa alınmadığı iddiası da şu: Peygamber’in eşi Ümmü Seleme, Peygamber’in vefatından sonra diğer eş Aişe'ye kızmış: “Benim yanıma gelmesinden hoşlanmayacağım delikanlılar senin yanına giriyor.” Aişe cevap vermiş: “Ebu Huzeyfe'nin karısı Allah Rasülü'ne, [azatlı hizmetlisi] Salim'in yanına geldiğini, ama onun artık bir adam olduğunu ve [kocası] Ebu Huzeyfe'nin bundan hoşlanmadığını söylemişti. Bunun üzerine Allah Rasülü dedi ki: Emzir onu. Böylece yanına girebilir.” (Müslim 1453-29, Ebu Nuaym el-İsfehani, 1996: 4/127, hadis 3405). Aişe’nin yetişkin erkeği emzirerek süt çocuk yapma iddiası karşısında Sünniliğin elitleri, hamilelik geçirmeyen sütsüz kadının nasıl emzireceği sorusunu sorabilirdi, sormamışlar. Bunun yerine kaç kez emerse geçerli olacağını tartışmışlar. Üç kere, beş kere vs. Ayrı zamanlarda da değil, oturup bir defada. Bazı âlimler “yetişkin erkeğin emzirilmesi”nin acaipliğinin farkında tabii ki. Ama Aişe’den gelen rivayetleri reddetmek onu suçlamak anlamına geleceğinden bunun yerine yumuşak geçişli çözümler bulmuşlar. Mesela İbn Hümam, Aişe rivayetinin bir versiyonunu hatırlattıktan (Şerhu Fethi'l-Kadir, 2003: 3/421) sonra “İlk iki yıl dışında emzirme yoktur”, “Kemikler sağlamlaştığında emzirme yoktur”, “Emzirme, açlığı gidermek için yapılandır” gibi hadislerle yürürlükten kaldırıldığını (nesih) söylemiş. Ama ortaya attığı nesih teorisini dayandırdığı herhangi bir delil göstermemiş. Tamamen kendi varsayımı. İmam Malik de İbn Ömer'in azatlısı Nafi aracılığıyla İbn Ömer'in otoritesini Aişe’nin karşısına çıkararak tartışmaya katılmış: “Küçükken olan dışında emzirme yoktur. Büyükler için emzirme sözkonusu değildir.” (Muvatta, 1985: 603, hadis 6, dijital nüsha). Aişe'nin hiçbir iddiası ve tanıklığı kabul edilmediği halde sonraki Müslümanlar, İslam tarihini onun rivayetleriyle yazdı. Mekke dönemine ait hikayelerin tamamı Aişe kaynaklı. Peygamber'in vahiy kesilince intihara kalkıştığı, onunla 6 yaşında evlendiği ve 9 yaşında cinsel ilişkiye girdiği, Peygamber'e büyü yapıldığı ve ne dediğini bilemez hale geldiği, Aişe'ye zina iftirası atıldığı ve Peygamber'in de buna inandığı, bunun üzerine ayetle Allah tarafından azarlandığı vs. ne kadar tuhaf ve Peygamber'i kötü gösteren rivayet varsa hepsinin tek kaynağı Aişe. Bu rivayetlerle yazılmış İslam tarihleri resmi İslam tarihi olarak okunuyor Müslümanlar tarafından ve çocuklara öğretiliyor. 🧵

Published: April 25, 2026 19:34

İLK NESİL, KUR'AN TOPLANIRKEN AİŞE'NİN ŞAHİTLİĞİNİ KABUL ETMEMİŞ AMA SONRAKİ MÜSLÜMANLAR İSLAM TARİHİNİ AİŞE'NİN RİVAYETLERİYLE YAZDI! 🧵 Kur’an’ı kitaplaştırma çalışmasında kadınlardan ayet alınmadığını veya herhangi bir ayete şahitliklerinin kabul…

Dümdüz deli. Ama bu, Filistinizmin kültürü. Türkiye'de de Filistinizmin istisnasız tüm mensupları sadece küfrediyor, hakaret ediyor, bağırıyor, meczup histerik çığlıklar atıyor. Hepsi aynı. Kullanmadıkları tek şey akılları, şuurları, muhakemeleri. Belki de olmadığı için kullanamıyorlar. Olsa dükkan bizim sanırım.

Published: April 25, 2026 17:40

Dümdüz deli. Ama bu, Filistinizmin kültürü. Türkiye'de de Filistinizmin istisnasız tüm mensupları sadece küfrediyor, hakaret ediyor, bağırıyor, meczup histerik çığlıklar atıyor. Hepsi aynı. Kullanmadıkları tek şey akılları, şuurları, muhakemeleri. Belki…

Milis sorunu sadece Irak'ta, Suriye'de, İran'da değil, İsrail'de de ciddi problem. Demokratik düzenin kurdu. Kemirir bitirir. Kuralsız davranışlarıyla hükümeti güç durumda bırakanlar bunlar. "Biz ordunun üstündeyiz" diyorlar, gülerek. - Siz ordu musunuz? (Orduya mı bağlısınız?) - (Gülerek) "Biz ordunun üzerindeyiz. - Ordunun üzerinde misiniz? - Evet. - "Ordunun üzerinde misiniz? - (Gülmeye devam ederek) Evet, ordunun üstündeyiz.

Published: April 25, 2026 17:27

Milis sorunu sadece Irak'ta, Suriye'de, İran'da değil, İsrail'de de ciddi problem. Demokratik düzenin kurdu. Kemirir bitirir. Kuralsız davranışlarıyla hükümeti güç durumda bırakanlar bunlar. "Biz ordunun üstündeyiz" diyorlar, gülerek. - Siz ordu…

Muhtemelen çok genç yaşta biri. Kendine saygıyı temel alan kültürel ortamlarda bulunma fırsatı olmadığı için şöyle şeyler yapıp gevrek gevrek sırıtmayı marifet ve maharet sanıyor. Çünkü içinde bulunduğu çevrede böyle davranışlar takdir görüyor. Ben de yetmişine doğru yol alan biri olarak üzülüyorum haliyle. Bu çocukların özsaygı bunalımını nasıl halledeceğiz, şu işe yaramazlıktan münbit ve verimli zekaları nasıl çıkartacağız. Düşün taşın çözümü yok. Kalabalıktan ve kelle sayısından ibaret, cahil, görgüsüz, nezaketsiz, kayıp nesil. Yazık tabii ki.

Published: April 25, 2026 17:21

Muhtemelen çok genç yaşta biri. Kendine saygıyı temel alan kültürel ortamlarda bulunma fırsatı olmadığı için şöyle şeyler yapıp gevrek gevrek sırıtmayı marifet ve maharet sanıyor. Çünkü içinde bulunduğu çevrede böyle davranışlar takdir görüyor. Ben de…

R to @Kenancamurcu: ⬆️ Sumud'a katılan Batılılar ve Araplar, mevzunun yardım olmadığını biliyordu. Hamas'ın halkla ilişkiler eylemi olduğundan haberdardılar. Dünyaya yalan söylediler yani. Elebaşlar bu işi, Hamas'ın kontrol ettiği yıllık 30 milyar dolar para trafiğinden payla yaptı. Türkiye'deki Filistinizm en şuursuzu. Dünyadan haberi yok. Telefonların denize atılacağı söylendiğinde hiç düşünmeden attılar. İnsan şüphelenir. Neden telefonları denize atıyorlar değil mi? Sumud liderleri öyle talimat verdi. AP üyesi dahil hepsi, İsrail askerleri teknelere çıktığında telefonları denize attı. Çünkü eylem, paravan şirket üzerinden Hamas'a aitti ve bağlantıyı gizlemek zorundalardı. Türkiye heyeti telefonlarını denize neden attıklarını kendilerine söylenen sebeple açıkladı. "Güvenlik sebebiyle." "Güvenlik sebebiyle" ne demek? Telefonu atınca güvenlik nasıl sağlanmış oldu? Hiçbir şeyi sorgulama yetenekleri yok. Hamasçılar ve Batıllar kurnaz ve akıllı. Ne yaptıklarını iyi biliyorlar. Filonun elebaşları, Sumud eylemini Hamas düzenlediği için irtibat ortaya çıkmasın diye yaptı bunu. Suçu müşterek hale getirip kamufle oldular. Türkiye'den katılan milletvekilleri, tutturdu "bir irade bizi engelliyor." Kim engelleyecekti ki? Limanda bekleyip ağlak mağduriyet edebiyatıyla firar fırsatını kaçırmak istemiyorlardı galiba. Yoksa herkes bilir, Sidi Bu-Said limanından 22 km sonra Tunus karasuları sona eriyor. 30 dk. Bir tekneyle oraya gidip Sumud filosunda gemiye binerlerdi, kim karışacak, kim engelleyecek. Anlattıkları "görünmez el" menkıbesi AK Parti'yi ima ettiği için muktedir havzanın hoşuna gitmeyince, Sumud'dan tüyen firari vekillerin eline başka bir hikaye tutuşturdular: "İsrail rehin alacaktı" Onların da arayıp bulamayacakları gerekçe elbette. Devlet onaylı hem de. Filistin endüstrisinin halleri. Hamas, filoda ölüme yolaçıp küresel tepki yaratma planıyla Sumud'u yola çıkardı. Can kaybı olmadan Sumud macerası sona erdi. Gazze'de sivilleri canlı kalkan yapıp ölmelerine yol açan ve benzer senaryoyu filoda tekrarlamak isteyen Hamas'ın oyunu bozuldu. İsrail askerlerine teslim olan Sumudçular, Hamas eylemine katılmış olsalar da trajik bir sonuç doğmasına yardımcı olmadılar.

Published: April 25, 2026 17:14

⬆️ Sumud'a katılan Batılılar ve Araplar, mevzunun yardım olmadığını biliyordu. Hamas'ın halkla ilişkiler eylemi olduğundan haberdardılar. Dünyaya yalan söylediler yani. Elebaşlar bu işi, Hamas'ın kontrol ettiği yıllık 30 milyar dolar para trafiğinden payla…

R to @Kenancamurcu: ⬆️ Sumud'a katılmış herkes İsrail'in zarar vermeyeceğini, tutuklayıp serbest bırakacağını bilerek yola çıktı. Bakmayın o "canım feda" edebiyatına. Öyle bir şey olmayacağından adları kadar emindiler. Bu gösteriyle kendi ülkelerinde iyi bir tanıtım fırsatı vardı, değerlendirdiler. Sumud'un "hakla batılı ayırt ettiği"ni söyledi İslamcılar. Hakla batılı ayıran mihenk olacakları gemideki LGBT'lerin aklının ucundan geçmemiştir. Hele twerkçü İspanyol kız, salladığı popoyla batılı ifşa etmenin gururunu Filistin davasına armağan etti. Sumud'un tanınmasında küresel etkisi oldu yaptığı twerkün. Bağışlarda patlama yaşandı. Greta'yı vicdan simgesi saymak aşikar alıklık. "Duygusal" gerekçe olmasa dönüp bakmaz Filistin işine. Fotoğrafta yanında durduğu adam, Hamas'a bağışları yöneten Muhammed Hannun. İtalyanlar kara paradan tutukladı onu. 8 milyon Euroluk hesabına el koydular.➡️

Published: April 25, 2026 17:14

⬆️ Sumud'a katılmış herkes İsrail'in zarar vermeyeceğini, tutuklayıp serbest bırakacağını bilerek yola çıktı. Bakmayın o "canım feda" edebiyatına. Öyle bir şey olmayacağından adları kadar emindiler. Bu gösteriyle kendi ülkelerinde iyi bir tanıtım fırsatı…

R to @Kenancamurcu: ⬆️ Mavi Marmara kumbaraya dönüşerek macerasını noktalamıştı. Olan, gemi ölümün üstüne sürüldüğünde organizatör garantici uyanıklar gibi köşelere sinmeyen samimi insanlara oldu. Sumud'un makete dönüşmesi daha hızlı gerçekleşti. Kumbara ya da başka bir endüstriyel amaca tahvilinde sürpriz yok. Filistin endüstrisinin varlık sebebi hesap kitap işi zaten. Tunuslu yetkililer, Global Sumud filosuna katılmış bazı kişileri kara para aklama, dolandırıcılık ve fonları kötüye kullanma suçlarından tutukladı ülkeye döndüklerinde. Tutuklananlar Vail Nur, eşi Cevahir Çanna ve Nebil Çennufi. AK Parti iktidarı, seçmen konsolidasyonu hatırına şimdilik böyle vakalara bakmıyor. Ama elde hazır dosyalar bulunduğundan emin olabiliriz. Bu oy grubuna ihtiyacı kalmadığı an manşetlerde göreceğiz vukuatları.➡️

Published: April 25, 2026 17:14

⬆️ Mavi Marmara kumbaraya dönüşerek macerasını noktalamıştı. Olan, gemi ölümün üstüne sürüldüğünde organizatör garantici uyanıklar gibi köşelere sinmeyen samimi insanlara oldu. Sumud'un makete dönüşmesi daha hızlı gerçekleşti. Kumbara ya da başka bir…

R to @Kenancamurcu: 70'lerin sonlarında "Aşk Gemisi" adında eğlenceli bir dizi vardı. 18-19 yaşımdaydım, romantik tarafıma hitap ederdi, severdim. John Travolta - Olivia Newton-John'la "Grease" fırtınası zamanları. Neyse, anılarıma dalmayayım🙂, mevzuyu başka yere bağlayacağım, konu dağılmasın. Bizim İslamcılara kalsa, Gazze'ye denizden çıkarma yapıp İsrail'i haritadan silmeye demir almış Sumud Filosu'nu hatırlayacaksınız. Greta Tintin'in bindiği gemide tartışma çıktığı yayıldı sosyal medyada; yola çıktığı gemiden inmiş -bir rivayete göre atılmış-, başka gemiye binmiş falan, mesele anlaşılamamıştı. Açıklama da yapılmadı. Meğer kız meselesiymiş. Sumud eylemi vesilesiyle Sicilya'dayken donuyla denize girip eğlendiği çocuğu sevgili yapmış Greta. Hemşehrisiymiş. Fakat Brezilyalı Thiago Avila da Greta'ya yürüyormuş. Avila, filodaki bütün kızlarda şansını denediği için filodaki ünvanı "çapkın aktivist"miş. "Devrimci olduğum için beni yok etmek istiyorlar" falan demiş ama, aktivistler tebessüm etmiş sadece. Bir kez daha Sumud organizasyonu denildiğinde en çok Thiago Avila heyecanlanmıştır herhalde.🙂 Greta ve sevgilisi de bayılmış fikre. Yeni bir macera, tatil, eğlence, partilemeyi seviyorlar. En ciddi antisemitik, BM Filistin Özel Raportörü Francesca Albanese bu hallere uyuz oluyormuş. Demiş ki: "Dostlar kusura bakmayın ama dürüst olmalısınız. Oyunbozanlık yapmak istemem ama bir hareketin etkili olması gerekir. Gösteriş yapılmasına karşı değilim ama sadece performans sergilemek yetmez." Aşk Gemisi'ne Türkiye'den de katılmaya hevesli antisemit radikaller var. Motivasyonları Greta partilemesi mi, "çapkın aktivist" Avila stili mi bilmiyoruz. Fakat kesin bildiğimiz var: @fatihsahinturks "Sumud Pazarlama AŞ yönetim kurulu başkanı" demiş. Saç baş yaptırıp o konferans senin bu miting benim turne yapanları kastederek. Şurada malumatı: https://x.com/fatihsahinturks/status/2048026008725471358 Sumud meselesinden bahsedelim mi biraz? Hadi bahsedelim.➡️ https://nypost.com/2026/04/25/world-news/greta-thunberg-and-beau-skip-gaza-flotilla-amid-sexual-misconduct-allegations/?utm_campaign=nypost&utm_medium=social&utm_source=twitter

Published: April 25, 2026 17:14

70'lerin sonlarında "Aşk Gemisi" adında eğlenceli bir dizi vardı. 18-19 yaşımdaydım, romantik tarafıma hitap ederdi, severdim. John Travolta - Olivia Newton-John'la "Grease" fırtınası zamanları. Neyse, anılarıma dalmayayım🙂, mevzuyu başka yere…

R to @Kenancamurcu: İKİNCİ YÜZYILDAN KALMA "MUVATTA" TAM METİN ELİMİZDE AMA 12. YÜZYILA KADAR TAM METİN KUR'AN YOK! NASIL YANİ?! 🧵 Peygamberin ayak izi, sakalından bir kıl vs. olduğu iddia edilen -hepsi uydurma ve sahte- “kutsal emanetler”i bin bilmem kaç sene sakladığıyla övünen Müslüman ümmet, şu an elde mevcut olan Kur’an’ı o kadar sene saklayamamış. 🚨 Kütüphanelerde Peygamber’in vefatından 80-100 sene sonrasından kalma tam metin halinde kitaplar var. Mesela Hemmam b. Münebbih’in (ö. 101/719) Risale'si (Sahife), Ma'mer b. Raşid'in (ö. 153/770) Cami'i, İmam Malik’in (ö. 179/795) Muvatta’sı, Vakidi’nin (v. 207/823) Megazi’si vs. Ama bu tarihlerden kalma tam metin bir Kur’an yok. Bu nasıl olabilir? 10. yüzyıldan kalma Kur’an mushafları bile tam değil. Büyük bölümü eksik. ➡️ Şu an dünyada, sadece üzerine yazıldığı materyal Peygamber zamanına tarihlenebilen Birmingham’daki ayet yazılı 4 yapraktan başka bir şey yok. Bu sayfaların muhafazasını da Hristiyan Cadbury ailesine borçlu Müslümanlar. Bu sayfalardaki ayetlerin bugünkü mushafla eşleşmesinden eldeki mushafın tamamının Peygamber zamanından kalma olduğu sonucunu çıkarıyorlar. Akıl yürütme, varsayım, tahmin yani. ❌ Yaşayan Müslümanlığın iddiası, Kur’an zaten ezbere biliniyordu, yazmaya gerek görülmedi, yazıya geçirilmemiş olması da bir eksiklik değil. Acaba öyle mi? ✅ Öyleyse Halife Ebu Bekir döneminde başlayıp Ömer döneminde alevlenen kayda geçme ve kitaplaştırma telaşı neydi? Osman döneminde farklı okunduğu gerekçesiyle Kur’an’ı en iyi bilen âlim sahabelerin elinden zorla mushaflarını alıp cayır cayır yakmadılar mı? ✅ Madem Kur’an zaten ezbere biliniyordu ve hiç sorun yoktu, Ebu Bekir’in kızı Aişe neden şöyle dedi: “Ahzab suresi Peygamber zamanında 200 ayetti. Kur'an yazılırken şu anki miktar dışında ayet kayboldu.” 👇 Rivayeti nakleden Kurtubi, “nesih meselesi” diyor. (Kurtubi, el-Cami li-Ahkami’l-Kur’an, 2019: 7/85). Yani iddiaya göre 127 ayet neshedilmiş (iptal edilmiş). İyi de bununla ilgili bilgi, delil, dayanak, hiçbir şey yok. Ne desin tabii ki, “olsa olsa nesihtir” demekten başka çaresi var mı? Müslümanlar Aişe’nin lafı karşısında dillerini yutmuş gibi. Tek kelime etmiyorlar. Ne tekzip ne teyit, sıfır tepki. Ölü numarası yapıyorlar. 🧵

Published: April 25, 2026 14:33

İKİNCİ YÜZYILDAN KALMA "MUVATTA" TAM METİN ELİMİZDE AMA 12. YÜZYILA KADAR TAM METİN KUR'AN YOK! NASIL YANİ?! 🧵 Peygamberin ayak izi, sakalından bir kıl vs. olduğu iddia edilen -hepsi uydurma ve sahte- “kutsal emanetler”i bin bilmem kaç sene sakladığıyla…

Akıl yürütme güzel. Yok olan var'ı var edemez. Var olan yok'u var edebilir. Tablo varsa ressam vardır. Bu da tamam. Fakat Tanrının varlığını kanıtlayan ve keyifle koltuğa yaslanan dindarların zafer duygusu biraz fazla aceleci. Kolay kısmının kanıtlama olduğu, asıl zorluğun bundan sonra başladığının farkında değiller. Ya da zorluğun farkındalar da cevapları olmadığı için görmezden geliyorlar. Asıl zorluk şu: Tabloyu yapan ressam, yaptıktan sonra kenara mı çekildi, nerede, ne yapıyor? Çünkü kendisi ne kadar kusursuz olsa da yaptığı tabloda kusurlar var. Öyle ağacın yaprağındaki, bal arısının peteğindeki veya doğanın başka canlılarındaki kusursuzluğu göstererek tablonun kusursuz olduğu kanıtlanmaz. Tabloda insan da var ve dindarların inancına göre ressamın şaheseri o. Lakin o şaheserin yapıp ettikleri de tablonun en büyük kusuru, tabloyu berbat ediyor ama ressam buna müdahale etmiyor. Kusursuz ressam, kusurlu tabloya neden müdahale etmiyor? Yarattığı kusursuz eser kusurlarla doluyorken o nerede? Epstein küçük kızları kaçırıp seks kölesi yaptığında bu iğrençliğin faillerini öldükten sonra cehennemde cayır cayır cayır yakacak olmasının işkenceyi yaşayan çocuklara faydası ne? Ödülünü almak için ölmeyi bekleyene kadar seneler geçecek ve o seneler cehennem olacak onlara. Bu yüzden yaratıcıya da onun dinine de isyan edecek, saydırıp sövecekler ve öldükten sonra yine cehenneme gidecekler. Hatta isyan etmeseler bile müslüman olmazlarsa yine cehenneme gidecekler. Ne anladım ben bu işten? Hani tablo kusursuzdu. Yoksa yanlış yerden mi bakıyor dindarlar. Yaratıcı onların tahmin ettiği gibi bir şey değil mi acaba? Hayat, din, inanç, ölüm, ölüm sonrası konusunda her şeyi yanlış biliyor olabilirler mi? Olabilirler: https://x.com/Kenancamurcu/status/2045163986337816707

Published: April 25, 2026 12:48

Akıl yürütme güzel. Yok olan var'ı var edemez. Var olan yok'u var edebilir. Tablo varsa ressam vardır. Bu da tamam. Fakat Tanrının varlığını kanıtlayan ve keyifle koltuğa yaslanan dindarların zafer duygusu biraz fazla aceleci. Kolay kısmının kanıtlama…

İnsan ne söylendiğini okumadan nasıl cevap verebilir? Çünkü cehalet böyle bir şeydir. Cahil, ne söylendiğiyle ilgili değildir, politik kimliği olan müslümanlık namına mücadele etmeli ve bir şey söylemelidir. Söylediğinin ilmi değeri olup olmaması da önemli değil, çünkü ortada savunulması gereken politik bir kimlik var. Türkçe mealde gördüğü ayeti veya AI aracına sorup aldığı cevabı kopyala yapıştır koymuş. Halbuki bu ayet ve başkaları metinde geçiyor, üstelik onun adını bile işitmediği klasik kaynaklardan değerlendirme aktararak. Türkiye'deki dindarlık umutsuz vaka. İslam kelamında şart koşulan tahkiki imandan eser yok. Bâtıl ve geçersiz taklidi imanla edinilmiş tuhaf bir inanç için mücadele eden cahil güruh.

Published: April 25, 2026 10:56

İnsan ne söylendiğini okumadan nasıl cevap verebilir? Çünkü cehalet böyle bir şeydir. Cahil, ne söylendiğiyle ilgili değildir, politik kimliği olan müslümanlık namına mücadele etmeli ve bir şey söylemelidir. Söylediğinin ilmi değeri olup olmaması da önemli…

Mantık ve muhakemesi olan birisi, Kur'an ilimleri eğitimi bile gerekmeden birkaç soruyla iddiasının yanlış olduğunu anlar: Peygamber dahil, sahabeler o ayeti senin iddia ettiğin gibi anlasaydı bununla ilgili bir tane de olsa rivayet olurdu. Kur'an toplanırken hiç kimsenin aklına o ayet gelmedi mi? Kur'an'ın toplanmasını uzun uzun anlatan tefsirler, siyerler, tabakat kitaplarında o ayetten neden hiç bahsedilmiyor? Müslümanlığı öğrendiğiniz o alimler bunu düşünemedi de sizin mi aklınıza geliverdi? İlk defa siz mi gördünüz o ayeti? Madem Allah Kur'an'ı bizzat kendisi koruyor, neden "Yemame savaşında hafızlar öldü, Kur'an kaybolacak hemen kayda geçelim" diye telaşa düştü ilk nesil? Hangisi yalan, Yemame savaşı ve hafızların öldüğü tarih bilgisi mi, Allah'ın Kur'an'ı koruduğu iddiası mı? İkisi birden doğru olamaz. Hele Kur'an'ı toplama çabasını Allah'ın korumasına bağlamak hiç olacak iş değil. Kur'an ayetlerini toplayanlar bile böyle bir iddia ortaya atmamışken hem de. Madem Allah vahyi koruyor, daha önceki vahiylerini neden korumadı? Neden Allah'ın önceki vahiylerini muharref kabul ediyorsun? Bir beşer, Allah'ın vahyini bozmaya nasıl güç yetirebildi? (Kur'an'ın kendinden öncekileri tasdik ettiğini söyleyen Bakara 41, Maide 48 gibi ayetlere hiç girmeyeyim) *** Şimdi. Mekke ayeti olan "Zikri biz indirdik ve elbette biziz onu koruyacak olan da." (Hicr 9) ayetine gelince; Ayet, müşriklerin Peygamber'le dalga geçmesine cevap veriyor. Müşrikler diyordu ki: "Ey kendisine zikir indirilen. Sen gerçekten delisin." (Hicr 6). Fahru Razi, tefsirinde Ferra'dan naklediyor: "Buradaki zamir (lehu), Peygamber'i ifade ediyor. Bu durumda anlam şöyle olur: Şüphesiz Muhammed'i (düşmanlarından) koruyacak olan da biziz." "İbnü'l-Enbârî de bu yorumu destekliyor. Zira ayetin başında hem "indirme" fiili (inzâl) hem de "indirilen" (münzel-i aleyh / Peygamber) zikredildiği için zamirin Peygamber'e dönmesi dilbilgisi açısından uygundur." (Mefatihu'l-Gayb, 1981: 19/164)

Published: April 25, 2026 10:01

Mantık ve muhakemesi olan birisi, Kur'an ilimleri eğitimi bile gerekmeden birkaç soruyla iddiasının yanlış olduğunu anlar: Peygamber dahil, sahabeler o ayeti senin iddia ettiğin gibi anlasaydı bununla ilgili bir tane de olsa rivayet olurdu. Kur'an…

R to @Kenancamurcu: PEYGAMBER BİLE AYET UNUTMUŞSA BÜTÜN AYETLERİ HATIRLAYAN HAFIZ TAKİPÇİSİ OLMASI MANTIKLI MI? 🧵 Popüler iddiaya göre "Ebu Bekir" lakaplı Abdullah b. Ebi Kuhafe'nin halifeliği döneminde Yemame savaşında (632) 70, 300, hatta 700 hafız ölünce Kur'an ayetlerini bir mushafta toplamaya karar vermişler. (Buhari, Vakıdi, İbnu'l-Esir). 📌 Bu bilginin kanıtlanacağı hiçbir dayanak yok. Yemame savaşında öldüğü iddia edilen hafızların kim olduğu bilinmiyor. Bir tek isim bile zikredilmemiş. Bu iddia belki en hafifi. Çok daha tuhafı var. Müslümanlık, Peygamber'in, Kur'an'ın tamamını ezbere bilmediğine inanıyor. 💥 Aişe'nin anlattığına göre, Peygamber, geceleyin Kur'an okuyan birini işitince, "Falan sureden düşürdüğüm filan ayetleri hatırlattı" demiş ve adama dua etmiş. 💥 Yani rivayetin iddiasına göre, Peygamber, falan surede öyle bir ayet olduğundan bile haberdar değil; adamın Kur'an okuyuşuyla ayetleri hatırlamasaydı o falan ayetler filan sureye giremeyecekti. Müslümanlıklar burada bir karar vermek zorunda: ➡️ Ya Peygamber’le ilgili bütün tuhaf rivayetlerin kaynağı Aişe’nin bu hadisi de Peygamber aleyhinde izlenim oluşturmak için uydurduğunu savunacaklar ve rivayete reddedecekler, ➡️ Ya da rivayeti sahih kabul ediyorlarsa Peygamber bile ayet unutmuşsa o dönemde bütün ayetleri hatırlayan hafızlar bulunduğu iddiasından vaz geçecekler. 🧵

Published: April 25, 2026 08:46

PEYGAMBER BİLE AYET UNUTMUŞSA BÜTÜN AYETLERİ HATIRLAYAN HAFIZ TAKİPÇİSİ OLMASI MANTIKLI MI? 🧵 Popüler iddiaya göre "Ebu Bekir" lakaplı Abdullah b. Ebi Kuhafe'nin halifeliği döneminde Yemame savaşında (632) 70, 300, hatta 700 hafız ölünce Kur'an ayetlerini…

KUR'AN HAFIZI VARDIYSA ÖMER ZAMANINDA KUR'AN TOPLANIRKEN NEREDEYDİLER? 🧵 Matbaada basılmış Kur'an mushafını ezberlemeye harcanan zaman, emek, para çok daha faydalı işlere sarfedilebilir. Hafızlık eğitimine harcanan toplam para bilinmiyor. Sadece Diyanet, yaklaşık 3 trilyona yakın bağış topluyor. Uydurma birkaç rivayete dayanarak hafızlık eğitimine milyarlarca TL para harcanıyor. Kur'an kurslarının müfredatında, matbaada basılan mushafı ezberleme ve güzel okuma dışında kayda değer eğitim yok. Dinde hiçbir anlamı olmayan bir âdetle çocukların en önemli 2 yılı heba oluyor. 📌 Hiç kimse sormuyor, Peygamber zamanında bugünkü gibi herkesin evinde bir mushaf olmadığı halde Kur'an'ın tamamını yüzlerce kişi nasıl ezberlemiş? 📌 Eğer iddia edildiği gibi Kur'an'ın tamamı ezberlendiyse bazıları uzun paragraflar olan 6 bin küsur ayetin ezberlenmesi sürecine ilişkin neden bir tane bile rivayet yok? ➡️ Kimden talim ettiler ve ezberlediler? ➡️ Ezber çalışmalarına kimler katıldı? ➡️ Ezber çalışması ne kadar sürdü? ➡️ Ezber talimini nerede yaptılar? Kur'an'ı ezberlemek önemli olsaydı Halife Ömer zamanında Kur'an oluşturulurken iki şahitle ayetleri toplamakla uğraşılır mıydı? Ezbere bilenler (hafızlar) okur ve kayda geçilirdi. Halife Ömer döneminde Kur'an toplanırken Medine'de nüfus 30 binin üstündeydi ama rivayetlere göre iki şahitle ayet getirenlerin sayısı bir avuç. Bir tane bile Kur'an hafızı yok. 🧵

Published: April 25, 2026 08:13

KUR'AN HAFIZI VARDIYSA ÖMER ZAMANINDA KUR'AN TOPLANIRKEN NEREDEYDİLER? 🧵 Matbaada basılmış Kur'an mushafını ezberlemeye harcanan zaman, emek, para çok daha faydalı işlere sarfedilebilir. Hafızlık eğitimine harcanan toplam para bilinmiyor. Sadece…

İran devriminin önde gelen isimlerinden Ebulfazl Kadyani, tutuklu bulunduğu Evin Cezaevi'nden İran halkına mektup yayınlamış: "Savaşın sorumlusu İslam Cumhuriyeti rejiminin liderleridir. İran'ın tamamen yok olmasını önlemenin tek yolu, rejim değişikliği için referandum düzenlenmesi ve halkın önünden çekilmeleridir." Kadyani, Hamenei'ye hitaben açık mektup yayınlamış ve bu mektup hapse atılmasına neden olmuştu. Mektupta diyordu ki: "Devrim için canımızı, malımızı, özgürlüğümüzü verdik, sen 30 sene saltanat süresin diye mi?" Ebulfazl Kadyani, Hamenei, henüz Meşhed'de kendi kasabasında yerel bir vaizken 1979 devriminin öncü isimlerindendi ve Pehlevi monarşisinin yıkılmasından sonra kurulan cumhuriyette önemli görevler üstlenmişti.

Published: April 24, 2026 20:25

İran devriminin önde gelen isimlerinden Ebulfazl Kadyani, tutuklu bulunduğu Evin Cezaevi'nden İran halkına mektup yayınlamış: "Savaşın sorumlusu İslam Cumhuriyeti rejiminin liderleridir. İran'ın tamamen yok olmasını önlemenin tek yolu, rejim değişikliği…

R to @Kenancamurcu: İran'da Devrim Muhafızları komutanlarının yönettiği rejimde kimin kalıp kimin gideceğine doğal olarak onlar karar veriyor. En son Galibaf'ı tasfiye ettiler. Tam da tasfiye edildiği anda Galibaf kendisiyle ilgili menkıbeleri anlattırmaya başlamış. Daha önce hiç bahsi geçmeyen öyküye göre Galibaf, 40 gün içinde iki kez "şehadetin sınırına kadar" gelmiş. Bulunduğu veya toplantı yaptığı yerler iki kez bombalanmış. O ve birlikte olduğu insanlar enkaz altında saatlerce mahsur kalmışlar. Hikayeyi anlatan kişi diyor ki: "Hayatını tam bir samimiyetle ortaya koydu; öyle ki yarın sabah hayatta olup olmayacağını bile bilmeden hareket eden biri." İki ihtimal var: Ya tasfiye edilmekten kurtulmak için böyle dramalarla çıkış arıyor ve onu tasfiye eden Vahidi'ye meydan okuyor; yani o iki kez bombalanmış ve enkaz altında kalmışken Vahidi'nin başına ne geldi? Hiç. Ya da bu hikayeyi komutanlar anlattırıyor ve onu onurlandırarak tasfiye ediyorlar. Yani bir tür maaşına zam işine son durumu.

Published: April 24, 2026 20:12

İran'da Devrim Muhafızları komutanlarının yönettiği rejimde kimin kalıp kimin gideceğine doğal olarak onlar karar veriyor. En son Galibaf'ı tasfiye ettiler. Tam da tasfiye edildiği anda Galibaf kendisiyle ilgili menkıbeleri anlattırmaya başlamış. Daha…

Amerika'nın İran'a karşı "ekonomik öfke" savaşı seviye atlamış. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, rejim yetkilileriyle bağlantılı 344 milyon dolar değerindeki İran kripto varlığını dondurmuş. Aragçi, Devrim Muhafızları'na, bloke edilmiş İran parasının serbest bırakılacağını müjdelerken liman ablukasına bir ekonomik abluka eklendi. Rejimin kaymak tabakası hızlandırılmış bir şekilde varlıklarını ülke dışına kaçırıyorken Bessent’in bu hamlesiyle ağır bir baskın yemiş oldu. Bessent, Körfez ülkelerini, rejimin banka hesaplarını erişime açmaya ikna etmiş demek ki. Bessent'in açıklaması şöyle: "Hazine Bakanlığı Yabancı Varlık Kontrol Ofisi (OFAC), İran ile bağlantılı birden fazla cüzdana yaptırım uyguluyor; bu da 344 milyon dolarlık kripto paranın dondurulmasıyla sonuçlandı." "Tahran'ın çaresizce ülke dışına çıkarmaya çalıştığı parayı takip edecek ve rejime bağlı tüm finansal can damarlarını hedef alacağız." "İranlıların yaptığı ve ÖLÜMCÜL sonuçlar doğurabilecek hata, [Körfez] KOMŞULARINI bombalamaktı." "Bu komşular, artık fonlar konusunda çok daha şeffaf olmaya veya kendi bankacılık sistemlerinde tutulan fonları araştırmada çok daha derinlemesine inceleme yapmaya istekliler."

Published: April 24, 2026 19:53

Amerika'nın İran'a karşı "ekonomik öfke" savaşı seviye atlamış. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, rejim yetkilileriyle bağlantılı 344 milyon dolar değerindeki İran kripto varlığını dondurmuş. Aragçi, Devrim Muhafızları'na, bloke edilmiş İran parasının…

Müslümanlık, Tanrının varlığına inanmayı vekaleten hale getirmiş. Başkalarına tecelli ettiği varsayımı kanıt olarak yeterli görülüyor. Sanki şehrin filan yerinde bir trafik kazası olmuş, kazaya tanık olanların şahitliği veya oradan alınmış görseller şehrin başka yerlerindekiler de için de kanıt olmak için yeterli. Tanrı böyle bir şey mi? Bu kadar zayıf bir kanıtla evreni, hayatı, her şeyi var etme gibi akıl almaz bir iş yapmış Tanrı'ya inanmak makul gözüküyor mu? Tanrı, bütün insanlara tek tek kendini göstermeli. Herkes tek tek tanık olmalı. Ancak böyle olursa onun adı inanç olur. İslam kelamında "tahkiki iman" denilen budur. Bunun dışındaki bir inanma yöntemi reddedilir.

Published: April 24, 2026 19:11

Müslümanlık, Tanrının varlığına inanmayı vekaleten hale getirmiş. Başkalarına tecelli ettiği varsayımı kanıt olarak yeterli görülüyor. Sanki şehrin filan yerinde bir trafik kazası olmuş, kazaya tanık olanların şahitliği veya oradan alınmış görseller şehrin…

Savaşın yeni dalgasında bambaşka durumlara tanık olabiliriz. İran devlet televizyonu, şimdilik adı "Fars Körfezi" olan denizin kıyısındaki Müslüman ülkelerdeki stratejik hedeflerin listesini yayınlamış. Savaşın yeniden başlaması durumunda buraları hedef alacağını iddia ediyor. Körfez devletlerinin âkil insanları bu liste içinde İsrail’e ait 6 açık deniz gaz platformunun, Hayfa rafinerilerinin, Yafa’daki elektrik santrallerinin bulunmadığını hatırlatıyor. Yani İran rejimi, Körfez'deki halklara saldıracak. Araplar da hükümetlerine ve kendi içlerindeki İran lehine savaş karşıtlığı yapanları uyarıyor: "Düşmanınızı iyi tanıyın ve bazı ahmak akademisyenlerin romantizmini bir kenara bırakın."

Published: April 24, 2026 16:16

Savaşın yeni dalgasında bambaşka durumlara tanık olabiliriz. İran devlet televizyonu, şimdilik adı "Fars Körfezi" olan denizin kıyısındaki Müslüman ülkelerdeki stratejik hedeflerin listesini yayınlamış. Savaşın yeniden başlaması durumunda buraları hedef…

R to @Kenancamurcu: İBRAHİM MEKKE'YE GİTMEDİ, KA'BEYİ YAPMADI - 2 ✨ İbrahim 37'de de "غَيْرِ ذِي زَرْعٍ" (gayri zi zer') ifadesine Türkçe'de "ekin bitmeyen vadi" manası verilmiş. Halbuki "ekin bitmeyen vadi" manası için "ذِي زَرْعٍ" (zi zer') denmesine gerek yok. "غَيْرِ زَرْعٍ" (gayre zer') denmesi yeterliydi. Bunun yerine "ذِي زَرْعٍ" denmişse biraz durmak ve incelemek gerekirdi. Yapmamışlar. Çünkü temel motivasyon İbrahim'i Mekke'ye getirmek olduğu için ifadeye ekinsiz, çöl, çorak yer falan demek zorundalar. Ama öyle değil. "ذِي زَرْعٍ"in denildiğine göre farklı bir anlam ve vurgu var demektir. Nedir o anlam? Literal tercümeyle "ekin sahibi olmayan" demek. Yani tarım alanı olmayan arazi. Yani ehlileştirilmiş toprak ve tarım yapılmamış bir yer o vadi. Ziraat, doğaya insan eliyle müdahale demek. İbrahim Mezopotamya'dan geliyor. Toprağın ehlileştirildiği ve tarım yapılan yerden. Fakat şimdi gittiği o "bereketli yer"de tarım arazisi yok. Yerleşik ve uygar hayat tarzından el değmemiş ortama giden birinin şaşkınlığı onunki. Ayrıca orası çorak, çöl, bitkisiz bir yer olsa ayetlerde "bereketli yer" denir mi? ✨ İbrahim 37'de bir de "neslimden bir kısmı (مِنْ ذُرِّيَّت۪ي)" ifadesinin yarattığı sorun var. İbrahim, neslinden bir kısımını oraya nasıl yerleştirdi? O sırada nesli yok ki. İbrahim'in Mekke'ye gidip İsmail'le birlikte Ka'be'yi inşa ettiğini öne süren teoriyi korumak için tefsirlerde "İsmail'i ve çocuklarını kastediyor" diyerek geçiştirmişler. Yani geçmiş zaman kipiyle "yerleştirdim" derken İbrahim aslında geleceği kastediyormuş. Fazlasıyla zorlama elbette. Bir de "Beyt-i Muharrem" var ki, işin en zor kısmı. Ayetteki ifade şu: "Rabbim, senin muharrem beytinin yanındaki ziraat yapılmamış vadiye yerleştirdim neslimden bir kısmını." Diyanet meali ve onun gibi çevirenler "Beyt-i Harem (Kabe) demiş ve kestirip atmış. "Harem" değil, "muharrem" ikisi aynı şey deği. Harem somut mekan, sınırları belli ve giriş kısıtları olan alan. İsim. Muharrem ise soyut ve sıfat. Dokunulmaz, saygın, arındırılmış manasında. Bu nedenle tamlama yapılırken "beytike'l-harem" denmez mesela. Muharrem sıfat olduğu için "beytike'l-muharrem" denmiş. İbrahim Ka'be'yi yaptıysa ayetteki "senin evinin yanındaki vadi..." ne demek oluyor? Okuyanlar görmüştür, tefsirlerde orada İbrahim'den önce ev/yapı olduğu iddia ediliyor. Yani Ka'be'nin noktası İbrahim'den önce Allah tarafından tespit edilmiş bu varsayıma göre. O nedenle rivayetlerde Adem cenneten çıkarıldığında o noktaya indirilğiyle ilgili hikayeler var. Lugatlarda İbranice'deki "herem"in Tanrıya adanmışlığı ve insan mülkiyetine kapanık olmayı ifade ediyormuş. Arapça'daki "muharrem"in karşılığı yani. Tora'da Bereşit (Yaratılış) 28:17'de deniyor ki: "Yakup uyanınca, 'Besbelli Rab burada, ama ben farkına varmadım' diye düşündü. Korktu ve, 'Ne korkunç bir yer!' dedi, burası Tanrı'nın evinden (Bethel) başka bir yer olamaz; burası göklerin kapısıdır." İbrahim 37'deki "beytike'l-muharrem" bir yapıdan bahsetmiyor öyleyse. İbrahim ve ailesinin Kenan'daki (Şalem/Uruşalim/Yeruşalayim) yeni yaşam alanı burası.

Published: April 24, 2026 14:42

İBRAHİM MEKKE'YE GİTMEDİ, KA'BEYİ YAPMADI - 2 ✨ İbrahim 37'de de "غَيْرِ ذِي زَرْعٍ" (gayri zi zer') ifadesine Türkçe'de "ekin bitmeyen vadi" manası verilmiş. Halbuki "ekin bitmeyen vadi" manası için "ذِي زَرْعٍ" (zi zer') denmesine gerek yok. "غَيْرِ…

R to @Kenancamurcu: İBRAHİM MEKKE'YE GİTMEDİ, KA'BEYİ YAPMADI - 1 🔥 ⬆️ İbrahim'in Mekke'ye gitmediği ve Kabe'yi yapan kişi olmadığını Kur'an ayetlerinde açıkça görüyoruz. Konuyla ilgili olduğu varsayılan bazı ayetleri değerlendirmemiz isteniyor. Ara ara bunu yapalım öyleyse. Klasik kaynaklara bakarak ve geleneksel usülün mecrasında kalarak vardığım sonuçları aktaracağım. 🧬 İbrahim 37'ye bakalım mesela. 💡Arapça bilmedikleri ve araştıracak bilgi seviyesinde olmadıkları için sadece Türkçe meallerden yararlanabilenlerin acele sonuçlara varmamasını tavsiye etmekle başlayayım. 💡Türkçe meal, o anlamı veren kişinin yorumu netice itibariyle ve çoğunlukla meal sahipleri bilinen teoriye göre anlam veriyor ayetlere. Yani İbrahim'in bugünkü Irak bölgesinden bugünkü Mekke'ye gittiği ve orada Ka'be binasını inşa ettiği varsayımını esas alıyorlar. 📝 İbrahim 37'deki iki önemli detayı Diyanet meali şaşırtıcı biçimde doğruya en yakın tercüme etmiş. O detaylardan biri "neslimden bir kısmı (مِنْ ذُرِّيَّت۪ي)" cümlesi, ikincisi ise "ziraat yapılmayan vadi (بِوَادٍ غَيْرِ ذ۪ي زَرْعٍ)" tamlaması. ❌ Tabii ki İbrahim'in Mekke'ye gittiği ve Ka'be'yi inşa ettiği teorisi nedeniyle "بَيْتِكَ الْمُحَرَّمِۙ" tamlamasına "Beyt-i Harem'inin (Kâbe'nin)" demek zorunda kalmış. Ayete verilen meal şöyle: "Rabbimiz, neslimden bir kısmını senin Beyt-i Harem'inin (Kâbe'nin) yanında, ziraat yapılmayan bir vâdiye yerleştirdim" ✨ Meallerde "ekin" diye çevrilmiş ziraat (زَرْعٍ) kelimesinin önüne getirilen "ذِي" (zi / sahiplik) takısı, Zümer 28'de de kullanılmış. Keşşaf'ta bu karşılaştırma yapılıyor. (Zemahşeri, 1998: 3/385). "Kur'an'da hiç eğrilik olmadığı gibi orada da hiç ekin yoktu" diyor. Zümer 28'i mealler "Çarpıklığı olmayan Arapça Kur'an" (قُرْاٰنًا عَرَبِيًّا غَيْرَ ذ۪ي عِوَجٍ) diye tercüme ediyor. Ama böyle söylemek için "ذِي" (zi) ön ekine gerek yok. Kur'an'da çarpıklık örneği bulunmadığı söyleniyorsa doğrudan "غَيْرَعِوَجٍ" (gayre ivec) denilebilirdi. Demek ki bir nüans var ve farklı bir şey kastediliyor. O nüans şu: "Arapça bir okuma [söyleme] o, ontolojik olarak, potansiyel eğrilik bulunmayan." Yani algoritması buna müsait değil. Konuyu dağıtmayayım, ama anlaşılması için bir not düşmem lazım: Ayetteki "عِوَجٍ" (ivec) kelimesini Türkçe'ye "çarpıklık" olarak çevirmişler. Aslında "eğrilik" demek. Mısır'ın ünlü şarkıcısı Afaf Radi'nin (72) "İvece't-Takıyye" diye bir şarkısı var. Mısır Arapçasında "İvege't-Takıyye" diye söyleniyor. "Fesini yan yatırmış" demek. "Fesini yana yatırmış çocuk, gözlerini dikmiş bana" diye başlıyor şarkı.

Published: April 24, 2026 14:42

İBRAHİM MEKKE'YE GİTMEDİ, KA'BEYİ YAPMADI - 1 🔥 ⬆️ İbrahim'in Mekke'ye gitmediği ve Kabe'yi yapan kişi olmadığını Kur'an ayetlerinde açıkça görüyoruz. Konuyla ilgili olduğu varsayılan bazı ayetleri değerlendirmemiz isteniyor. Ara ara bunu yapalım…

R to @Kenancamurcu: İddia doğru çıktı, Devrim Muhafızları komuta kademesi Galibaf'ı görevden aldı. İstifa ettiği duyuruldu. Canını kurtardığına şükretmeli. Onu yok da edebilirlerdi. Galibaf'ın yerine ultra muhafazakar Said Celili gelecekmiş. Celeli, eldeki uranyum stokunun Amerikalılara verilmesine karşı çıkıyor. Çünkü en kısa sürede taşınabilir nükleer bomba yapmak ve örgütlere dağıtmak istiyorlar. Bu gelişme, savaşın yeni dalgasının çok daha sert geçeceğinin işareti. Bu kez Körfez devletleri de eli kolu bağlı füzelerin gelmesini beklemeyecektir.

Published: April 24, 2026 13:52

İddia doğru çıktı, Devrim Muhafızları komuta kademesi Galibaf'ı görevden aldı. İstifa ettiği duyuruldu. Canını kurtardığına şükretmeli. Onu yok da edebilirlerdi. Galibaf'ın yerine ultra muhafazakar Said Celili gelecekmiş. Celeli, eldeki uranyum stokunun…

Kabe'ye Peygamber'in bir kere bile el sürdüğünün vaki olmadığını, İslam'ın ilk neslinin böyle bir şey yapmadığını, Peygamber zamanında örtüsünün bile olmadığını İslam'ın klasik kaynaklarından aktarıyorum, şu zamane müslümanlarının yaptığının Peygamber'in uygulamasıyla hiç alakası olmadığını ikaz ediyorum, umurlarında değil. Yani Peygamber'e benzemiyor olmayı hiç dert etmiyorlar, İslam'la, Peygamber'le alakası olmayan şu karmaşayı ve saçma görüntüyü savunuyorlar. Neden? Çünkü gözümüzün önündeki müslümanlık bir inanç, din, maneviyat, terbiye ve disiplin değil. Politik ve ideolojik kimlik. Dinin ne söylediği o nedenle umurlarında değil. Din yasakladığı halde ideolojik ve politik kimliği korumak için küfür de hakaret de ederler, can da alırlar.

Published: April 24, 2026 13:46

Kabe'ye Peygamber'in bir kere bile el sürdüğünün vaki olmadığını, İslam'ın ilk neslinin böyle bir şey yapmadığını, Peygamber zamanında örtüsünün bile olmadığını İslam'ın klasik kaynaklarından aktarıyorum, şu zamane müslümanlarının yaptığının Peygamber'in…

Bu çocuklara seneler önce çok nasihat ettim. Gücün yanına yöresine sokulunca kendilerini tanrıcıklar sanmamalarını salık verdim. Dinlemediler. Hep "sen kimsin" havalarında oldular. Yahu tabii ki hiç kimseyim, lakin ülkücülük, islamcılık, kamuda görev, siyasetin en kıdemlileriyle oturup kalkma falan heybemde epey bir tecrübe var işte, oralardan biliyoruz, lafımızı dinleseydiniz, zarar etmezdiniz.

Published: April 24, 2026 13:33

Bu çocuklara seneler önce çok nasihat ettim. Gücün yanına yöresine sokulunca kendilerini tanrıcıklar sanmamalarını salık verdim. Dinlemediler. Hep "sen kimsin" havalarında oldular. Yahu tabii ki hiç kimseyim, lakin ülkücülük, islamcılık, kamuda görev,…

R to @Kenancamurcu: 🔥 ⬆️ İbrahim'in Mekke'ye gitmediği ve Kabe'yi yapan kişi olmadığını Kur'an ayetlerinde açıkça görüyoruz. Konuyla ilgili olduğu varsayılan bazı ayetleri değerlendirmemiz isteniyor. Ara ara bunu yapalım öyleyse. Klasik kaynaklara bakarak ve geleneksel usülün mecrasında kalarak vardığım sonuçları aktaracağım. 🧬 İbrahim 37'ye bakalım mesela. 💡Arapça bilmedikleri ve araştıracak bilgi seviyesinde olmadıkları için sadece Türkçe meallerden yararlanabilenlerin acele sonuçlara varmamasını tavsiye etmekle başlayayım. 💡Türkçe meal, o anlamı veren kişinin yorumu netice itibariyle ve çoğunlukla meal sahipleri bilinen teoriye göre anlam veriyor ayetlere. Yani İbrahim'in bugünkü Irak bölgesinden bugünkü Mekke'ye gittiği ve orada Ka'be binasını inşa ettiği varsayımını esas alıyorlar. 📝 İbrahim 37'deki iki önemli detayı Diyanet meali şaşırtıcı biçimde doğruya en yakın tercüme etmiş. O detaylardan biri "neslimden bir kısmı (مِنْ ذُرِّيَّت۪ي)" cümlesi, ikincisi ise "ziraat yapılmayan vadi (بِوَادٍ غَيْرِ ذ۪ي زَرْعٍ)" tamlaması. ❌ Tabii ki İbrahim'in Mekke'ye gittiği ve Ka'be'yi inşa ettiği teorisi nedeniyle "بَيْتِكَ الْمُحَرَّمِۙ" tamlamasına "Beyt-i Harem'inin (Kâbe'nin)" demek zorunda kalmış. Ayete verilen meal şöyle: "Rabbimiz, neslimden bir kısmını senin Beyt-i Harem'inin (Kâbe'nin) yanında, ziraat yapılmayan bir vâdiye yerleştirdim" ✨ Meallerde "ekin" diye çevrilmiş ziraat (زَرْعٍ) kelimesinin önüne getirilen "ذِي" (zi / sahiplik) takısı, Zümer 28'de de kullanılmış. Keşşaf'ta bu karşılaştırma yapılıyor. (Zemahşeri, 1998: 3/385). "Kur'an'da hiç eğrilik olmadığı gibi orada da hiç ekin yoktu" diyor. Zümer 28'i mealler "Çarpıklığı olmayan Arapça Kur'an" (قُرْاٰنًا عَرَبِيًّا غَيْرَ ذ۪ي عِوَجٍ) diye tercüme ediyor. Ama böyle söylemek için "ذِي" (zi) ön ekine gerek yok. Kur'an'da çarpıklık örneği bulunmadığı söyleniyorsa doğrudan "غَيْرَعِوَجٍ" (gayre ivec) denilebilirdi. Demek ki bir nüans var ve farklı bir şey kastediliyor. O nüans şu: "Arapça bir okuma [söyleme] o, ontolojik olarak, potansiyel eğrilik bulunmayan." Yani algoritması buna müsait değil. Konuyu dağıtmayayım, ama anlaşılması için bir not düşmem lazım: Ayetteki "عِوَجٍ" (ivec) kelimesini Türkçe'ye "çarpıklık" olarak çevirmişler. Aslında "eğrilik" demek. Mısır'ın ünlü şarkıcısı Afaf Radi'nin (72) "İvece't-Takıyye" diye bir şarkısı var. Mısır Arapçasında "İvege't-Takıyye" diye söyleniyor. "Fesini yan yatırmış" demek. "Fesini yana yatırmış çocuk, gözlerini dikmiş bana" diye başlıyor şarkı. ✨ İbrahim 37'de de "غَيْرِ ذِي زَرْعٍ" (gayri zi zer') ifadesine Türkçe'de "ekin bitmeyen vadi" manası verilmiş. Halbuki "ekin bitmeyen vadi" manası için "ذِي زَرْعٍ" (zi zer') denmesine gerek yok. "غَيْرِ زَرْعٍ" (gayre zer') denmesi yeterliydi. Bunun yerine "ذِي زَرْعٍ" denmişse biraz durmak ve incelemek gerekirdi. Yapmamışlar. Çünkü temel motivasyon İbrahim'i Mekke'ye getirmek olduğu için ifadeye ekinsiz, çöl, çorak yer falan demek zorundalar. Ama öyle değil. "ذِي زَرْعٍ"in denildiğine göre farklı bir anlam ve vurgu var demektir. Nedir o anlam? Literal tercümeyle "ekin sahibi olmayan" demek. Yani tarım alanı olmayan arazi. Yani ehlileştirilmiş toprak ve tarım yapılmamış bir yer o vadi. Ziraat, doğaya insan eliyle müdahale demek. İbrahim Mezopotamya'dan geliyor. Toprağın ehlileştirildiği ve tarım yapılan yerden. Fakat şimdi gittiği o "bereketli yer"de tarım arazisi yok. Yerleşik ve uygar hayat tarzından el değmemiş ortama giden birinin şaşkınlığı onunki. Ayrıca orası çorak, çöl, bitkisiz bir yer olsa ayetlerde "bereketli yer" denir mi? ✨ İbrahim 37'de bir de "neslimden bir kısmı (مِنْ ذُرِّيَّت۪ي)" ifadesinin yarattığı sorun var. İbrahim, neslinden bir kısımını oraya nasıl yerleştirdi? O sırada nesli yok ki. İbrahim'in Mekke'ye gidip İsmail'le birlikte Ka'be'yi inşa ettiğini öne süren teoriyi korumak için tefsirlerde "İsmail'i ve çocuklarını kastediyor" diyerek geçiştirmişler. Yani geçmiş zaman kipiyle "yerleştirdim" derken İbrahim aslında geleceği kastediyormuş. Fazlasıyla zorlama elbette. Bir de "Beyt-i Muharrem" var ki, işin en zor kısmı. Ayetteki ifade şu: "Rabbim, senin muharrem beytinin yanındaki ziraat yapılmamış vadiye yerleştirdim neslimden bir kısmını." Diyanet meali ve onun gibi çevirenler "Beyt-i Harem (Kabe) demiş ve kestirip atmış. "Harem" değil, "muharrem" ikisi aynı şey deği. Harem somut mekan, sınırları belli ve giriş kısıtları olan alan. İsim. Muharrem ise soyut ve sıfat. Dokunulmaz, saygın, arındırılmış manasında. Bu nedenle tamlama yapılırken "beytike'l-harem" denmez mesela. Muharrem sıfat olduğu için "beytike'l-muharrem" denmiş. İbrahim Ka'be'yi yaptıysa ayetteki "senin evinin yanındaki vadi..." ne demek oluyor? Okuyanlar görmüştür, tefsirlerde orada İbrahim'den önce ev/yapı olduğu iddia ediliyor. Yani Ka'be'nin noktası İbrahim'den önce Allah tarafından tespit edilmiş bu varsayıma göre. O nedenle rivayetlerde Adem cenneten çıkarıldığında o noktaya indirilğiyle ilgili hikayeler var. Lugatlarda İbranice'deki "herem"in Tanrıya adanmışlığı ve insan mülkiyetine kapanık olmayı ifade ediyormuş. Arapça'daki "muharrem"in karşılığı yani. Tora'da Bereşit (Yaratılış) 28:17'de deniyor ki: "Yakup uyanınca, 'Besbelli Rab burada, ama ben farkına varmadım' diye düşündü. Korktu ve, 'Ne korkunç bir yer!' dedi, burası Tanrı'nın evinden (Bethel) başka bir yer olamaz; burası göklerin kapısıdır." İbrahim 37'deki "beytike'l-muharrem" bir yapıdan bahsetmiyor öyleyse. İbrahim ve ailesinin Kenan'daki (Şalem/Uruşalim/Yeruşalayim) yeni yaşam alanı burası.

Published: April 24, 2026 12:52

🔥 ⬆️ İbrahim'in Mekke'ye gitmediği ve Kabe'yi yapan kişi olmadığını Kur'an ayetlerinde açıkça görüyoruz. Konuyla ilgili olduğu varsayılan bazı ayetleri değerlendirmemiz isteniyor. Ara ara bunu yapalım öyleyse. Klasik kaynaklara bakarak ve geleneksel…

~ 51 additional posts are not shown ~